Kaydet
a- | +A

Eylül ayları, sadece okulların açıldığı masraf ayları değil, genellikle basında ve tabii görsel medyada yeni yayın dönemlerinin ve atılımların başladığı bir taze başlangıç fırsatı olagelmiştir. Uzun, sıcak yaz tatillerini bir vesile geçiştiren yayın organları, Eylül''ü bir takım yeniliklerle karşılarlar. Tüm yaşantımızı değiştiren ve bütün hesapları yeniden yapma noktasına getiren son deprem felaketi ve tabii onun yol açtığı ekonomik yeni sıkıntı süreci, medyadaki atılım ve yeni yayın dönemi hazırlıklarını da menfi yönde etkilemiş görünüyor. Bazı büyük kuruluşlar, Eylül''de yayına hazırladıkları yeni projelerini askıya almışlar. Kimi projeler ise ertelenmiş. Ve tabii asıl endişe veren ise personel çıkarmalarının yeniden başlamış olması.

Ege''de artçı deprem Bu arada arkasında koca Yaşar Grubu ve Ege''nin ünlü sanayicileri bulunan Gazete Ege yayın hayatına nokta koydu ve 150 gazeteci isşşiz kaldı. Bu gazetecilerin bir bölümü, Sabah''ın güçlendirilen Ege nüshalarında görevlendirildi. Ama işsiz gazeteciler ordusuna yenileri de katıldı.

Star Antalya matbaası Yayına başlarken yurt çapında matbaalar açan Star Gazetesi, Trabzon''dan sonra Antalya''daki tesislerine de kilit vurdu. Geçtiğimiz hafta çalışanlara bir duyuru yapılarak matbaanın kapatıldığı bildirildi ve "kendinize iş arayın" denildi. Sabah gazetesinde de geniş bir tasfiye yapılacağı belirtiliyor. Bu arada, gazetenin ve ATV''nin iki ay içinde tamamlanması beklenen Nişantaşı''ndaki binaya taşınması kesinleşti. Yeni yerleşim yeri Nişantaşı Şişli Terakki Lisesi''nin karşısında. Şimdiki binanın ise kiralanması veya satılması kararlaştırılmış. Doğuş Grubu''nun Kanal E''yi satın aldığı haberini daha mürekkebi kurumadan geçen hafta duyurmuştuk. NTV''nin yanı sıra, Kanal D''de de bir miktar hissesi bulunan Doğuş''çular üç televizyonla, birinci sıraya kuruldular.

Onursal, Sabah''ı neden terketmiş Sabah Grubu''nu Ankara''da ayakta tutan kişilerden birisi olan Yavuz Onursal''ın ani bir kararla Star Grubu''na transferi çeşitli söylentileri de beraberinde getirdi. Dinç Bilgin''le yaklaşık otuz yıllık yakınlığı olan Onursal''ın böylesine sessiz sedasız gruptan ayrılması, ister istemez pek çok olasılığı da gündeme getiriyor. Bir kulis yazarımız Uzanların Osmanlı Bankası''nı Şahenk''ten devraldığını, Şahenk''in de Milliyet''i sahiplendiğini ileri sürüyor. Yazar, Çukurovalıların Show TV''sini de Halit Cıngıllıoğlu''nun sahiplendiğini duyuruyor.

"CNN Türk"ün açılışı CNN Türk''ün 14 Eylül''deki muhteşem açılışı da ekim ayının ilk haftalarına ertelendi. Deprem nedeniyle meydana gelen bu ertelemeye rağmen her türlü hazırlığın yapıldığı ve yayına çok iddialı girileceği belirtiliyor. Daha önce açıklandığı gibi açılışı, kalabalık bir CNN ekibinin de katılımı ile Cumhurbaşkanı Demirel''in yapması bekleniyordu. Ama ekim açılışı törensiz olacak ve daha sonraki bir tarihte tören yapılacakmış... TGRT''de yapılan bir değişiklikle Haberden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığına Mehmet Soysal getirildi. Daha önce bu görevi yürüten Ünal Sakman ise Yayın Koordinatörü olarak Türkiye Gazetesi''ne döndü. Sakman TGRT''ye gitmeden önce de aynı görevde bulunuyordu.

