Gazetenin önemli bir yerine, koca fotoğrafını koymuşlar. "Kartel medyasının önemli yiğitlerinden biri bu zat. "Herhalde, yeni müthiş bir icatla çıkmıştır ki böyle afişliyorlar" diye düşündüm. Haksız değilmişim.
1909''dan 1999 ortasına kadar "Sansürü kaldırarak getirdiğimiz; "Basın, ifade ve düşünce hürriyeti" namına öğündüğümüz, kuyruklu yalanı, ancak kendimizi aldattığımız bir sahte ve ayıp hükmü bu zat milletin ve dünyanın gözlerine baka baka tasdik ediyor. "Şunu rahatlıkla ve iddialı olarak söylüyorum: Ülkemizde fikir özgürlüğü vardır... Bunların (!) yok dediği, yasal kılmak istediği özgürlük ise çok farklıdır" diyor. Neymiş farklı olan?
- Özgürlük yoktur, diyenlerin kirli amaçları Cumhuriyet''i yıkma özgürlüğüne af getirmekmiş. Böyle müthiş ve bütün gerçeklere ters bir iddia, ancak aklına gelen her şeyi artık hukuki, ahlaki, hiçbir engel tanımayan kişilerin marifeti olabilir. Demek ki, kendi meslektaşı, başyazarı ve Gazeteciler Cemiyeti görevlilerinin söyledikleri her şey, çıkardıkları rapor ve dosya dolusu mahkumiyet lafları yalandır. Onların, sayın Cumhurbaşkanını ziyaretleri, bu ziyaretlerde aldıkları "Çok haklısınız, çaresine bakacağız" yollu cevaplar da yalandır. Demek ki, "basın kuruluşu" temsilcileri ve yüksek makamlar, sırf "şeriatçılardan, yobazlardan din devleti kurmak isteyenlerden ve cumhuriyeti yıkmak özgürlüğü" peşinde koşanlardan korktukları için böyle yalan söyleyip ortalığı birbirine katıyorlarmış. Yine, demek ki, adı ve sayıları ile ilan edilen 200 adet, gazeteci, fikir ve siyaset adamları doğru değilmiş. Hapishanelerinde en fazla gazeteci ve fikir suçlusu bulunduran ülke de Türkiye değilmiş. Şiir okuduğu için varılıp hapse tıkıldığı, dünya gazetelerinde yüzlerce defa, açık açık yazılan siyasiler de bizden değilmiş, huzura çağrılıp brifing alan, basın adliye kalem mektupları da yalanmış. "Fikir özgürlüğü ve hukuk devleti" diyerek, ağlama duvarını aşamayan Yargıtay Başkanları parti liderleri de yokmuş. Sansürün en koyusu ve en haysiyet kırıcısı nasıldır? Bizde yapılmasına izin verilen, yapılması imkan dairesinde konular hangileridir? 1950''ye kadarki, üç dört ihtilal ve gizli ihtilal devrindeki feryatları şekvalar nicedir? Geçelim bunları...
Fakat bu arkadaşlar, Türkiye''deki "kanun dairesine hür basın" sansür ve adalet vakaları üzerinde, dünya gazetelerinde çıkan hiciv ve kınamaların, özetlerini olsun okumaz ve dinlemezler mi? Sade bir örnek vereceğim; 11 yıldır, Türkiye''de "Le Monde" adlı ünlü Fransız gazetesinin, muhabirliğini yapan Nicole Pope ile (29 Kasım 1998 -Yeni Şafak, sh. 13) yapılmış bir röportaja lütfen göz atsınlar. Yalnız ona değil Batı gazetelerine yüzlerce defa yansıyan şu hükümleri, lütfen görsünler. "Basının güçlü olması, aslında güzel bir şey. Ama basın, Türkiye''de bu gücü kötüye kullanıyor sanki. Bir kere Türk basınının bağımsız olduğu söylenemez ve oyunun içinde bir rol oynuyor. Kendi menfaatleri var ve menfaatleri doğrultusunda hareket ediyor." Dünya çapında yaygın olan bu hükümden sonra deyiniz bakalım: "Ülkemizde fikir özgürlüğü" var mıdır. "Allah''tan korkup kuldan da utanan bir insan, bu iddiada bulunabilir mi?

