Mısır evliyasından Abdülvehhab-ı Mısrî hazretleri, geceleri uyumaz, sabahlara kadar ibadet edip gözyaşı dökerdi hep.
Bir gün yakınları; - Niçin uyumuyorsunuz? diye sordular. Cevabı enteresandı: - Cehennemin harareti uykularımı kaçırıyor. - Nasıl yani? - Cehennem, yakmak için insan beklerken nasıl uyunur ki? Ahirette olacak şeyleri düşündükçe rahatım kaçıyor.
- Neler düşünüyorsunuz? - Önce kabir suallerini düşünüyorum. - Nasıl cevap veririm? diye mi?
"Halim nice olur?"
- Evet. Ya cevap veremezsen halim nice olur kabirde? - Sonra? - Mahşeri düşünüyorum. - Ne diye? - Mizanda sevabım mı ağır gelir, yoksa günahlarım mı?
- Başka? - Amel defterimi düşünüyorum. - Nasıl? - Hangi taraftan verilir diye düşünüyorum. Sağımdan mı, yoksa soldan mı?
- Sırat''ı da düşünüyorsunuz herhalde. - Tabii ki. O köprüden selametle geçebilecek miyim? diye çok korkuyorum. - Ve bu korkuyla uykularınız kaçıyor? - Evet, bunun için uyuyamıyorum işte.
??? Bir gün de; - Hocam, Allahü tealanın biz kulların ibadetine ihtiyacı var mı? diye sordular. Buyurdu ki: - Hayır. Allahü teâlâ, kullarının ibadetine muhtaç değildir.
- Ama biz muhtacız değil mi hocam? - Elbette. Asıl bizim ibadet yapmaya ihtiyacımız var.
Böyle kıymet kazanırız - Çünkü kulun, Allahü teâlâya muhtaç olmadığı bir an yoktur.
- İnsan ne ile kıymet kazanır hocam? - Rabbine ibadet etmekle.
??? Bir gün de sohbetinde, - Kardeşlerim, buyurdu. Bütün insanlar Allahü tealaya iman edip itaatli kul olsalar, cenab-ı Hakkın büyüklüğü artmaz.
- Hepsi inkâr edip günahkâr olsalar? - O zaman da büyüklüğünden bir şey eksilmez. - Yani ibadetlerin faydası bize mi hocam? - Elbette. İbadetlerinin Allahü teâlâya hiçbir faydası yoktur ve olamaz.