İlginç mahkeme kararı Star Gazetesi hafta içinde sürpriz bir mahkeme kararına konu oldu. Gazetenin kuruluş beyannamesinde belirtilen idare yeri adresinin yanlış olmasını gerekçe gösteren ikinci Asliye Mahkemesi, gazetenin yayınının durdurulmasına karar verdi.

Söz Star''dan açılınca, depremi en fazla hisseden şirketlerden birisi de Uzanlar oldu. Milli felaket nedeni ile maçların ertelenmesi, naklen yayınları elinde bulunduran grubu fena etkiledi.Teleon dekoderlerinin satışı neredeyse durdu gibi. Sadece maç nakli için dekoder almakta insanlar biraz çekingen davranıyor. Grup, maç yayınları yanında alternatif programlar yayını konusundaki çalışmalarını bitirmek üzere.

Askerden teşekkür Kanal 6''ya verilen bir haftalık kapama cezası sonrası medyaya karşı başlatılan eleştiri sürecinde, haberleşme özgürlüğünü savunan ve haksız suçlamalara karşı çıkan 37 yazara Türkiye Gazeteciler Cemiyeti birer yazı ile teşekkür etti. Ama en anlamlı teşekkür Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Özbek''ten geldi. Medya düşmanlığının sansürü hortlattığı bir dönemde, komutan : "Basın bizlere de bazı işaretler vermekte. Bunları ciddiyetle ele almaktayız" diyerek, zaman zaman kendilerine de yöneltilen çok haksız suçlamalara karşılık, basın özgürlüğüne olan inancını sergiledi.

Bizimkiler dertli Televizyon kanallarının pahalı dizi yapmama kararı da devam ediyor. Bu karardan bazı sevilen yerli diziler de etkilenecek gibi. Ekranın sevilen yerli yapımlarından ikisi de yeni yayın döneminde gidecek yer bulamamanın sıkıntısını yaşıyor. Uzan Grubu Teleon nedeniyle bütçe kısıtlamasına gidince Star''ın "Küçük Besleme" ve "Bizimkiler" adlı dizileri ortada kaldı. Bizimkiler dizisinin yapımcı ve senaristi Umur Bugay "Star''ın kapısı bize kapandı" diye açıklama yaptı ama dizinin yeni dönemde hangi kanalda yer bulacağı henüz belli değil.

''Haberci''lik bitmez! Sanatın, en olumsuz şartlarda bile nasıl yaşamak zorunda olduğunu vurgulayan ve genelde tiyatrocuları anlatan "Perde kapanmamalı" deyimi, büyük felaket sonrasında yaşanan kimi gelişmelerle "Habercilik devam eder" sözünü de gündeme getirdi. Kocaeli''de, Tanzel Ünal''ın yerel gazetesi yaşam çabaları yanı sıra, Yalova''da 37 yıldır yayınlanan günlük Haberci Gazetesi''nin öyküsü bu deyimin en canlı misali. Gazetenin Haber Müdürü Burhan Kazmalı depremde 11 yakınını kaybetti. Gazete binası ağır hasar gördü. Ancak gazetenin sahibi Hikmet Yurdagül "Habercilik bitmez" dedi ve yayına devam kararı verdi. Önce içine girilemeyen gazete binasındaki bilgisayarlar tehlikeli bir manevra ile Çınarcık yolu üzerindeki bir benzin istasyonunun yağ reyonuna taşındı. Burada dizgisi yapılan gazete Bursa Olay gazetesi tesislerine götürülerek basılıyor ve Yalova içindeki bazı noktalara bırakılarak ücretsiz olarak okuyucusuna ulaştırılıyor. Daha önce sekiz sayfa olarak yayınlanan gazete şimdilik dört sayfa basılabiliyor.

