Özellikle Türk aydını (!) geçinenlerin çoğunda, her nesil daha fazla görünen milletimizi sömürge gibi, değersiz görerek ezmeye kalkışmak eğilimleri görülüyor. Milli kültür, iz''an ve irfanı kaybederek tarihi gurur ve maneviyattan mahrum kalmaktan ileri gelen bir düşkünlüktür bu. Bu konuda merhum hocamız tarihçi ve sosyolog Osman Turan beyin Türkiye''de Siyasi Buhranın Kaynakları adlı kitabını, mutlaka bulup okumalısınız. O kitaptan Türkiye''de gelişen aşağılık duygusu adlı yazı bu felaketli illetin sebeplerini açıklıyor. Osmanlı İmparatorluğunu gezen ve gören Avrupalı seyyah ve elçiler, asırlar boyunca, yüksek medeniyet ve ahlaka sahip Türk cemiyetinin varlığını hayranlıkla belirtmişler; bu hususta eserlerinde bizi bile hayranlığa düşüren müşahede ve tasvirler yapmışlardır. Bu azameti de manevi üstünlüğe, ahlak ve mefkure kuvvetine dayandırmışlardır. Ağır mağlubiyetlere rağmen Türk cemiyetinin yüksek vasıfları, kendi değerlerine ve nefsine inanışı tanzimata kadar sürer. Tanzimat ile başlayan aşağılık duygusu dahi ancak bir avuç aydına inhisar eder. Büyük halk ve münevverler kitlesi milli şuur, vakar ve ahlaki nizamı muhafaza eder. Meşrutiyet ve Cumhuriyet devirlerinde, milli şuur ve kültür ile birlikte gelişmeyen, Avrupalılaşma gayretleri arttıkça, taklit ve moda, aşağılık duygusunu da aydınlar arasında yayar. Manevi kıymetlere karşı gittikçe sertleşen mücadele ile azgınlaşır. Memduh Şevket Esendal Türk siyasi simaları arasında mühim bir şahsiyet idi. CHP''yi fikirle de canlandırmaya çalışıyordu. Mesela ticari ahlakın bozukluğu harp yıllarında artınca Ahi veya Lonca teşkilatından faydalanma çarelerini arıyordu.
Esendal ile hususi sohbetlerimiz, sık-sık olur ve memleket meselelerini görüşürdük. Yeni nesil arasında yayılmakta olan aşağılık duygusundan endişe eder bununla mücadele gerektiğini söylerdi. Gerçekten Türk kültürüne ve mânevî değerlere karşı açılan amansız cidâlin ilmî, millî ve insanî esaslara aykırı olduğunu, aşağılık duygusunun da bundan türediğini görürdüm. Nitekim Avrupalılaşma davası güdülürken de, iyi-kötü hiçbir gümrük ayrımı yapılmadığını, Batının her şeyimize üstün tutulduğunu devamlı propaganda etmekle zaten, manen kendimizi inkâr ettiğimizi görüyordum.
Esasen taklit ve moda da aşağılık duygusunun bir neticesidir. Nitekim cihân hakimiyeti neticesinde ciddiyet ve vakarla tanınmış iki milletten söz eden A. Toynbee, garpta İngilizleri, şarkta da Türkleri örnek göstermektedir. Kendi kıymetlerinden ayrılmak ve taklide saplanmak suretiyle bir medeniyet kurulamayacağını yalnız Toynbee değil ciddi şarkıyat âlimleri de söylemektedir. Onlar milli kültür ve tarihlerine karşı giriştikleri tahribatın medeniyet davası ile bir münasebeti bulunmadığını insaniyet adına söylemişlerdir. Türkiye''de gelişen aşağılık duygusu, yalnız üretici kabiliyeti çürütmeye sebep olmamıştır. Aynı zamanda "İlerici" ve "Devrimbaz" kılıklı kişiler ilim, mantık ve manevi değerlerden de mahrum bırakır. Saldırgan bir yarı-aydın zümrenin meydana çıkmasına da imkan vermiştir. Türkiye''yi ilim otoritesinden ve kültür siyasetinden mahrum görerek bu "Devrimbaz ilericiler", milli kültür ve ruh konularında ilmin icaplarını da anlayamamışlardır. Taklit iddiasında bulundukları Avrupa ilminin Türkler hakkındaki düşüncelerinden de habersizdirler. Bu sebeple Türk ilim ve maarifi sağlam esaslara göre kurulduktan sonradır ki, aşağılık duygusunun yayılması ancak önlenecek ve kökleri kurutulacaktır. Bu duygunun zıddı olan ham gurur da başka bir illetin kaynağıdır.

