Kaydet
a- | +A

Doğan ve Bilgin grupları ile Uzanlar arasındaki kavga, geçen haftanın da en canlı unsuru idi ve eğer deyim yerinde ise, karşı medyanın faikiyeti ile sona erdi. Uzanlar, Futbol Federasyonu ile anlaşarak, ele geçirdikleri birinci futbol ligi sponsorluğundan (Telsim Ligi uygulaması), sürpriz bir kararla vazgeçtiklerini açıkladılar. Grubun açıklamasında, kararlarına bu yönde kararname hazırlayan hükumetin de etkisi olduğu ileri sürülürken, sponsorluk müessesesinin battal edilmesi de eleştirildi. Uzanlar''ın Telsim Liginden çekilmeleri ile bir anlamda yorgan gitti ama kavganın pek biteceği yok..

Dağıtım kavgasına devam Dağıtım konusunda sıkıntı devam ediyor. Görünen o ki, niyetler, Star''ı hizaya getirmek değil, piyasadan silmek. Bunu bilen Uzanlar da kendi dağıtım şirketlerini kurduklarını ilan ettiler. Ama, kolay bir işe soyunmadıklarını kendileri de biliyorlar. Bu arada karşılıklı baskılar ve kampanyalar sürdürülüyor. Star''ın, bayi diye ilan ettiği bazı iş yerleri ertesi gün, Uzanlarla çalışamayacaklarını beyan edip, ortadan çekiliyor. Hasılı tam bir kargaşa hakim. Doğan ve Bilgin Grubu gazetelerinde çıkan haberlere bakılırsa, dağıtım dışı kalan Star''ın satışı 39 bine kadar düşmüş durumda. Star''ın yazdıklarına bakılacak olursa da, market ve benzincilerde dağıtılanlar düşülünce, holding gazeteleri ancak yüzer bin satıyorlar.

İlan ambargosu mu? Kavga bir başka boyutu ile de reklam dünyasında devam ediyor. Kavganın patlak vermesine yol açan Sütaş olayı da bahane edilerek, reklamcılara Star''a reklam vermemeleri için açıkça baskı yapılıyormuş. Hem gazete sayfalarına hem de televizyonlara kadar yer bulan bir hırsızlık haberi ise oldukça manidardı. Habere göre, Hürriyet gazetesinin Adana tesislerine giren meçhul kişiler, seri ilanlarla ilgili bilgilerin yer aldığı ana bilgisayar kayıtlarını çalarak kaçmışlardı. Haberde, açıkça bir iddia ve itham olmamasına rağmen, Star gazetesinin başlattığı ucuz seri ilan kampanyası ve dağıtım krizi öncesi, BBD bilgisayarlarındaki dağıtımla ilgili ana belleğin Star''cılara götürüldüğü yolundaki iddialar hatırlanınca, bu meçhul hırsızlık olayının da bir yerlere bağlanıp bağlanmayacağı merak ediliyor. Kulislere düşen bir başka iddia ise iki büyük dağıtım kuruluşu BBD ile Yaysat''ın birleşmeye hazırlandığı yolunda..

Akşam darbe yedi Hafta içinde yaşanan sürprizlerden birisi de Çukurova Grubu''nun Akşam''ın satış fiyatını 100 bin liraya çıkarması oldu. İddialara göre, özellikle reklam konusundaki baskılar ve Doğan Grubu ile müşterek yatırımlar nedeniyle ''Akşam''cılar daha fazla direnemediler. İlk rakamlar 100 bin liralık Akşam''ın yüzde elliye varan oranda okuyucu kaybettiğini gösteriyor. Bu arada, Uzanlardan ayrılan Deniz Arman''ın Akşam Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğüne getirilmesi resmen ilan edildi. Akşam''ın fiyat yükseltmesinden sonra, Posta ve Takvim gazeteleri de fiyatlarını ucuzluktan kurtardılar. Arsal Tüzüner, Medya D Genel Müdürlüğü görevinden ayrıldı. Ama grupla ilgisi devam ediyor. Tüzüner''in bir süre ABD''de dinleneceği belirtiliyor. Yalçın Balcı ise Mil-Pa genel müdürlüğüne getirildi. Korkmaz Yiğit''in Kanal 6''sında hareketlilik devam ediyor. Kanal, 1 Kasım''da yeni yayın dönemini başlatıyor. Bu arada Kurtul Altuğ da Kanal 6''da göreve başladı. Altuğ yine sohbet programları yapacakmış. Bir Numara Yayıncılık bünyesinde yer alan dergilerden bir kısmı İkitelli''den Nışantaşı''na taşınacakmış. Kulislere bakılırsa atv''nin binası da Etibank Genel Müdürlük Binası yapılacakmış. atv de Sabah binasına taşınacakmış. İşte atv''ye yer açabilmek için dergilerden bir bölümü Nışantaşı''na taşınıyormuş. Aynı şekilde Takvim gazetesinin de Sabah binasının dışında bir mekana taşınması düşünülüyormuş.