Bilişim Medyasında yeni bir soluk PC World dergisi ile Türkiye dergi piyasasında hatırı sayılır bir yer edinen ve Amerikalı grubun son derece heyecanlanmasına yol açan İhlas Bilişim Grubu yeni bir yayını daha devreye sokuyor: Computerworld Dergisi. Computerworld dergisi, Türkiye''de bilişim alanında uzun yıllar boyunca önemli bir yere sahip bir dergiydi. Dergi, yaşadığı mali sıkıntılar sebebiyle geçtiğimiz Ekim ayında yayınına son vermişti. PC World ve Computerworld''ün de aralarında bulunduğu yüzlerce yayının sahibi olan IDG Inc. ile İhlas Matbaacılık Gazetecilik Yayıncılık A.Ş. lisans anlaşması imzalanması sonucu, Computerworld dergisi yeniden Türk okuyucularının karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Computerworld haftalık periyodlarla yayınlanacak ve bilişim sektöründeki profesyonellere kontrollü abonelik sistemi ile ücretsiz olarak ulaştırılacak. İhlas Magazin Grubu bünyesinde, İhlas Bilişim Yayınları adıyla yeni bir yapılanmaya gidecek olan İhlas Matbaacılık ve Ticaret A.Ş., bilişim yayıncılığında bir numara olmayı hedefliyor. Şirket yetkilileri, önceki yayıncının iflasıyla zor durumda kalan ve reklam alacakları bulunan firmaların mevcut haklarının korunacağı müjdesini de verdiler.

Dergicilikte İhlas ağırlığı İhlas Matbaacılık Gazetecilik Yayıncılık A.Ş., aralarında PC World''ün de bulunduğu 20''den fazla yerli ve yabancı yayın çıkarıyor. IDG ise 75 ülkede toplam 290''dan fazla yayınla her ay 90 milyonun üzerinde okur tarafından takip ediliyor ve bu alanda dünya çapında en güçlü kuruluş olarak gösteriliyor. İki şirket arasındaki işbirliği, yakın gelecekte bilgi ve iletişim teknolojileri medyasında yeni gelişmelerin de habercisi.

KIRAN KIRANA Uzmanlara göre, artçı depremler bir süre daha devam ettikten sonra etkisini kaybedecek ve özlenen sükunete tekrar kavuşulacak inşallah. Ama , Hıncal Uluç''un kavgalarının ne zaman biteceğini kestirmek uzmanlar için de kolay değil. Geçmişte spor yazarları ve spor adamları ile yaptığı kavgalar dillere destandır. Uluç, özellikle deprem sonrası da, eğlence yerlerine yasaklar getiren İçişleri bakanına, daha doğrusu bakanın ünlü genelgesine taktı.

Uluç-Tantan ve diğerleri Günün mana ve ehemmiyeti içinde, kamuoyunun da bir ölçüde onayını alan yasaklamalar konusunda, kendi ifadesi ile "Çoluğu çocuğu ile sessiz bir kesim"in avukatlığına soyunan Uluç, özellikle güney illerindeki turistik tesislerin, getirilen yasak yüzünden bir ay erken kapatılması nedeniyle göreceği zararları gündeme getirerek, yasak genelgesinin kaldırılmasını talep etti. Uluç''un, bir cephesi ile haklı itirazları, felaket sonrasının duyarlı ortamı içinde hemen tepki çekmekte gecikmedi. Ve bir kısım köşe yazarları da, hem yasağı savunmaya, hem de Uluç''u eleştirmeye başladılar. Uluç''u en fazla üzen eleştiri ise, sık sık övdüğü Savaş Ay''ın yazdıkları oldu. Ay, millet depremin acıları ile kıvranırken, Sabah yazarının, eğlencecilerin hakkını savunduğunu ileri sürerek "Hıncal ağabey deprem bölgesine gelsin de ondan sonra yazsın" deyince kıyamet koptu.

