Kaydet
a- | +A

İki bin yılına hızlı bir şekilde giren Doğan Grubu yayınlarının arasına bir de günlük İngilizce gazete ekledi ve günlük gazete sayısını dokuza çıkardı. Yılın ilk günlerinde, Doğan Music Company ile eğlence dünyasına da adım atan, Çukurova ile ortak digital yayına hazırlanan grup, 39 yıldır yayınlanan Ankara merkezli Türkish Daily News Gazetesini de yayınları arasına kattı. Türkish Daily News, İlhan Çevik tarafından kurulmuş ve Türkiye''nin tek İngilizce yayınlanan günlük gazetesi olmuştu. Doğan grubu gazetenin yüzde 51''ine sahip oldu. Diğer hisseler ise İlnur Çevik''te. Gazetenin, grubun mevcut dağıtım ağının imkanları içinde, daha geniş bir kesime ulaştırılacağı ve reklam gelirlerinin de artırılacağı belirtildi. Doğan Medya Grubu Başkanı Yalçındağ, "Bu katılım, grubumuzun globalleşme stratejisinin adımlarından biridir" diyor. Grup, medya dışında, bazı diğer gruplarla birlikte POAŞ ihalesine de girmeye hazırlanıyor.

Uzan-Doğan çekişmesi Geçen haftanın ilgi çeken olaylarından birisi, Star Gazetesinin, Doğan Grubunu, reklam için şantaja başvurmakla suçlamasıydı. Hatırlanacağı gibi, geçen yıl, Star Gazetesi, bir süt firmasını ilana zorlamak için şantaja başvurmakla suçlanmıştı. Şimdi, benzer bir suçlamayı Star''cılar Doğan Grubu ve Milliyet Gazetesi için yapıyorlar. İddiaya göre, (ki iddianın sahibinin Jetpa Başkanı Akgündüz olduğu daha sonra ortaya çıktı) Milliyet yöneticilerinden birisi, Jetpa''dan 30 milyon marklık reklam rezervi istemiş, Akgündüz bunu reddedince de, Doğan Grubu gazetelerinde Jetpa aleyhine yayınlar başlatılmış. Doğan grubu iddiayı reddedince, gazete bu defa aynı iddiayı Fadıl Akgündüz''ün ağzından tekrarladı.. Fazilet Partisince meclise de taşınan ve Doğan Grubu''na ait Born Investment üzerinden borsada manüpülasyon yapıldığı iddiaları da Star Gazetesi tarafından birkaç gün haberleştirildi.

Cem Şaşmaz''ın dönüşü Bu arada ilginç bir de geri dönüş yaşandı. Cem Şaşmaz gruba geri döndü. Hem de İcra Kurulu Başkanı olarak. Yani Cem Uzan''dan sonraki ikinci adam olarak. Ve hafta başında da görevine başladı. Uzanlar''a geri dönen bir başka isim de Serpil Akıllıoğlu. Akıllıoğlu yayın ve programların başına getirildi deniliyor.

Cem Şaşmaz''ın geleceğinin belli olmasından sonra Programlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Sarp bana müsaade demiş. Kimileri ise gönderildi diyorlar.

Sabah bölük pörçük İkitelli''den taşınma çalışmaları nedeniyle Sabah dört parçaya ayrılmış durumda. Bir bölüm mevcut binada, bir bölüm Sirkeci''de, bir bölüm Nişantaşı''na yerleşti ve teknik kadro da Samandıraya yerleşiyor. Gazete tam bir telaş ve dağınıklık içinde hazırlanıyor. Hürriyet ekonomi servisinde bir süredir yaşanan sıkıntı giderildi. Artık Vahap Munyar da köşe yazmaya başladı. İki ekonomist Munyar ve Sağlam farklı köşelerde yazıyorlar. Sorumluların yazarlığa soyunmasının ekonomi servisini zayıflatacağı ileri sürülüyor. Cemiyetin yayın organı Bizim Gazetenin dikkatini ise ekonomi kulislerinin medyaya aktarılmasındaki kadın parmağı çekmiş. Gerçekten de Hürriyet, Milliyet, Akşam, Star, Radikal ve Ekonomik Forum gazetelerinde ekonomi kulislerinin haberlerini kadın gazeteciler yansıtıyor. Önceki hafta kaleşnikofla taranan Akit Gazetesi bu defa da bombalandı. Akit''çiler "Bunu Hikmet Çetinkaya atmıştır" diye yazdılar. Hatırlanacağı gibi, Cumhuriyetçiler de daha önce, Akit''çileri benzer şekilde suçlamışlardı.