Sansür arzularına tepki Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş''ın, tarihe kayıt düşürdüğü konuşması içinde dile getirdiği, "medyaya sansür" uygulanması önerilerine, meslek kuruluşlarımız tepki gösterdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti''nce yapılan konu ile ilgili açıklamada "Çağdaş demokrasilerde çözümün baskıcı sistemlerle değil, halkın sağduyusuna güvenen, birey özgürlüğüne önem veren, temel hak ve özgürlükleri temel alan bir anlayışta yattığı" hatırlatılırken, Basın Konseyi de, sansür arzularını, anti demokrat bir tavır olarak eleştirdi.

Fikri Sağlar''ın son yazısı Aydın Doğan Vakfı, hayırlı bir işe önayak olurken, Aydın Bey''in Milliyet gazetesinde ilginç bir olay yaşandı. Genel Yayın Müdürü Yalçın Doğan, siyasi kimliğinden dolayı Fikri Sağlar''dan köşe yazılarını kesmesini istedi. Keyfiyete çok bozulan Sağlar ise, 26 Ekim''deki son yazısında, "Altı ay önce yazılarıma başlarken de aynı siyasetçi kimliğim vardı" diyerek eleştiri yöneltti.

Aydın Doğan İletişim Enstitüsü Boğaziçi Üniversitesi''nde, lisans üstü eğitim verecek Aydın Doğan İletişim Enstitüsü''nün kurulmasına izin veren Bakanlar Kurulu Kararı, Resmi Gazete''de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Boğaziçi Üniversitesi''nce inşa ettirilecek ADİE için, Aydın Doğan Vakfı''nın 3 milyon dolar bağışladığı ve enstitünün 2000-2001 öğretim yılında faaliyete geçmesinin planlandığı da belli oldu. Enstitüde BÜ öğretim üyelerinin yanısıra özellikle ABD''nin en popüler üniversitelerinden öğretim üyelerinin de ders verecekleri açıklandı. Enstitüde dersler, yönetim, ahlaki sorunlar, medya ve reklam konularında yoğunlaşacak ve doktoraya uzanacak. Yani bir anlamda "Doktoralı gazeteciler" yetiştirilecek...

Radyocunun açlık grevi Canlı yayında meydana gelen bir küfür olayı nedeniyle RTÜK tarafından yayınına 30 gün yasak getirilen Radyo Klas''ın, genel yayın yönetmeni Kadir Çöpdemir, durumu protesto için açlık grevine başlamış. Çöpdemir, yasak kaldırılıncaya ve sistem sorgulanıncaya kadar, grevini sürdürecekmiş. Bakalım bu canlı yayınlar, daha ne gibi gelişmelere neden olacak.

Muhtar''ın yalısı, şeffaf medya ve... Vatandaş gazetede okuduğu, bilmem kaç televizyon kanalından seyrettiği bir haberi, ille bir kere de Reha Muhtar''dan dinlemedikçe içine sindiremediği sürece, Muhtar efsanesi de sürüp gidecek gibi.

İş bu kadarla kalsa iyi. Ama halkımız, ilginç haber sunuşu yanında, bu karizmatik sunucunun yaşantısına da aynı meraklı ilgi gösterince, arada bir kendisi de haber mevzuu oluyor.

Bir ara ünlü bir sanatçımızla olan beraberliği ile vatandaşın engin ilgisine cevap veren sunucumuz, bu kez de Boğaziçindeki yalısı ile haberlere konu oldu. Star gazetesinin iki gün, art arda tam sayfa işlediği habere göre, Muhtar Baltalimanı''nda, 5 milyon dolara bir yalı satın almış. Gazete, anlaşılması kolay olsun diye haberinde bu rakamı parantez içinde ikibuçuk trilyon olarak da Türk lirasına çevirerek de vermiş. (Aslında ikinci gün bu rakam, Sayın Muhtar''ın da müdahalesi ile 1.6 milyon dolara indirildi ama..) Show televizyonunun karizmatik sunucusu, yalıyı iki ay önce işadamı Mustafa Tatlıcı''dan almış. Satış ise ne demekse gizlice yapılmış. Star gazetesinin haberinde, dünyada ilk kez gazeteleri tarafından görüntülendiği belirtilen yalı ile ilgili diğer bilgiler de şöyle:

Tek bahçe içinde bulunan iki binanın biri üç, diğeri iki katlı. Şu anda dekor çalışmaları yapılıyormuş ve tamamlandığında ön taraftaki binada Muhtar oturacak, arka taraftaki binada ise konuklar ağırlanacakmış. Aynı zamanda da hizmetliler kalacakmış.

