Gazetelerin ve gazeteciliğin bu kadar tartışıldığı bir dönem yaşamamıştık doğrusu.. Gerçi özellikle siyasi pek çok mahfilde, gazetelerin eleştirilmesi, mesleğimizin doğası itibariyle kaçınılmaz ise de, bir süredir basının kendisini eleştirmesi oldukça ilginç bir gelişme. Hatta iyi bir gelişme. Umarız zaman zaman özeleştiri sınırlarını aşsa da bu tartışmalar mesleğimize yarar getirecek gibi.
Bu sözlerimize bakıp, gerçekten bir özeleştiri dönemi başladığını da ileri sürmek yanlış. Şimdilik iş polemik boyutlarında ele alınmakla yetiniliyor. Ama dedik ya. Yine de umutluyuz gelecekten. İşte içinde uzun boylu bir polemik olmayınca Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Senatosu''nun toplantısı da yer almadı gazetelerimizde. Meslekle ilgili tartışmaların yapıldığı platforma zaten katılım da az olmuştu. Bu nedenle sonuç bildirisi de gazetelere yansıyamadı. Oysa,Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada "Gazeteci, uzmanlık alanı ne olursa olsun öncelikle gazetecidir. Polis muhabiri, polis veya sözcüsü, spor muhabiri kulüp yöneticisi veya sözcüsü, herhangi bir partiden sorumlu muhabir de parti üyesi ya da sözcüsü gibi davranmamalıdır, bu yönde yayın yapmamalıdır" diye uyarılıyor ve yayınlarda kışkırtıcı davranılmaması isteniyordu. Dediğimiz gibi bu açıklama maalesef gazete sütunlarına yansımadı. Bunun yerine ne yansıdı derseniz, bazı büyük gazetelerimizin bazı köşe yazarlarının birbirlerini spor kulüpçülüğü ile suçlamaları, köşelerinde kulüpçülüğe soyunmaları yansıdı.. Tartışılan diğer olgular ise "ajan gazeteciler"le "ikinci işi gazetecilik olanlar" konusuydu. Temel ilke "Gazeteci her şeyden önce gazetecidir"e inat günümüzde her işi yapan gazeteciler daha bir süre tartışılmaya devam edecek gibi..
Kanal 6 Bilgin Grubu''nda Türkiye''nin ilk özel televizyonlarından Kanal 6''nın dramı nihayet bitiyor mu? Merhum Cumhurbaşkanı Özal''ın mahdumu Ahmet Özal tarafından kurulan ve sonra da başına gelmedik kalmayan televizyon kanalı, son ekran kararmasının ardından Bilgin Grubu elinde tekrar canlandı. Belirtildiğine göre Bilgin Grubu, kanalı değil de onun frekansını almış. Kanalın borçları ve alacakları ise ikinci kez kanalı sahiplenen Ahmet Bey''e kalmış.
Basındaki polemikleri ve tartışmaları bir kenara bırakıp, daha daha neler oluyor derseniz:
Tiraj savaşında son durum Star gazetesinin cep telefonu kampanyası ile yaklaşık ikiyüz bin okuyucu alması üzerine, aynı konuda atağa kalkan grup gazeteleri de cep telefonu promosyonları ile epey okuyucu yakaladılar. Kampanyadan en kârlı çıkan ise Sabah gazetesi oldu. Önceki hafta birinciliği kıl payı Hürriyet''e kaptıran Sabahçılar, geçen hafta arayı açarak ilk sıraya otudular. Cazip imkanlarla verilen cep telefonları yeni okuyucu sayısını olmasa da, satılan gazete miktarını iyice artırdı. Birinciliği Sabah''a kaptırsa da, Hürriyetçiler de hatırı sayılır bir ek tiraj yakaladılar bu son kampanya ile. Hesapları iki dağıtım şirketinin dışında kaldığı için fazlaca kamuoyuna yansıtılamasa da Uzanlar''ın Star gazetesi de yenilediği cep telefonu kampanyası ile yeni okuyuculara ulaşmış görünüyor. Doğan Grubu''nun ikinci büyük gazetesi Milliyet ise amaçladığı rakamlara ulaşamamış görünüyor. Oysa daha birkaç yıl öncesine kadar Milliyet, promosyon konusunda en çok tercih edilen yayın organı idi.. Doğan Grubu, Bilgin Grubu''na kaptırdığı birinciliği yeniden elde etmek için, tam da okulların kapanması arefesinde cep telefonuna ek olarak bir de gençler için bisiklet kampanyası düzenlediler. Kampanya hem Hürriyet hem de Milliyet''te sürdürülecek. Bilgin Grubu ise aynı kampanyayı Yenibinyıl gazetesinde başlatıyor.
