Kaydet
a- | +A

Önce iyi haber. Gazetelerimizin taksitli mal satışları okuyucuların teveccühüne mazhar oldu. Kahverengi eşya ile başlayan kampanyalar artık çeşitleniyor. Televizyon, müzik seti derken, günlük mutedil taksitlerle artık çocuğunuza bisiklet bile alabilirsiniz. Günde sadece bir milyon liraya. Yanında da bir adet günlük gazete bedava. Ayrıca çekilişli, taksitli, ön ödemesiz her türlü otomobil kampanyaları da devam ediyor. Yalnız hemen karar vermeseniz iyi olur. Kampanyalar bu hızla ve bu rekabet havası ile devam edecek olursa, bir süre sonra taksit filan da ödemeden, alacağınız bir adet gazetenin yanında, bu mallardan birine sahip olma imkanı bulabilirsiniz. Bizden söylemesi..

Devir tasarruf devri.. Taksitli mal kampanyaları tuttuğuna göre, medyamız içinde bulunduğu ekonomik krizi atlattı demek isterdik ama, görünen o ki, henüz atlatılan bir şey yok. Bu bakımdan, asırlardır değişmeyen yöntemlerle kuruluşlar tasarrufa yöneldiler. Yani yine işçi çıkarmalar başladı. Mesela son dönemde Sabah grubu çevresinde işten çıkarılanların sayısının, idari kadrolar ve taşeronlar dahil bini bulduğu ileri sürülüyor. Tabii bu konuda biz de Barometre gazetesinin yalancısıyız. Yine aynı kaynağa göre, Dinç Bilgin, bir gazetede yayınlanan, Sabah''ın satılacağı yolundaki habere de tepki göstermiş. Ve bu gazeteyi mahkemeye vermeye hazırlanıyormuş. Ama işçi çıkarma konusu yalanlanmamış. Barometreciler, işten çıkarılanlar arasında Mazlum Göknel, Cengiz Alpman, Engin Aktel, Cengiz Yarbağ, Coşkun Özan gibi isimlerin de bulunduğunu yazıyor. Hemen tamamı Haldun Simavi''nin Günaydın ekolünden gelen ve Sabah''ın kuruluşunda büyük emekleri geçen bu isimler gerçekten çıkarılmışlarsa pek vefalı bir durum söz konusu değil.

İşçi dostuna yakışmadı Boyutu farklı da olsa benzer bir sıkıntı da Cumhuriyet Gazetesinde yaşanıyor. Gazeteler içinde sendikalı tek kuruluş olması ile övünen işçi dostu Cumhuriyet''te sular tersine akmaya başladı. Çalışanlara sendikadan çıkmaları için baskı yapılmaya başlanmış. Yeni oluşturulan "Yedi Mayıs" isimli şirkete aktarılan gazetecilerden, sendikadan ayrılmaları isteniyor. Vakıf yöneticileri de sendikayla yollarını ayırdılar.

Bu arada gazete kitap kulübü vasıtasıyla yeni bir kampanyaya başladı. "Bir ekmek, bir Cumhuriyet" sloganı ile başlatılan kampanyada, kampanyaya katılanlara her gün 300 bin lira karşılığında bir adet gazete ve bir ekmek adrese teslim gönderiliyor. Ama zannederiz bu rakam da değişecek. Zira gazete dünden itibaren 250 bin liraya çıkarıldı. 25 bin liralık bu son artış herhalde ekmekli Cumhuriyet''e de yansıtılır. Cumhuriyet''çiler, bir ekmekle bir gazeteyi 300 bin liraya verirlerken Uzan Grubunun gazetesi Star da, artık karşılıksız hediye vermekten vazgeçti. Sadece gazete ya da ilave verdiği zaman yüzbinli tirajlarla karşılaşan ve bu yüzden, gazetenin yanında deterjandan, colaya, cipsten, süte bir de hediye vererek ortalama 350 binlik bir satışa ulaşan gazete, hafta başından beri, gazete ile verdiği hediye için ek para talep etmeye başladı. Gerçi, talep edilen ek ücret, verilen hediyenin değerinden düşük ama, karşılıksız almaya alıştırılan okuyucu tepki göstermekte gecikmedi. Gazete, daha önce hediyeli tirajlarının oldukça altında satmaya başladı. Mamafih, Uzanlar bunun da formülünü bulacaklardır

Çalışmayan tesisler Trabzon''daki Sabah Tesislerinden sonra Star''ın tesislerinin de kapatıldığını daha önce duyurmuştuk. Bu kapatmalar satış ve dağıtımı da olumsuz etkiledi. Bu arada Star''ın Şanlıurfa''da kurduğu baskı tesisi de hâlâ kapalı tutuluyormuş. Piyasaya çok hızlı ve iddialı giren Uzan Grubunun, aradığını bulamadığı kesin. Bu arada çalışanlar arasındaki huzursuzluğun da iyice arttığı, grubun televizyonunda ve gazetesinde temizliğe gidebileceği ileri sürülüyor. Star televizyonunda yaptığı programlarla şöhrete ulaşan Sadettin Teksoy da Star''la yollarını ayırdı. Aslında yolu ayıran Star''cılar oldu. Beğenilsin, beğenilmesin konuşulan programlar yapan ve Star''a oldukça reyting aldıran Teksoy''u harcamaları, Star''da bir şeylerin yolunda gitmediğinin bir başka göstergesi olarak değerlendiriliyor.