Amerikalılar bizi fena işletti Hafta içinde, gazetelerimizin manşet yanları, ünlü haber dergisi Time''ın, Türkiye''yi kapak konusu yaptığı son sayısının haberine ayrılmıştı. Başlıklar, nüans farklarını saymazsak "Trilyonlar harcasak böyle reklam yaptıramazdık" şeklindeydi. Hatta bazı gazeteler hazır istim üzerinde iken, kimi uzmanlarla turizmcileri bile konuşturtarak, başımıza konan talih kuşunun, olası getirilerini bile hesaplatmışlardı. Gerçekten de, Atatürk ile terörist Ağca''dan sonra, son seksen yılda kapağını üçüncü kez Türkiye''ye ayıran derginin bu tutumundan heyecanlanmamak mümkün değildi. Lakin birkaç meraklı arkadaşımız, yurt dışındaki dostlarına "Time''ın kapağını gördün mü, Time''ın kapağını" diye şişinmeye kalkınca olan oldu ve söz konusu kapağın, tabii dolayısıyla bizi çok heyecanlandıran yazının da Türkiye''ye gelen nüshalar için özellikle oluşturulduğu ortaya çıktı. Time yöneticileri, bizi büyük hayal kırıklığına uğratan bu uygulama ile ilgili olarak, neden bu kadar şaşırdığımıza akıl erdirememişler. Zira buna benzer uygulamaları daha önce de yapmışlar ve hiç tepki almamışlar. Bu yüzden tepkimize şaşırıyorlar. Aslında, global ölçekli pek çok haber dergisinin ve magazininin ABD için farklı, Avrupa için farklı, Ortadoğu ve Uzakdoğu için de farklı farklı konularla hazırlandığı malumdur. Bu konudaki kızgınlığımız, basiretimizin bağlanıp da, bu özelliği nasıl unuttuğumuzdan ileri gelse gerek. Ayrıca bu nabza göre şerbet meselesi Türk basınının da yabancısı değil. Özellikle, mahalli spor karşılaşmalarının yer aldığı spor sayfalarında, gideceği bölgeye göre özel olarak hazırlanan yorumlu karşılaşma haberlerinin tarihi oldukça eski. Hatta bir tarihte, iki rakip kent için, kurgulanarak oluşturulan bir spor karşılaşması haberinin, söz konusu kentlere gidecek baskılar karıştırılınca, nasıl bir kargaşaya neden olduğu ve o gazetenin bu yanlışlığın izini ancak on yılda silebildiğini de unutmuş olmalıyız. Ama işin ilginç yanı, Türkiye için özel olarak oluşturulan bu haber, daha önce bir kere daha yayınlanmış ve Fransa ile Beneluks ülkeleri hariç diğer Avrupa ülkelerine gönderilmiş. Ama sonradan farkedilmiş ki, Türkiye ile ilgili haberin olduğu dergi Türkiye''ye gönderilmemiş. Şimdi bizi önce heyecanlandırıp sonra da hayal kırıklığına uğratan haber, özellikle bizim için tekrarlanmış şekli imiş. Yani ikinci baskı.. Haber son şekli ile bizimle birlikte Kıbrıs Rum Kesimine giden dergide de yer almış. Ki bu bile bir kâr sayılır. Rumlar feci halde kıskanmış olmalı. Bu arada Engin Ardıç, fırsat bu fırsat yine bindirmiş kimilerine. "Oh olsun! Batı basını yellendiği zaman gök gürlüyor sanırsan, o esinti işte böyle burnunda patlar" diyerek.. Üslup üslup değil de, dedikleri haksız mı?. Batı matbuatını abartarak yorumladığımız sürece, galiba daha epey hayal kırıklıkları yaşayacak gibiyiz. Kimbilir, belki bu bize iyi bir ders olmuştur. Neden olmasın!

Halkın öğrenme hakkı adına! Kadir Çelik bizden biri. Onun için utanç hepimizin" Bu cümle, geçtiğimiz pazar akşamı bir kanalımızda canlı olarak yayınlanan bir programda yaşanılan skandalın ertesinde, ateşli tartışmalara kendimizi kaptırmış giderken es geçtiğimiz bir gerçekti ve Oral Çalışlar tarafından dile getirildi. Çalışlar''a göre, olay aslında bir dönüm noktasıydı ve çürümenin, dibe vurumların, canlı yayında örneklerle kanıtlanmasıydı ve "Artık yolun sonuna gelinmiş"ti. Peki o akşam canlı yayında neler oldu? Olayın iki kahramanından, program yapımcısı Kadir Çelik ile konuk eski belediye başkanı Ahmet Çetinsaya''dan hangisi haklıydı. Söylenenlerden ne kadarı doğru, ne kadarı kızgınlıkla ağızdan kaçan ithamlardı? Ya da aralarında bir kan davası olduğu ortaya çıkan, (daha doğrusu iddia edilen) iki kişinin karşılıklı iddiaları araştırılıp, irdelenecek mi?