Savaş''ı, abi demesi de kurtaramadı Hıncal Uluç, hemen ertesi gün ağır bir yazı döşendi ve "Bir depreme başka bir deprem eklemeyelim" dedikten sonra "Savaş Ay sanıyor ki, acıları hissetmiyorum da ondan yazıyorum. O acıları benim gibi hisseden kaç kişi var" diye kendini savundu. (Uluç bir gün sonra da, Savaş''ın TGRT için yaptığı depremle ilgili bir yayını bir güzel eleştirip artçı sataşmalarını sürdürecekti.) Özellikle, bir köşe yazarının kendisine şerefsiz demesine ve "Barları gezer, bedava içki içer, onun için onların haklarını savunur" diye nitelemesine adamakıllı içerlediği anlaşılan yazar "Akılları almıyor ki, içki sevmeyen, hayatında içki içmeyen Hıncal''ın içkili adamın sohbetinden de hoşlanmadığı için barlara adım atmadığını, gürültüyü hiç sevmediği için asla diskolara gitmediğini" dedikten sonra, arasıra Pasha''nın restoranına gittiğini, ama müzik başlamadan ayrıldığını ileri sürüyor ve asıl bombayı patlatıyordu. Uluç "Ben sıcağı da sevmem. Bu yüzden hayat boyu yaz aylarında güneyde tatil yapmadım. Side''de 1968''de anahtarı bana teslim edilen bir kooperatif evim var. Otuz yılda ne kadar kaldım bilir misiniz? Yazı ile bir gece.. İşte anahtarı.. Kim organize ediyorsa, yerleştirsin bir depremzede aileyi" diyerek, yazlık konutunu depremzedelere açan ilk köşe yazarı oldu. (Darısı diğerlerine) Konut gitti ama kavga bitmedi. Ertesi gün meşru müdafaa hakkını kullanan Savaş Ay yine "Abi" ve "Hoca" hitabıyla, Hıncal Uluç''u "Cehaletin bu kadarı ancak tahsille mümkün" atasözüyle ve kendi delikanlı üslubu içinde bir güzel hırpaladı. Savaş''ın, yazısında kendisinden çok, Hıncal''ın diline doladığı bir başka meslektaşını koruması ise, meslek dayanışması açısından oldukça manidardı..

Altaylı-Gökçe muharebesi Köşe savaşlarının bir başka cephesinde de Fatih Altaylı var. Deprem sonu ekonominin durumu konusundaki tahminler çelişince, çeşitli tahminlere destek veren köşe yazarları da birbirlerine düştüler. Fatih Altaylı, ekonomiye deprem maliyetini düşük gösterdiği ve bankacıların faiz yükseltmelerini savunduğu iddiası ile, bir zamanlar birlikte çalıştıkları Deniz Gökçe''yi işin içine cemaziel evvelini de karıştırarak ağır biçimde eleştirdi. Hem de şu ifadelerle:

"Adı Deniz Gökçe. Ekonomiden anlamadığımı yazıyor ve bir araba hakaret.

Ben de Deniz''i tanırım. İyi bir tosundur. Cumhuriyet Gazetesi''nde yanımıza gelmişti.

Basketboldan anlar diyorlardı. Basketbol yazmaya çalışırdı. Sonra ortaya çıktı ki, kavgadan anlarmış. Şöhret olabilmek için o dönemin en önemli spor yazarı olan Hıncal Uluç''a çatmaya başladı. Sonra herkese. Spor yazarlığında pek ciddiye alınmadı. Baktı ki böyle olmayacak, banka patronlarının yanında gezmeye başladı.

Gazeteden gazeteye, banka patronlarının emriyle gezdi. Gezsin, oradan para kazanıyor. Fakat benim zarar ziyandan söz etmeme niye kızmış anlamadım? Doğru, ekonomist değilim. Hele onun anladığı ekonomiden hiç anlamam. Fakat gazeteci olduğum için sorup öğrenmeyi bilirim. Yazdığım zarar tahmini, sorarak öğrendiğimdir. Fakat galiba Deniz Gökçe''yi asıl kızdıran benim tahminde bulunmam değil. O benim ''''Depremin ertesi günü faizleri yükselten şerefsiz kim?'''' soruma bozulmuş. Kusura bakma Tosun Hoca. Bu kadar kızacağını bilseydim, faizleri kimin yükselttiğini sormazdım. Anlaşılan oradaki şerefsiz sıfatı canını acıttı."

Gökçe de ağzını bozunca... Deniz Gökçenin cevabı ise iki gün sonra geldi. Gökçe

"Baban yaşındaki, daha dün abi diye etrafında dolaştığın Deniz Gökçe''ye tosun demekle, şerefsiz demekle, kenef duvarı edebiyatı ile bir yere varamazsın..." diye yazdı. Aslında cevap daha uzundu. Fakat üslup öylesine rahatsız ediciydi ki, gerisini iktibas edemedik. Aslında köşe savaşları çok cepheli devam ediyor. Kimi husumetler son felaketler nedeniyle yeniden alevlendi. Eski defterler açılmaya başlandı. Ama yerimiz daraldı. Diğerlerini de, (görünen o ki , kolay kolay sona ermeyecek) önümüzdeki haftalarda gündeme getiririz.