Kaydet
a- | +A

Medya dünyası ekim ayına da oldukça hareketli başladı.Yeni yayına girecek kanallar, birleşmeler, bütün gücü ile süren promosyon kampanyaları,değişen satış ve reklam dengeleri ve nihayet alışkanlık haline gelen personel çıkarmalarla (Cumhuriyet''te onbir kişi daha işten atıldı) yoğun bir iç gündem yaşıyor medya insanları.

Geçen haftanın gelişmelerini anlatırken, rakip dağıtım şirketine geçen Doğan Grubu''nun Posta gazetesinin durumunu anlatırken "Yoksa satıldı mı" demiştik. Satilmamış. Sadece, son kampanyalar sırasında terazinin bir kefesi iyice ağır basmaya başlayınca, başlangıç uzlaşmasına uygun olarak, bu kefeden alınıp öbürsüne konulmuş ve muvazene sağlanmış.

Dağıtımda Star depremi Gazete dağıtım dünyası dün "öncü" bir depremle sarsıldı. Büyük ihtimalle de asıl büyük deprem arkada. Birleşik Basın Dağıtım içinde izole edilecekleri yolunda endişeye kapılan Uzanlar, paketçisinden, genel müdürüne tüm elemanları kendilerine bağlayınca, BBD''nin içi boşaldı. Uzanlar, dağıtımı kendi adlarına yürütmeye hazırlanıyor, Tüm çalışanlarını bir anda kaybeden BBD eski üyelerini toparlamak için yoğun bir çaba içinde. Dağıtımda meydana gelen bu şok gelişmenin nasıl sonuçlanacağı merak konusu. Ama kesin olan, bir büyük kavganın başladığı.

Rekabet Kurulu inceliyor Cumhuriyeti çıkaran Yenigün şirketinin "Haksız rekabet" başvurusu iki haftadır Rekabet Kurulu''nda görüşülemiyordu. Nihayet hafta başında kurul bir ön görüşme kararı alabildi. Bakalım devamı nasıl gelecek

Yabancı ortak rahatsız olunca Doğan Dergi Grubunun başına getirilmesi büyük sıkıntılara yol açan ve personelin bir süre yemek boykotu yapmasına da neden olan Yalçın Balcı, geçtiğimiz gün, dergilerin başından alındı. Ama Balcı''nın alınmasına personelin değil, grubun yabancı ortağı Rizzoli Grubu''nun temsilcilerinin rahatsızlığının sebeb olduğu ileri sürülüyor.

Zeynep Göğüş''ün istifası Bir başka gelişme ise Sabah Gazetesi''nde yaşandı. Ufuk Güldemir''in genel yayın müdürlüğüne getirilmesi üzerine Zeynep Göğüş masasını topladı. Bilindiği gibi Güldemir ile Göğüş arasında, temelinde meslek haysiyeti tartışması yatan bir sürtüşme yaşanmıştı. Güldemir, Göğüş''ün evinde, dostlar arasında yaşanan bir espriyi (Hasan Cemal''in şaka kabilinden başına örttüğü başörtüsü ile gösteren bir özel fotoğrafı,) gazetesine basarak bir özel toplantıyı kamuoyuna maletmiş ve Göğüş de, meslek ahlakına sığdıramadığı bu davranış nedeniyle onu eleştirmişti. Zeynep hanım, eleştirdiği gazeteci ile aynı gazeteyi paylaşmak durumunda kalınca, istifasını verdi.

Alpata yuvaya döndü Sedat Ergin artık NTV''deki "Kapalı kapılar ardında" programına katılmıyor.

Ayrıca Ecevit''in ABD gezisine de katılmamaştı. Ergin''in Hürriyet''te önemli bir göreve getirilmek için İstanbul''a çekilmesi söz konusu. Ecevit''in gezisine ise rahatsızlığı nedeniyle katılamamış. Star''dan ayrılan eski Hürriyet''çi Vahit Alpata da yuvasına döndü. Alpata Hürriyet''te danışmanlık yapacak

Zaman yine promosyonlu Geçtiğimiz aylarda, kamuoyuna bir deklarasyon yayınlayarak "Artık promosyon değil sadece gazete vereceklerini" açıklayan Zamancılar, tirajları 150 binin altına düşünce tekrar promosyona döndüler. Mahmut Cebi''nin genel yayın yönetmenliğine getirilmesi ile kültürel ağırlıklı promosyon atağı da başlatıldı. 4 ay sürecek promosyon kampanyasında iki ciltlik Osmanlı Devleti Tarihi verilecek. İkinci etapta ise Osmanlı Medeniyeti Tarihi verilecek. Bu arada Zaman Gazetesinin hamle yapabilmek için fikri yapısına uygun işadamlarına hisse devrine hazırlandığı ve taze kan arayışının devam ettiği de ileri sürülüyor.