CİNE 5''in genel müdürü Enis Karslıoğlunun, Uzan Grubuna transferinden sonra. Kanalın başına daha önce genel yayın müdürü yardımcılığını yapan İrfan Şahin getirildi. Mülkiyeli olan Şahin, bir dönem de İktisat Bankası''nın Genel Müdür Yardımcılığını yapmıştı.

İHA''nın bir başarısı daha - Büyük kuruluşlar, büyük olaylarda kendilerini belli ediyorlar. Türkiye''nin yakın tarihine damga vuran pek çok olay, kamuoyuna İHA sürati ile iletildi. Ya da İHA kameralarından gün ışığına yansıdı. Örnekler pek çok.

- Bakan Uluğbay''ın başına gelen talihsiz olay mesela. Sadece Türkiye''nin değil, dünyanın da gündemini işgal eden bu olay, önce İHA (İhlas Haber Ajansı )tarafından duyuruluyordu. - Sadece Türk televizyonları değil, CNN, REUTERS, ZDF, RTL, UNO 1, TVE gibi Avrupa ve Amerikan yayın kuruluşları ile Cezira TV, Nile TV ve Katar TV gibi televizyonlar da İHA görüntüleri ile haberi duyurdular. Evet, tebrikler İHA''cılara..

4 trilyonluk piyasa Arkadaşımız Nusret Tezcan, dergi piyasasını araştırırken oldukça ilgi çekici bir tablo ulaştırdı elimize. Artık dilimiz de alıştığı için trilyonluk rakamları telaffuzda zorlanmıyoruz. İrili ufaklı, değişik ilgi alanlarına hitap eden dergiler yıllık toplam ortalama 27 trilyonluk bir pazar oluşturmuş durumda. Ve yaklaşık 420 farklı dergi yayınlanıyor. Tabii bu dergilerin büyük çoğunluğu da bazı dev medya gruplarının elinde. Aylık ortalama 3.5 milyon dergi satılıyor. Bazı boyama kitapları, astroloji, magazin mecmuaları ve bölgesel dergiler bu hesaplamanın içinde değil

Öyle bir pazar ki... Araştırmanın buraya kadar olan bölümü fazla heyecan verici değil. Gerçi 65 milyonluk bir ülkede satılan ve okunan dergi miktarının aylık sadece 3.5 milyon gibi bir rakamda kalması, ya da sadece 400 civarındaki çeşitlilik kültür hayatımız açısından üzüntü verici bulunabilir ama asıl ilginç oran, dergilerin hitap ettikleri alanla ilgili. Dergiler içerisinde 90 yabancı yayını bir kenara bırakırsak (gerçi bunların içinden de bazılarını tekrar dikkate alacağız ) piyasada satılan dergilerin neredeyse dörtte birinden fazlasını seks dergileri oluşturuyor. 90 seks dergisinin aylık satış rakamı yaklaşık 400 bin adet. ( Haber dergileri 270 bin, çocuk dergileri 200 bin, kültür sanat dergileri ise 35 binlik bir aylık satış rakamına ulaşıyorlar). Ve ortalama bu dergilere aylık 200 milyarın üzerinde para ödeniyor. Tabii bazı ünlü yabancı seks dergilerini ve öteki enstrümanları bu rakama ilave etmek mümkün değil. Seks dergilerinin yıllık cirosu ise yaklaşık 4 trilyon liraya ulaşıyor. Yıllık 4 trilyonluk bu pazar için kıyasıya bir kavga verildiği bir yana, pek çoğu, bilimsel (!) bile olmayı lüks gören bu dergilerin oluşturduğu farklı pazarlar da bir yana, yasa zoruyla, sadece poşetleyebildiğimiz bu kontrolsuz yayınların, hitap ettikleri genç beyinlerde sebep oldukları tahribat insanı ürkütüyor.

Mizah, cinsellik ve spor.. Sayın Tezcan''ın araştırması boşa gitmesin diye isterseniz, konularına göre yayın sayılarını da alalım köşemize. Tabloya göre 90 seks yayınının yanında; 4 haber dergisi, 17 bilim, bilgisayar dergisi, 16 ekonomi dergisi, 55 bulmaca dergisi, 7 çocuk dergisi,14 kadın- moda dergisi, 4 sağlık dergisi, 6 yemek-mutfak dergisi, 16 kültür sanat dergisi, 13 dekorasyon dergisi, 19 mizah dergisi, 34 gençlik-spor-hobi dergisi yayınlanıyor ülkemizde. 90 yabancı dergiyi de piyasadan bulabiliyorsunuz.

