Yahya Kemal''in koyduğu isimle, Kendi Gök Kubbemiz''in altıdır benim dünyam. İslâm''ın aydınlığı içinde, gönül ülkümüzün güneşi altındadır. Tarihimizin altın tozları serpilmiş vatanımız eşsizdir. Başka analar içinde anamız, nasıl en güzelse; anamızın güzelliği nasıl zenginlik ve estetik ölçülerine vurulmazsa, başka vatanlar içinde bizim vatanımız en güzeldir. Onu sevmek, onarmak, işyeri, fabrikalar ve çiçeklerle donatmak görevimiz var, fakat sevmemek beğenmemek hakkımız olamaz.
İdeolojiden yana bir cehdimiz yok ama "ideal"den yanayız. Çünkü ideolojiler ve doktrinler, kasıtla geçici, aldatıcı kalıplardır; idealler ise, gerçeği en güzeli iletmektir. İdealde bir yere varış, oradan çıkış yoktur. Vardığımız her ufuk noktasında yeni bir ufuk başlar. Güzelin güzeli, iyinin iyisi vardır. İdeoloji kurnazlık, ideal ise ahlaktır. "İdeolog" emir alır, idealist hür iradesini gerçeklere koşturur.
Onun için ne köhne kapitalizm açmıştır içimizi ne de demode sosyalizme bel bağlamışız. Ne bir partinin esiri olmuşuz ne bir adama kul. Kulluğu ve esareti hele bunların "gönüllü" mensuplarını çocukluğumuzdan beri nefretle seyretmişiz. Çünkü Yüce Allahın güzelliğinden gökkuşağı gibi Mekke''ye düşürdüğü büyük kılavuzun sesi, gönlümüze işleyen şu buyruktadır:
"Sakın kula kul olayım deme, çünkü Allah seni sahiden o kula muhtaç kılabilir." Ve Rabbin bağışlamasına sığınmışız: "Bağışlayıcı ol, yoksa Allah da seni bağışlamayabilir."
Demokrasi, meşveret, görüşme... Bizzat İslâm''ın meyvesidir. Bu sebeple, ilim gibi, adalet gibi o da mukaddes, o da ebedîdir. Milletimiz daha yeni yeni ona heveslenmiş, ondan faydalanmaya koyulmuştur. Bugüne kadar İslâm ve ilim gibi demokrasinin de hizmetinde bulunduk. Bugünden sonra, bütün kara putların, bütün tabu''larını bütün karanlık düğümlerin, yasakların ve zincirlerin kırılmasına, çözülmesine çalışacağız.
Milletin çocuğuyuz biz, geleceğin öz mayamızla imarını iş edinenleriz. Halkımızın gönlünce medeniyet gemimizi elalemin dümen sularından kurtarıp milli iradenin denizlerinde yüzdüreceğiz.