Kanal 9 satıldı mı? Medya kulislerinde Mustafa Yaprak''ın sahibi olduğu Kanal 9 için Balkaner ve Bayındır Gruplarıyla pazarlıklar yaptığı ve kanalı Bayındır''a yakın bir isme devrettiği konuşuluyor. Devir işlemlerinin kesinleşmesi ise haftabaşını bulacakmış.

Yeni bir kadın dergisi BirNumara yayın kuruluşunun yeni bir kadın dergisi çıkarmaya hazırlandığı belirtiliyor. Proje kapsamında, dış kaynaklı üç kadın dergisi ile görüşmeler yapıldığı da gelen bilgiler arasında. Bu arada tasarruf politikası doğrultusunda, dışarıdan istihdam cihetine gidilmeyeceği, yeni dergi için personelin grup içinden kaydırılacağı da söyleniyor.

Medyanın gücü Haftanın iki olayı medyanın gücü konusunda oldukça manidardı. Arena''da yayınlanan görüntüler ve başarılı gazetecilik sonrası Kızılay genel başkanı giderken, Kanal D''den naklen yayınlanan bir rehine olayının, biraz da habercilerin gayreti ile tatlı sonuca bağlanması

dikkate değerdi.

CNN TÜRK Nihayet... Doğan Medya Grubu ile Time Warner Grubu''nun ortaklığı ile oluşturulan CNN Türk kanalı nihayet hafta başı, 11 Ekim''de yayına başlıyor. ABD dışında ünlü haber kanalının ilk ulusal ortaklığı olma özelliğini taşıyan kanal 80 kişilik haberci,30 yapımcı, 60''I aşkın teknik kadro ve 20 program yapımcısı ile Türk seyircisine merhaba diyecek. Kanal hergün 24 saat yayın yapacak. Bunun üç saatinde talk şov tarzında tartışma proğramları yer alacak. Kalan 21 saat ise, her yarım saatte bir haber bülteni, ardından 5 dakikalık future programları, ardından hava raporu, ekonomi ve spor haberleri olmak üzere, ve devamlı yenilenerek haber yayınına ayırılacak. Kanalın yeniliklerinden birisi ise habercilerin kendi haberlerini hazırlayıp sunabilecekleri bir sistem getirmesi olarak belirtiliyor. Yayın müdürü Boratav "Bu kanal yalnızca habercilik açısından değil, yeni kuşak muhabir yetiştirme açısından da örnek olacak " diyor.

Sıradaki "CNBC Türk" mü? CNN Türk nasıl bir performans sergiler, onunla birlikte başlayacağını umut ettiğimiz yeni habercilik anlayışı "Muhtar" tipi habercilik anlayışımızı ne ölçüde ıslah eder zaman gösterecek. Ama yakın bir gelecekte CNBC Türk kanalının da devreye gireceği kesin. Bu konuda, Doğuş grubu ile CNBC arasındaki pazarlıklar bitti gibi. Grubun yeni kanalı Kanal E, kısa bir hazırlık devresinden sonra ikinci yabancı destekli haber kanalımız olmaya hazırlanıyor. Kanalın hedefleri de Türkiye ile sınırlı değil ve tüm Kafkasları da kapsıyor. Grup, CNN Türk''e karşı NTV''yi de takviye etti. Yani önümüzdeki günlerde kıyasıya bir rekabet var. Bu arada NTV ilk defa milli oldu. RTÜK, resmi makamlardan aldığı bilgileri yayınladığı için kanala bir gün kapatma cezası verdi!

Böyle şeyler bizde olmaz Bir gazetemizin manşetine çıkardığı bir haber ve ertesinde gündeme gelen sert tartışmalarla, karşılıklı suçlamalara neden olan ve nihayet Türkiye Gazeteciler Cemiyeti''ne, "Maksatlı yalan habercilik tasvip edilemez" açıklamasını yaptırtan olaylarla ilgili olarak, şu aşamada ukalalık şansımız yok. Hatta olay yargıya da intikal ettiği için aslına bakılırsa, yasal olarak da söylenecek şeyler sınırlı.

