Kaydet
a- | +A

25-28 Temmuz 4. Avrasya İslâm Şûrası''nı dört gün boyu her oturumda takip ettim. Uzak yakın Asya ve Balkanlar''da birçok müftü efendiyle görüşüp, onlardan da bazı notlar aldıktan sonra yurdumuza kavuştum. Ertesi gün sevgili Karahan Hocamızı, cennet mekan''a uğurlarken yine değerli Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Nuri Yılmaz bey, (Diyanet''te sevilen Prof. olarak büyük emeği geçen) merhum Karahan''ın kalabalık cenaze namazını kıldırdı. Hocamızın eşi Süreyya hanımefendiyle, kızı Armağan''ın solgun yüzlerini ve zayıflayan bünyelerini orada üzüntü ile farkettim. Büyük acılardan ötürü Allah sabırlarını ve tahammül güçlerini artırsın.

Batı Trakyalı müftü dostlarımızdan, Kosova, Romanya, Bulgaristan, Makedonya temsilcilerimizden Kırım ve Avrasya''nın her beldesinde size sunulacak pek çok notlarım var. Türkiye Diyanet İşleri''nin her şubesinden dostlarımız da bize yeni bilgileri efendice ilişkiler içinde verdiler. Bir gün onları ve Bosna''da tanıdığım zarif insanları da anlatacağım.

Bu ziyaretlerin tadını bize verenlere, Mostar''a, Sancak''a ve sohbetleri ile bizi duygulandıran bütün Osmanlı vatandaşı kardeşlerime hasretim gittikçe derinleşiyor.

Bosna''nın görebildiğim her yerinden kısa da olsa söz etmeye çalıştım. Gördüklerim arasında yine beni zarif abideleri, derin ve olgun insanları ile hayran eden Travnik''ten de bu yazıda bahsetmeden geçemeyeceğim.

Travnik''ten bende öncelikle birkaç acı hatıra ve yine ihtişamlı Osmanlı tabloları kaldı. Giderken önünden geçtiğimiz güzel ve yeni bir caminin 1995''te bir Sırp canavarlığı saldırısı ile basılıp yüz Mü''minin öldürüldüğünü söylediler. Bir mevlid töreni imiş. Erkeklerle beraber 40 kadar çocuk ve kadın da telef edilmiş.

Yine Travnik''te bir haçlı savaşı olmuş ki, aramızda o savaşın mücahidleri de vardı. Sözde Ortodoksluk adına yaptıkları saldırıda tam 900 genç Bosnalı kardeşimiz şehit edilmişti. 900 genç bacımız şimdi dul ve binlerce çocuk ise yetim ve bakımsızdı. Bu sebeple Travnik''ten "açlığın, sefaletin kol gezdiği şehir" diye söz ediyorlar. Genç kızlar sokakta dileniyor, bizlere bakıp ağlıyorlardı. Türkiye''deki ve dünyadaki hayırseverler, vicdanı olan Müslüman evler acaba Travnik''in dul ve yoksullarına da güçleri yettiğince yetişmezler mi? Hatta evlenmek gücünde olan Müslümanlar o diyardan onurlu, haysiyetli hanımlar almak sevabını da işlemezler mi? Öyle istiyorum.

Bizim insanlarımızı hangi turizm imkanları ile Sancak''ın, Bosna''nın, Travnik''in, Mostar''ın yoksullarına götürmek çaresi bulabileceğiz?

Travnik''te bizi (yani bütün Avrasya, Balkan müftülerini) güler yüzlü bir medrese karşıladı. Sayın Mustafa Efendi Ceriç''ten Travnik''in şanlı Osmanlı tarihine estetiğine ve camilerle anıtlarına dair güzel bir va''z dinledik.

Hemen sonra, misli görülmemiş güzellikte bir camide namaza gittik ki: Kadere bakın. Bir adamcağız o gün ölmüş. Bir cenaze namazını Moğolistan dahil, Avrasya''dan, Lübnan''dan bütün Balkanlar''dan gelen, yüzlerce müftü ve din adamı ile birlikte kıldık. Diyanet İşleri Bakanımız ve Reis''ül ulemâ Mustafa Efendi Ceriç de önümüzde idiler.

Travnik''te bir Fatih Sultan Mehmet otağı ile karşılaşmak ise Bosna ziyaretimizin taç-beyti oluverdi.

Dış duvarları minyatürlerle süslü, o camiden çıkıp yürü Allah yürüdük. Zor tahammül edeceğim ama nedense bana kolay gelen uzun sarp bir yokuşa tırmandık. Zirvede Travnik''in eski kalesi ve namazgâh vardı. Önünde ise yüzlerce kişiyi barındıracak bir düzlük.

Ne anlatılmaz bir mutluluktu bu? Önümüzde taht gibi duran köşede Fatih Sultan Mehmed''imizin gazileri ve serdarları ile Harp Meclisi kurduğu mahal duruyordu.

Diyorum size: Avrupalar''ı, Amerikalar''ı ve ruhu ile selamlaşmadığımız başka yerleri kucak dolusu paralar verip arayacağınıza hemen Bosna''nın yolunu öğrenip gidin. Yüce tarihimizi ecdat Osmanlı''yı, temiz havayı güler yüzlü güzel insanları tanıyın. Dünya ve ahiret saadetine, vatan borcunu ödeme mutluluğuna kavuşun. Osmanlı asaletinin bu illerinde görüp düşündüklerimi, Batı Trakya''yı, Kosova''yı, Üsküp''ü de sık sık selamlayacağım.