Reyting uğruna Hafta içinde gazetelere de yansıdı. Okumuş olmalısınız. Dünyanın en saygın haber kuruluşlarından BBC''de yayınlanan bir program, bir dramla noktalandı. Ruhi dengesizliği nedeniyle, mahkeme kararı ile çocuklarından uzak tutulan bir babanın oyununa gelen ve reyting uğruna araştırma yapmadan araştırma yapıp çocukların yerini tesbit eden televizyoncular, adamın çocuklarını benzin döküp yakması üzerine şoka girdiler. "Acılı bir babanın hikayesi"nin getireceği reyting kaygısıyla yola çıkan gazeteciler, şimdi sebep oldukları büyük facianın burukluğu içinde nerede hata yaptıklarını düşünüyorlar.

Bir dönemler bizde de Fato''lu programlarda yaşanan benzer sorumsuzluklar bir yana, reyting uğruna, her türlü ölçüyü bir kenara iten yayınları ve yayıncıları düşündükçe, Kürşat Başar''ın şu sözlerine katılmamak mümkün değil sanırız. Bakınız neler diyor: "Televizyon kanalları artık yalnızca eğlenceye dönük yayın yapmıyor. Yalnızca olanı haber yapmakla da yetinmiyor. Olanı yönlendiriyor, bozuyor, kendi işine geldiği biçime sokuyor, hatta daha da ileri giderek yaratıyor... Programlar insanların kışkırtıldığı, olayların bambaşka gerginliklere yol açtığı, toplumsal hassasiyetlerin bile zedelendiği garip biçimler alıyor. Gazetecinin, televizyoncunun olaylara müdahale etme alışkanlığı giderek tehlikeli boyutlara ulaşıyor... Canlı yayınlara bağlananlar, stüdyoya çağrılanlar, her an her şey olabilir duygusuyla izleniyor. Sunucu genellikle onları kışkırtmak, tartışmayı renklendirmek için elinden geleni yapıyor.." Ne dersiniz TGC, meslektaşlarımızı meslek etiğine davet için biraz geç mi kaldı...

Temizel ''Dünya''ya açıldı... Aldığı cesur mali kararlar ve yaptığı reformlarla, ekonomi dünyamızda bazı çivilerin yerinden oynamasına neden olan Maliye eski Bakanı Zekeriya Temizel de sonunda gazeteciliğe soyundu. Dünya Gazetesi''nde, her pazartesi "Haftanın Gündemi"ni değerlendirecek olan Temizel''in değerlendirmeleri, ekonomi dünyasında merakla beklense gerek.

''Etik kurallara uyun'' hatırlatması "Son günlerde bazı gazetelerde ve televizyonlarda basına güveni ve basının saygınlığını zedeleyici yayınlar" üzerine Türkiye Gazeteciler Cemiyeti bir bildiri yayınladı. Bildiride, bu sevimsiz durumun, Türkiye Gazetecileri Hak Ve Sorumluluk Bildirgesi''ne uyulmaması nedeniyle ortaya çıktığı belirtiliyor ve gazeteciler, altına imza attıkları etik kurallara uymaya çağırılıyorlardı. Gerçekten de bazı yayın kuruluşları ve gazeteler, başka kuruluşlardaki meslektaşlarını eleştiri sınırlarını aşan ifade ve iddialarla yerden yere vuruyorlar, hatta işi iftira noktasına kadar götürüyorlar, cevap haklarını yok sayıyorlardı. Cemiyet bildirisinin ifadesiyle "Ayrıca bazı yayın organları, toplumun bir bölümünün manevi değerlerine karşı eleştiri ve görüş bildirme sınırlarını aşan şekilde konuşuyor ve yayın yapıyorlar"dı. İşte Cemiyet tam bu noktada, kamuoyuna da açık bir bildiri ile, meslektaşlarımızı etik kurallara uymaya çağırdı. Ve o kurallardan bazılarını altını çizerek hatırlattı. Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi''ne göre, mesela: Yargı kararı kesinleşmedikçe, bir sanık suçlu ilan edilmemeliydi..Gazeteci; çalıntı, iftira, hakaret, manipülasyon, söylenti, dedikodu ve dayanaksız suçlamalardan kesinlikle uzak durmalıydı, Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini, inançlarını veya inançsızlığını doğrudan saldırı konusu yapmamalıydı. vs. Cemiyetin bildirisi üzerinden üç gün geçti. Henüz değişen bir şey yok gibi gözüküyor. Hele hele Nuri Kurtcebe''nin Cumhuriyet''te yayınlanan o seviyesiz karikatürü bu hatırlatmanın da bir işe yaramayacağı açısından moralleri bozuyor.