Ama içinde haber ve şantaj kelimelerinin bol bol geçtiği bu olaylar bize, bir zamanlar Fransa''da yaşanan ve Cemiyetimiz tarafından "Fransa''daki basın rezaletleri" başlığı ile yayınlanan bir kitabı hatırlattı. Kitap, İkinci Dünya Harbi sırasında Paris''te yayınlanan 3 milyon trajlı Paris Soir gazetesinin yazıişleri müdürü iken ABD''ye kaçan gazeteci Pierre Lazareff''in anılarından ve günlük notlarından oluşturulmuş.

Kitaptan, haberin ve haberciliğin nasıl bir silah gibi kullanılabileceğini anlatan iki küçük örneği ilginize sunarken hem yasal hem de ahlaki kaygılarla bir de hatırlatma yapmak istiyorum. Aşağıda okuyacağınız iki olay elli yıl öncesinin Fransa''sında geçmiştir ve günümüz Türkiyesi ile dolaylı da olsa bir irtibat aramak haksızlıktır.

Beyaz sakallı banker "...Bir gün sömürgelerle iş yapan zengin bir bankere, kendisini bir gazete müdürünün görmek istediği haber verildi. Birkaç defa kabul etmediği bu adamı banker yine görmek istemedi. Fakat kapısının önünde bir patırtı oldu ve gazeteci kapıcıyı iterek odaya daldı. Bankere "Bir saniye müsaade edin, sonra isterseniz, belime bir tekme vurup beni kapı dışarı atabilirsiniz. Yalnız size şunu haber vereyim ki tutuklanmak üzeresiniz. Bunu benim mütevazı gazetem değil, büyük sabah gazetelerinden biri yarın ilan edecektir" der Banker kıpkırmızı kesilerek "Defol" diye bağırır ve olayı da unutur. Fakat ertesi sabah Journal gazetesini açtığında beyninden vurulmuşa döner. "Borsada rezalet" başlığı ile büyütülen bir haberde "Beyaz sakallı, sömürge işleri ile meşgul, son zamanlarda bir kitap yayınlamış ve herkesce tanınan bir banker hakkında soruşturma başlatıldığı" anlatılmaktadır. Banker donar kalır, zira haberde çizilen portre tamamıyla onu anlatmaktadır. Şimdi, böyle bir şey olmadığını anlatana kadar, tüm işleri alt üst olacak, tüm itibarı sınırlanacaktır. Banker, kendisini aydınlatacak kimsenin, bu olayı bir gün önceden haber veren gazeteci olacağını düşünür ve onu yanına çağırtır. Sonuçta dolgunca bir para karşılığında çözüm bulunur. Aslında itibarlı bir gazete olan Journal''de ertesi gün, aynı konuda bir haber daha yayınlanır ve, rezalete adı karışan kimsenin, daha önce adı bu işlere karışmış bir eski banker olduğu ve polis tarafından tutuklandığı kamuoyuna duyurulur.

(Lazareff, anılarında tutuklanan eski bankerin ertesi gün serbest bırakıldığını, tezgaha karışan aracı gazeteci, Journal''ın haber müdürü ile polis amirinin beyaz saçlı bankerden alınan parayı aralarında bölüştüklerini yazar)

Portakalın faydaları Bir gün haber müdürü beni yanına çağırdı ve "Son zamanlarda hale gelen portakallar arasında çürükler varmış. Ayrıca, portakal sanıldığı gibi sağlığa yararlı bir meyve değilmiş. Bunu doktorlar da onaylıyor. Bir soruştur bakalım. Bu işte bizim savunmamız gereken halkın sağlığıdır" dedi ve ilave etti "Bu işin sonunda bana bir ziyafet bile ısmarlayacağına eminim" Biraz da bu son cümle ile işin içinde bir başka şeyler olabileceğini hissettiğim için görevi kabul etmedim. Üç gün sonra bir arkadaşım "Haberin var mı? Portakalların zararı hakkında hatırına gelmez keşiflerde bulunuyorum" dedi. Anladığım kadarı ile görev ona verilmişti. Ama bir hafta kadar sonra gazetede, ünlü bir doktorun anlattıkları ışığında portakalın ne kadar leziz bir meyve olduğunu ve yetmişiki derdin devasını içinde sakladığını anlatan bir haberi gazetede görünce şaşkına döndüm. (Lazareff olayın gerisini ise şöyle anlatır. Haber müdürü, portakalın ne kadar zararlı olduğu yolunda hazırlattığı haberi, gazeteye koymak yerine portakal ithalatçıları sendikasına göndermiş. Ve tabii oldukça yüklü bir para karşılığında da bu haberi yayınlamama sözü vermiş...)