Kaydet
a- | +A

Aynı soruyu "Allah''ın kulu değil mi? İnsan değil mi? Türk değil mi? Müslüman değil mi?" biçimlerinde de sorabilirdim. Ama, Türkiye''de, adamına göre ayrı ma''na verilir? Bizim hiçbir kastımız olmadığı halde altından çapanoğlu çıkarırlar. İrtica, Turancılık bile çıkarırlar.

Gerçekten benim niyetim: Neden Batılılar gibi, Japonya, Amerika veya herhangi demokrat hür ülkedeki gibi değiliz? Neden mesela kısa eteğe, dekolte giyinene, Saint Michel sakalı veya top sakal takana, başörtüsüne, çember sakala, kuyruğa kadar salıverilmiş zülüflere, tokalı, örgülü erkek saçına çarşafa, şortla yahut peştamalla gezene karışıyoruz, sataşıyoruz, ceza veriyoriz diye sormaktı?

Neden boyuna iptidailik, ediyoruz?

Üstelik "Batılıyız! Devrimciyiz! Laikiz, diye diye böyle giyim kuşam ve başlıklara karışan bizden başka tek bir ülke tanıyor musunuz? Acayip, garip ve gülünç olmak Allah aşkına çağdaşlığa sığar mı?

Bir koşu Londra''ya, Paris''e, Singapur''a, Delhi''ye, Telaviv''e gitseniz...

Yurdumuzdaki başörtüsü dinî külah, şeytani kılık, uzun saç, tahrik edici çıplaklık, top veya çember sakal yüzünden vatandaşlarımızın başına gelenleri ibret aynasından seyretseniz: Sahi insanlığınızdan utanmaz mısınız? Yıkılan, mahvedilen gençleri dindarları üniversiteden atılıp geceyi karakollarda geçiren kızlarımızı haberlerde görseniz...

Yoksa o toprağına taşına kurban olduğum: "Benim ne cici demokrasim, ne bulunmaz kanunların varmış? Yapanına kurban, vuranına, uygulayanına, coplayanına kurban, diye sevinir övünür müsünüz?"

İlerici, müthiş medyamızın bazı konuşman ve yazarları, bizi dünyanın en gerisine düşüren bu rezaletleri, bu ilkelliği, geriliği, irticayı, bakın nasıl bütün iğrençliği ile gösteriyor. İyi bakın ama kasıtlı ve millete düşman tarafgirliklerine de özel dikkat harcayarak bakın:

"Ankara''nın, İstanbul''un göbeğinde barlar, müzik marketler basılıyor, siyah tişört, mont ve pantalon giyen, uzun saçlı, top sakallı, dövmeli gençler gözaltına alınıyor. Üst yetkili polis müdürü televizyon ekranlarında "Satanistlerin yayın organlarına el koyduk" diyor. İstanbul Kadıköy''de bir pasajı basan polis, müzik-markette CD kaset, dergi ne bulursa alıp götürüyor."

Bir başka ilerici yazı, Satanist denilenleri bize batılı devrimci gururuyla tanıtıp: "Bunlara nasıl dokunabilirsiniz? Nasıl kovalarsınız? Demokrasiye sığar mı?" diye kendi takımını övüyor. Ama milletimiz için hiçbir hak tanımıyor:

"Şeytancı avıyla ilgili olarak göz-altına alınanların ortak özellikleri var: Çoğu dövme yaptırmış, saçlarını sakallarını uzatıyorlar, siyah giysiler giyiyorlar, kravat takmıyorlar, takım elbiseyi sevmiyorlar, barlarda tıka basa yiyip içiyorlar..."

Kısacası batıcı kalemler, bunların peşine düşen polislerimizi ve onlara emir verenleri şiddetle ayıplıyorlar. Halk çocuklarından daima esirgedikleri şu doğru namuslu yazılarını demokratik sözlerle şöyle bitiriyorlar:

"Şeytancı avına çıkarken, sırf sakal bırakıp dövme yaptırıyorlar diye suçsuz insanları teşhir etmek, ortada bir suç yokken suçlu muamelesi yapmak, insan haklarına ve demokrasiye aykırıdır diyorlar."

İşte böyle hak namus ve demokrasi diyerek yazıyorlar. Ama dikkat edin bu sözler başörtüsü, dinî kıyafet, camiye polis gözetiminde sokulan Müslümanlar, çember sakallılar, dinî kıyafet, manto için değil sadece şeytancılığından şüphe edilenler hapçılar, uyuşturucu düşkünleri için "basınsal demokrasi" savunması...

Kısacası "Kendinize gelin! devrimci olun! İnsan hakları ve demokrasi yalnız onlar içindir" demek için yazıyorlar.

Ah gidi ağzı öpülesiler: İnsan hakları ve demokrasi için bu bildiklerinizi bir de üniversiteli başörtülü kızlarımız için milletimiz için yazsanız bu halkın öz evlatları olduğunuzu gösterseniz...

Dürüst, namuslu, tarafsız basına benzeseniz ne olurdu? Patronlarınız sizi, ekmeğinizden mi ederdi?