Tanınmış büyükelçilerimizden sayın Ecmel Barutçu''nun "Hariciye Koridoru" adlı kitabını büyük sevinçle okudum. Babası merhum Faik Ahmet Barutçu, devlet adamlığı, kültür seviyesi ve nükteleri ile hâfızalarımızı süslemeye devam ediyor.
Sayın Ecmel Barutçu''nun hariciye çalışmalarındaki vatansever gayretleri milletimizi çok sevindiren olaylarla bu kitabı süslüyor.
Nitekim Ecmel bey Viyana''da büyükelçi iken yaptığı zarif bir manevra ile 2. Viyana Muhasarası''nın 300. yıl dönümü, Türkiye için açık düşmanlık gösterilerinden kurtularak lehimizde sahneler ve yayınlarla dopdolu hale getirilmiştir.
Ecmel beyin gayretleri ile bizim için mutlu bir Türk yılına çevrilmiştir.
Böyle zaferlere öylesine hasretiz ki bu olayı bütün gençlerimiz okusunlar ve öğünsünler diye seçip naklettim. Böyle başarılar Dışişlerimizden gelince insan daha fazla coşuyor.
Viyana''da 1980 yılı başında göreve başladığımda Avusturyalılar''ın 1983 yılında 2. Viyana Muhasarası''nın 300. yıldönümünü mutantan bir şekilde kutlamak için hazırlanmakta oldukları kulağıma geldi.
Aynı muhasaranın 250. yıldönümünde neler yaptıklarını duymuştum. Muhasarayı yapan Kara Mustafa Paşa''nın kendisine ait olduğunu iddia ettikleri müzedeki kuru kafasını çıkarmışlar ve caddelerde gezdirmişler. Kara Mustafa Paşa''ya karşı Viyana''yı savunmak için orduları ile yardıma gelen ülkeler, eski kıyafetleriyle süslü askerlerini yıl dönümü kutlamalarına göndermişler ve Türk askerlerini sembolize eden hırpani kılıklı insanları ayaklarına ve ellerine zincir geçirmiş şekilde yollarda yürütmüşler.
Kimbilir, belki de bütün bunlar tekrarlanacaktı.
Sonunda karar verdim ve gidip Avusturyalılar''a dedim ki:
-Gelin bu olayı birlikte kutlayalım.
Gerçekten Türkiye''nin Avrupa''daki imajının bozuk olduğu bu dönemde benzer bir kutlamanın bu imajı daha da kötüleştireceğine şüphe yoktu.
Muhataplarım bu teklifime şaşırdılar.
-İyi ama biz sizin muhasaranızı kırdık ve sizi bozguna uğrattık, yani sizin mağlubiyetinizi kutlayacağız anlamına gelen sözler ettiler.
-Ben, dedim, olayı öyle görmüyorum. Koca bir orduyu Balkanlar''dan alıp, karadan yürüterek Viyana''nın önüne getirip bu şehri kuşatmak o devrin şartları içinde başlı başına bir başarıdır. Kara Mustafa Paşa Viyana''yı alabilirdi, ama hataları oldu siz de bundan istifade ettiniz ve Viyana düşmedi, bu da sizin başarınızdır. İki ülke halkı arasındaki ilişkilerin kuvvetlenmesi ve iki milletin birbirlerini daha iyi tanımaları için vesile olarak kullanmanın daha uygun olacağını düşünüyorum.
Sonra, ilave ettim:
-Olayı birlikte kutlarsak, Türkiye''den bandolar, folklor ekipleri getirir, konferanslar tertipler, sergiler açabiliriz. Böylece daha renkli bir kutlama olur.
Aklımda olan Mehter Takımı, Türk Halk Topluluğu, Mevlevi dervişleri gibi kültürümüzün dışarda merak uyandıran ve ilgi çeken yanlarını Avusturyalılar''a göstermekti.
Avusturyalılar bidayette yadırgadıkları teklifime zamanla ısınmaya başladılar.
Hele olayın husumet yerine dostluk için kullanılması yolundaki teklifimi, barışçı bir millet oldukları için olacak çok tuttular ve bu esasa göre hazırlanacaklarını söylediler.
Ben de Ankara''yı ikna ettim.
Eskiden yapılanların tekrarı hakikaten tüyler ürpertici olacaktı.
Avusturyalılar o kadar ileri gittiler ki, 1983 yılını "Türk Yılı" olarak ilan ettiler. Yabancı bir ülkede, "Türk Günü", "Türk Haftası" gibi düzenlemeler yapıldığı görülmüştür, ama koca bir yılın ilan edilmesi görülmemiş bir olaydı.
Avusturyalılar 250 milyon şilin, yani takriben 25 milyon dolar sarf ederek müstesna bir müze hazırladılar. Bu müze Osmanlı İmparatorluğu''nu, kuruluşundan yıkılışına kadar geçirdiği evreler itibariyle gösteriyordu ve işin ilginç yanı hep iyi tarafını ele alıyordu. Bu müzenin açılışında Cumhurbaşkanı Kirschilager ile birlikte bulundum ve önümüzde Mehter Takımının mutat gösterisini beraber seyrettik.
Türk Halk Topluluğu''nun gösteri yaptığı binanın Viyana''ya yakışan muhteşem merdivenlerinin halini unutamıyorum. Merdivenler baştan aşağı karşılıklı şekilde büyük boy Türk ve Avusturya bayrakları ile donatılmıştı. Salonun her yanına iki ülkenin bayrakları yerleştirilmişti.