Şişkin kadro operasyonu mu? Milliyet gazetesi ile ilgili bir diğer gelişme ise, tenkisat beklentisi şeklinde. Barometre gazetesine göre "Milliyet 2000 projesiyle kadrosunu oldukça genişleten gazete önümüzdeki günlerde personel çıkarmaya hazırlanıyormuş. Tüm birim yöneticilerine Aydın Bey''in imzası ile gönderilen bir yazılı genelgede, çalışanların toplu maaşlarının tesbit edilmesi ve her servisten elde edilen bütçenin yüzde onuna denk gelecek biçimde personel çıkarılması talimatı verilmiş"miş.
Star''da değişiklikler Star Gazetesinin ekonomi servisinde hareketli günler yaşanıyor. Ekonomi Müdürü Mustafa Mutlu artık sadece köşe yazarlığı yapacakmış. Gazete yönetiminin, deprem sonrası Düzce ropörtajları ile büyük sükse yapan Mutlu ile ekonomi servisi arasında yaşanan uyuşmazlık üzerine böyle bir karara varmış. Söylentilere göre ekonominin başına yeni bir isim getirilmeyecek ve servis yazıişlerinin denetiminde çalışmaya devam edecekmiş. Aynı şekilde Kadir Kılıçparlar''ın da yeri değiştirilmiş. Mutlu ile Kılıçparlar''ın eski dostluklarını bilenler bu son ayrılıktan üzüntü duymuşlar.
Sabah''tan çocuk gazetesi Bilgin Grubu''nda çıkarılması düşünülen Yeni İstanbul gazetesi ile ilgili çalışmalar devam ederken Bilgin Yayıncılık bünyesinde bir de çocuk gazetesi çıkarılması için proje geliştirilmiş. Yeni gazetenin hazırlıklarını ise Tevfik Yener yürütüyor.Takvim Gazetesi Genel Yayın Müdürü de olan Yener son olarak Bilgin Yayıncılık Medya Grup Başkanlığı görevine de getirildi. Cavit Tuna ile Gürsel Göncü de Yener''in yardımcılığını yapacaklarmış. Yener ve ekibi Yeni İstanbul ve yeni çocuk dergisinin yanında bir de spor gazetesi projesi üzerinde uğraşıyormuş. Bu arada Sabah Gazetesi ekonomi muhabirlerinden Şelale Kadak''ın işine son verilmiş. Kadak, Güldemir''in yayın yönetmenliği sırasında da birkaç kez yazılarından dolayı uyarılmıştı. Anlaşılan Kadak yeni yönetimle de anlaşamamış. Bu arada Sabah''ın yeni baskı tesisleri ise övüle övüle bitirilemiyor.
Eski Tercüman''dan kalanlar Bir dönemlerin önemli gazetelerinden Tercüman bu günlerde ikisi üzücü üç haberle tekrar hatırlandı. Bunlardan birisi Merhum Kemal Ilıcak''ın oğlu Mehmet Ali Ilıcak''ın dolandırıcılık suçlamasından beraatını konu alıyordu. Mehmet Ali''nin tutuklanma kararını ve yurtdışı gidiş gelişlerini büyük haberlerle duyuran gazetelerimiz bu beraat kararını nedense görmezlikten geldiler. Tercüman''ı çağrıştıran diğer iki haber ise iki kayıp haberiydi. Bir dönem gazetenin yayın sorumluluğunda bulunan gazeteci Hasan Tuncay ile Babı Ali''nin ünlü makina ustalarından ve Tercüman''ı tesis sahibi yapan Hosep Karslı (Hosep usta) birbiri ardına bu dünyadan ayrıldılar.
RTÜK''ün başında bir gazeteci Günaydın ve Sabah gazetelerinin eski Ankara muhabiri Nuri Kayış, Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanlığına getirildi. Kurulun başına meslekten birinin getirilmesi basında memnunlukla karşılandı. Şimdi herkes Kayış''ın neler yapabileceğini merak ediyor.
Sendikalara Radyo-TV İzni Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı''nca çalışma hayatını ILO sözleşmelerine uygun hale getirmek amacıyla hazırlanan yasa taslağında sendikaların radyo ve televizyon kurmasını engelleyen RTÜK yasasında değişiklik yapılmasının amaçlandığı öğrenildi. Görüşleri alınmak üzere konfederasyonlara gönderilen yasa taslağındaki değişiklikle medyadaki sermaye tekelinin kırılmasının önünü açacağını belirten sendika temsilcileri, büyük finansman gerektirmesi nedeniyle televizyon yayıncılığını şimdilik düşünmediklerini belirttiler.
Ne işe yarar?.. "Basın kartlarının ayrıcalıkları geri alına alına bir hal oldu. Kart artık bir kimlikten öteye anlam taşımıyor. Hatta kimlik yerine bile geçmiyor.. Gösteriyorsunuz, ''Bu geçmez'' diyorlar, sizden nüfus kağıdı, ya da ehliyet istiyorlar..