Yoksa RTÜK, 18 yaşından küçük gençlerin ahlakını bozduğu gerekçesiyle program yüzünden kanalı susturacak ve herkes rahatlayacak mı? Ya da Basın Konseyi''nin olağanüstü toplanıp verdiği kınama kararı ile kızgınlıklarımız geçecek mi? Haydi bu soruların cevaplarını zamana bırakıp, böylesine geniş tepki alan canlı yayın skandalı ile ilgili neler yazılıp söylendiğine bir bakalım. Zira yıllardır, medyayı böylesine tepki birliğine yönelten, dahili bir olay yaşamamıştık. İşte çirkin programa tepkilerden bazıları: *Meslek ilkeleri ile bağdaşmayan ve son derece üzüntü veren bir yayın- TGC bildirisi *Bu defa, ekranların yüzkarası olarak televizyon tarihine geçecek kepazeliğin kahramanı bizzat sunucudur-ĞHakkı Devrim *Şantajcı gazeteciliğin önemli bir örneği olarak deşifre olan Kadir Çelik''e imkan sağlamak, onunla ortak olmaktır- Fatih Altaylı *Gazeteciliğin birtakım garip ortaklıklar veya parti bağlantılarıyla kullanılması iddiaları, bir belediye başkanı hakkındaki yolsuzluk iddialarından çok daha vahim ve önemlidir- Kürşat Başar *Kamera bu kadar alçaltıcı tartışmalara sahne olmamalı, televizyon bu kadar kendinden utandırmamalı, habercilik bu kadar kaldırımlaşmamalı ve insan bu kadar bayağılaşmamalı. Şu ya da bu kişi için değil, herkes için, herşey için. Ayıptır ya utanın!-Ferhat Barış. *Kim kimle nerede ne yapmış diye yıllardır koşturan bizler.. Spotları bir kez de kendi kendimize çevirsin.. Aramızda avanta pisliğine bulaşmış, kişisel çıkarı için ona buna yanaşmış kimler varsa dökülsün.. Kim sağlam, kim ıskarta ayrılsın.. Yoksa nedir bu kepazelik bee- Savaş Ay *Program "halkın öğrenme hakkı için" yapıldıysa, elhak başarıya ulaşmıştır. Ama halk neyi öğrendi derseniz, söylemeye dilim varmıyor.. Mesleğim adına çok utandım vesselam!-Şakir Süter Basın Konseyimiz ise, böyle bir skandalın yaşanmasından duyduğu üzüntüyü dile getirirken, keyfiyetin bir başka cephesine de şöyle dikkat çekiyordu "..Bu konudaki sorumluluğun sadece ilgililerde değil, sayfalarını, mikrafonlarını ve ekranlarını bu tür gazeteciliğe açan işverenlerde ve diğer yetkililerde de aranması gerektiği saptanmıştır" Peki bu konuda Adil''in kanaatı ne derseniz?. Çetin ustanın dediği gibi: Enseyi karartmanın âlemi yok. Böyle böyle temizleneceğiz inşallah!

Yazının içinden: Her kanala lazım programcı Çevik-Çetinsaya kavgasına ilginç bir yaklaşım da YeniBinyıl yazarı Sinan Hıncal''dan gelmiş. Hıncal: "Orada bir delikanlı olsa, Çetinsaya ile Çevik''i barıştırır, öpüştürür, bu esef ve elem verici olayın meydana gelmesine izin vermezdi. Söylenmesi gereken budur. Artık Savaş Ay klonlanmalı mıdır, ergin hücre çekirdeğinden mi kopyalanmalıdır, her çeşit "aktüel memleket tartışmaları-kurtarmaları" biçimindeki televizyon programlarına bir tane şahsından(Savaş Ay) dikilmelidir!" demiş. Elhak katılıyoruz...

Haftanın İncisi Bırakmıyorlar ki... ... Vatandaş destekliyor. Nereye gitsem Fenerbahçeliler, '' Başkanım Fenerbahçeyi ne zaman kurtaracaksınız?'', '' Fener''i Melih kurtarır'' diyorlar. Ben, bir Fenerbahçeli yönetici, iki üç tane köşe yazarı gazetecinin dışında bu konuya en ufak bir tepki almadım. Bu konuda sayısız destek aldım. Her yerde insanlar 7''sinden 70''ine ''Fenerbahçe''yi sen kurtarırsın'' diyorlar. İsterseniz sokağa çıkalım görelim. Size ispatlayayım..." "Bıraksınlar da şu Feneri şampiyon yapalım" başlıklı söyleşiden-Tempo Dergisi

Dostlara geçmiş olsun Önemli ama başarılı birer operasyon geçiren Mustafa Necati Özfatura ile Sabahattin Önkibar sağlıklarına ve okuyucularına kavuştular ve aramıza döndüler. Bir ameliyat haberi de Milliyet camiasından. Güneri Civaoğlu, Amerikada ünlü Mayo Clinic Hastanesinde başarılı bir kalp ameliyatı geçirdi. Civaoğlunun üç saat süren başarılı operasyondan sonra yoğun bakıma alındığı belirtiliyor. Hepsine birden geçmiş olsun diyoruz.