Kaydet
a- | +A

Bir kimse, on dînî meseleyi bir kâğıda yazıp Abdülhakîm Arvâsî hazretlerine sormak için gelip girdi Bayezit Câmiine.

Büyük velî vaaz ediyordu.

Gidip karşısında oturdu.

Mübârek, onu görünce;

“Bâzıları bâzı dînî meseleleri merak eder” buyurup, birer birer îzah etti bu on meseleyi.

Onuncuyu îzah edip bitirince;

“Şimdi kaldığımız yerden dersimize devam edelim” buyurdu.

Ders bitti nihâyet.

Abdülhakîm Arvâsî hazretleri dışarı çıkarken o kimsenin yanına geldi ve “On meseleyi şimdi öğrendin mi?” diye fısıldadı kulağına...

● ● ●

Abdülhakîm Efendi, Sinanpaşa Câmiinde vaaz edip çıktığında bir saray arabası gördü kapıda.

İçinden kibar bir bey indi.

Kendisine yaklaşıp dedi ki:

“Efendi hazretleri! Sultân Vahîdeddîn, zât-ı âlinizi iftâr için saraya çağırıyor...”

Birlikte saraya geldiler.

İstanbul''un en mümtaz hoca, vâiz ve imâmları oradaydı. Sermuhâsip ayağa kalkıp;

“Efendiler! Sultânımızın size selâmları var. Şu anda bütün Anadolu halkı düşmanla çarpışıyor. Onlara duâ etmenizi ricâ ediyor” diye seslendi.

Abdülhakîm Efendi, bu dâvâya sarılmış ve çok insanı Anadolu’ya göndermiştir...