Başbakanlık tarafından dağıtılan basın kartları, bir kanuna dayanıyor. Bu kanunda açık ve seçik ''Basın kartı, nüfus hüviyet cüzdanı yerine geçer'' diye yazıyor. Ama devlet görevlilerinin yasadan haberleri yok. Kart sahipleri itiraz etmekle kalıyor, ama işlerini göremiyorlar. Bu sebeble Başbakan''dan bir ricamız var.. Bir genelge ile, bu kartların ne işe yaradığını bütün devlet memurlarına bir kez daha hatırlatırlar mı acaba?.."
Yukarıdaki soruyu Hıncal Uluç''un köşesinden aldık. Uluç pek çok meslektaşımızın karşılaşttığı bir sorunu üşenmemiş soru olarak köşesinden sayın Başbakan''a yöneltmiş. Bir cevap gelir mi acaba? Gelirse biz de meraktan kurtulacağız demek ki. Bu arada basın kartları ile ilgili bir de haberimiz var.
Basın kartını kim dağıtsın? Hükümetin basın kartlarının devlet yerine özerk bir basın kuruluşu tarafından verilmesine ilişkin bir yasa tasarısı üzerinde çalıştığı belirtiliyor.. Basın Kanunu ile 212 Sayılı Basın İş Kanunu''nda köklü değişiklikler yapacaklarını belirten Devlet Bakanı Rüştü Kâzım Yücelen, basın kartları ile ilgili yeni düzenlemelere gidileceğini ve Avrupa Birliği ülkelerinin hiçbirisinde devletin basın kartı vermediğini, Türkiye''de de benzer bir uygulamanın getirileceğini, basın kartlarını özerk bir basın kuruluşunun vereceğini kaydetti. Yücelen, basın çalışanları ile işveren münasebetlerini düzenleyen 212 Sayılı Basın Yasası''nda da değişiklikler yapacaklarını ancak çalışanları mağdur etmemeye özen göstereceklerini ifade etti.
Köşelerden seçme inciler İnsan görmediği bir film için yazı yazma ihtiyacı duyabilir mi? Ben bazen duyuyorum. Mesela Stuart Little''ın afişini ve küçük bir parçasını gördüğüm an, içimden müthiş bir yazma dalgası yükselmişti. Stuart Little''da o küçücük fare beni müthiş etkilemişti.
Ertuğrul Özkök/28 Mayıs /Hürriyet
43 yıldır ara vermeksizin yazıyorum, ama herhalde dünyanın en yazma özürlü yazarıyım... Neden?
Hıncal Uluç/28 Mayıs/Sabah
Herhalde o anda, başvuracak bir kaynak bulamamışlar ki, arkadaşım, Philippe Starck''ın kaç yaşında olduğunu söylemem için, gece yarısı Brüksel''den beni arıyordu.
Mehmet Barlas/31 Mayıs /Yeni Şafak
Sevgili okuyucularım; gönderdiğiniz e-mail ve fakslarınızda telefon numaralarını yazanlara cevap vereceğimden lütfen telefon numaralarınızı mesajınızda belirtiniz.
Ali Şen/1 Haziran/Star
Yılların verdiği tecrübeye dayanarak söylemeliyim ki, Alican Ulusoy''un sözlerinin doğruluğuna inandım. Çünkü sözlerinde ve ses tonundaki samimiyet bu kanımı pekiştirdi.
Savaş Kalafat/3 Haziran/Star
Fatih Terim sayesinde, İtalyan halkının önemli bir kısmı Türkiye''nin modern bir toplum olduğunu ya da olabileceğini düşünüyor.
İlker Sarıer/1 Haziran/Sabah
Kevin Spacey''nin nasıl olağanüstü bir herif olduğunu konuşmadık mı? Onu alıp bir kır evine kapatmak nasıl da iyi olur demedik mi? Allah için ben dedim.
Ayşe Arman/28 Mayıs/Hürriyet
Acı çeken kadınlar gördüm. Mia Mensa''da (Kuruçeşme''de şık mı şık bir restoran) oturmuşlar, acılarını içlerine gömüp yemek yiyorlardı. Acı ayaklarında, suç modacılardaydı. Bu zavallı kadınları, yine kurşun kalem gibi sivri burunlu, incecik topuklu ayakkabılara mahkum etmişlerdi. Pempe, mor, yılan derisi...
Bilge Egemen/1 Haziran/Milliyet
Tüm kapıcılar yerlisi oldukları bölgenin ağzıyla mı konuşuyorlar? Sanmıyorum. Bizimkisi konuşmuyor mesela (Suskun bir tipmiş meğersem. Hih hoh!)
Ayşegül Aldinç/28 Mayıs/Sabah

