Kaydet
a- | +A

Anadolu''da yetişen âlim ve evliyadan "Sarı Hoca", bir sene oğullarını çağırıp; - Eşyamızı hazırlayın. Hicaz''a gidiyoruz! buyurdu. Oğulları;

- Peki babacığım! deyip, sevinç içinde hazırlığa koyuldular. Yöre halkına da haber verilmişti. Şehir dışında, büyük bir ziyafet verildi o gün. Yemekten sonra, Sarı Hoca herkesle tek tek vedalaşıp, helallık diledi. Tam yola çıkmak üzereydi ki, tekrar çağırdı oğullarını ve; - Eşyaları toplayın! buyurdu. Geri dönüyoruz. Çocuklar şaşırmışlardı. - Hayırdır babacığım, ne oldu? - Hicaza gitmekten vazgeçtik. Kasabaya dönüyoruz!

- İyi ama herkesle vedalaştınız. Ne oldu şimdi?

"Gitmemize izin yok" Buyurdu ki: - Hiçbir şey olmadı. Ancak gitmemize izin yok.

Hiçbir şey anlamamışlardı. - İzin mi yok? Nasıl yani? - Rabbimize kavuşma vakti gelmiş çocuklar. Hicaz''a gidecek kadar ömrümüz kalmamış.

Gençler, çaresizce büktüler boyunlarını ve; - Başüstüne babacığım, deyip topladılar eşyaları. Hakikaten kasabaya döner dönmez hastalandı mübarek. Üç gün sonra da vefat edip kavuştu Rabbine. *** Bir gün de; - Kardeşlerim, insanın en büyük düşmanı kendisidir, buyurdu. Dinleyenler şaşırdılar. - İnsanın düşmanı kendisi midir? - Evet, buyurdu.Herkes düşmanı dışarıda arar. Halbuki düşman içeridedir.

"O da kendi nefsidir" - İnsanın içinde öyle bir düşman var ki, bütün düşmanlar, onun yanında hiç kalır. O da kendi nefsidir. - Nefis neden büyük düşmandır? dediler. Buyurdu ki: - Allah öyle yarattı onu. Ama ondan korunmak için kullarına çok mühim bir şey verdi. - Ne verdi efendim? - "Akıl" nimetini verdi. İnsan, aklını kullanarak nefsinin şerrinden kurtulabilir.

- Ya aklını kullanamazsa? diye sordular. Buyurdu ki: - O zaman nefis ona merkep gibi biner ve istediğini yaptırır. Onun için Allahü teala Kur''an-ı kerimde, "Ey akıl sahipleri!" diye hitab ediyor müminlere.