Kaydet
a- | +A

Bir gün de müftülükte bir hâdise olmuştu. Benimle ilgili olmalı ki üzülmüştüm.

Nihâyet akşam oldu.

Birlikte vapura bindik.

Ekserî vapurun altına iner, orada otururduk.

O, öyle isterdi.

O günkü hâdiseden dolayı moralim bozuktu.

Üzüntüm devam ediyordu.

Suratım da asıkmış gâliba.

Bir ara bana bakıp;

"Abdüllatîf! Sen şimdi on defâ 'Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm' de, ferahlarsın" buyurdu.

"Peki" dedim.

Ve okudum.

Onun emriyle okuduğum için midir bilmiyorum, moralim düzeldi.

Ferahladım.

? ? ?

Bir gün kendisine;

"Efendim, insanlar neden ölmek istemez?" diye sordum.

Cevâbında;

"Çünkü o insanlar dünyâlarını mâmur, âhiretlerini harâb ettiler. İnsan, mâmur yerden harap bir yere gitmek ister mi?" dedi.

? ? ?

Bir gün de bir evde oturuyorduk.

Ahmet Mekkî Efendi de vardı.

Bir genç nasîhat istedi.

Ona sevgiyle bakıp;

"Evlâdım! Dost düşman, herkesi güler yüz ve tatlı dille karşıla. Hiç kimseyle münâkaşa etme, herkesin özrünü kabul et. Kabâhatlerini affedip zararlarına karşılık yapma" buyurdu.

ÖNE ÇIKANLAR