Jakuzili sauna, iki ayrı havuz Yine habere göre, Muhtar''ın kalacağı muazzam malikanenin girişinde bir Amerikan mutfak, 100 metrekarelik salon, ve biri misafirlere ait iki de tuvalet bulunuyormuş. Üst katta, cephesi yekpare cam, büyük bir çalışma odası, yine 100 metrekarelik yatak odası ve çift banyo bulunuyormuş. Bunun dışında ise yalıya iki havuz, jimnastik salonu, cam kamelya, sahile bağlantılı yürüyüş yolu ve jakuzili sauna inşa edilmekte imiş. Gazetenin, haberini tamamlayan şu bilgiler de ilginç: Star, "Önü tam bir botanik bahçesi olan evde yok yok ama en önemli iki unsur yok.. Birincisi, Muhtar''ın yatı var, evin iskelesi yok. İkincisi ise Muhtar''ın biri jeep iki otomobili var evin otoparkı yok" diye bitiriyor ilk günkü haberini. İkinci günün haberinde ise, yalının içinden çarpıcı detaylar sergilenmiş. Ama galiba haberin en ilginç unsuru, sunumu. Star, olayı "Bu haber Show TV''de yok" diye yayınlamış..

Şeffaflık derken... Toptan globalleşme çabaları içinde yürürlüğe giren "medyada da şeffaflaşma" hareketini sevinçle karşılamış ama şeffaflığın bu türü doğrusu aklımıza gelmemişti. Allah bilir ya, "Bir üst düzey yetkili" veya "Başkent kulislerindeki bir söylentiye göre" ya da "İsmini açıklamak istemeyen bir kaynak" gibi, kapalı ifadelerden kurtulup, işin doğrusunu arayan bir şeffaf habercilik başladı diye sevindiydik.. Meğer yanılmışız. Haberleri şeffaflaştırmak yerine biz haberciler birbirimizin evini gözetlemeye, özel yaşamlarımızı sergilemeye başlamışız.. Herhalde bu da geçer. Lakin, bu reklamcılar da artık çok olmaya başladılar. "Vat iz diz" diye haber başlıklamaya çabalarken bu defa da "Aganigi, naganigi" diye pek anlamlı bir sloganı dolattılar dilimize ki, bu işin de suyu çıkacak gibi. Çağrıştırdığı anlam nedeniyle, müstehcenlik sınırını zorlayan ve bu yüzden de oldukça sert eleştirilere yol açan bir televizyon reklamı daha, haber başlıkları halinde önümüze çıkmaya başladı.

Bizim takım uyuyor mu? Şimdilik bir spor karşılaşmasını tanımlayan bu pek de anlamlı reklam spotu, bakalım daha başka hangi haberlere de başlık olacak, göreceğiz. Ama kesin olan şu ki, haberciler ve editörler, reklamcılardan bir gol daha yediler. Gerçi, reklamcılar da, medyamızın birer unsurları ama, bunca yılın habercisi olarak doğrusu bizim takımın bu sessizliğine mazeret bulamıyorum. Yoksa, Ardıç Kuşu Engin Bey gibi, tüm meslektaşlarımızı "Avrupa''da hangi ülkenin basını bu kadar kompleksli, bu kadar cahil, bu kadar munkabız, bu kadar mıhsıçtı, bu kadar füsülük?" diye suçlamak niyetimiz yok. Sadece "Canım bu reklamcılar da çok oldular " demek istediydik...

Kabloluya yeni kanal: Moda TV Raks-Karacan ortaklığından oluşan Medya Grubu, Discovery, Nickelodeon, Genç ve Number One TV''den sonra Fashion TV''yi de (moda yayını yapacak) yayına sokmaya hazırlanıyor. Grup tüm dünyada izlenen kanalın Türkçe yayın haklarını satın aldı. Fransız kökenli kanal, kabloluda önce 12, sonra 24 saat yayınla Türk izleyicisine sunulacak.

İkinci Güner Ümit vak''ası mı? Kamuoyu yeni bir canlı yayın skandalı ile karşı karşıya.. Bilindiği gibi ünlü sunucu Güner Ümit, canlı yayınlanan (yani daha sonra tashihi mümkün olmayan) bir televizyon programında, maksadı aşan ifadeleri nedeniyle zor durumda kalmış ve uzun süre ekranlardan uzaklaşmıştı. Gerekçeleri benzemese de, bir başka ünlü sunucumuz M. Ali Erbil, canlı yayına karışan bir küfür nedeniyle, yaklaşık aynı zorlukları yaşamaya başladı. Sevimsiz olayın nasıl meydana geldiği konusunda çeşitli açıklamalar ve iddialar olmakla birlikte, faturanın birazının da ünlü sunucuya kesildiği ortaya çıktı. Bakalım etkileri, ikinci bir Güner Ümit vak''asına kadar uzanacak mı?..