Kaydet
a- | +A

Yemen evliyasından "Alevî bin Ali" hazretleri, bir günkü sohbetinde; - Kardeşlerim, hüsn-ü zan sahibi olun. Müminlere su-i zan etmeyin!buyurdu. Cemaat; - Hiç mi su-i zan etmeyeceğiz? dediler. - Evet, buyurdu. Sonra şöyle izah etti meseleyi: - Mesela bir Müslümanı meyhaneden çıkarken gördünüz değil mi?

- Evet efendim. - Hemen kötü düşünmeyin hakkında.

- Ama efendim, adam meyhaneden çıkıyor. Nasıl hüsnü zan edebiliriz ki? dediler. - Olsun, buyurdu. Orada bir işi vardır belki. Onun için gitmiştir. Öyle düşünün.

- Peki efendim ağzı şarap kokuyorsa? - Olabilir, buyurdu. Bir ilaç almıştır ve kokusu şarap kokusuna benziyordur belki.

Sallanarak yürüyorsa? - Yürürken sallanıyorsa peki? - Ayağı uyuşmuştur. Yalnız sarhoşlar mı sallanır? Şöyle bitirdi: - Velhasıl dinimizde hüsn-ü zan esastır kardeşlerim. Ama herkese değil, Müslüman olanlara.

*** Bir gün de bazı sevdikleriyle sohbet ederken; - Kardeşlerim, mümin için her şey nimettir, buyurdu. - Nasıl? diye sordular. Buyurdu ki: - İnsanlar, ya iyi hadiselerle karşılaşır her gün, ya da kötüleriyle, öyle değil mi? - Evet efendim, dediler.

Ya nimet, ya musibet - Yani ya bir nimet gelir insana, ya da musibet, değil mi? - Evet. - İşte mümin, bu her iki halde de kazançlı çıkar. - Nasıl kazançlı çıkar? dediler. Buyurdu ki: - Çünkü nimet gelince şükreder, sevap kazanır. Musibet gelince sabreder, yine sevap kazanır.

Ve ekledi: - Mümin, kendisine ne gelirse, "Rabbimin ihsanıdır" der, beğenir. Hatta beklediği, özlediği şeymiş gibi sevinçle karşılar.

- Bela gelse de mi? dediler. - Evet, buyurdu. Bela da gelse, ekşitmez yüzünü. Zira bilir ki, Rabbinden gelmiştir o. Allah''tan gelen her şey nimettir onun için.

> E-mail: abdullatif.uyan@tg.com.tr Tel: (0 212) 454 38 10 Fax: (0 212) 454 38 29