Ne Milli Eğitim Bakanlığı''nın, ne bilhassa YÖK''ün, ne de hatta gazete ve TV''lerin, sevgili gençlerimizle asla ilgilenmedikleri bir devir yaşıyoruz. Yalnız gençler değil, bu ülkede hemen her şahıs ve zümre kendi derdiyle başbaşa bırakılmıştır. Vuran vurana, soyan soyana, zulmeden edenedir. YÖK, zorbalığın tepemize diktiği, öyle hukuksuz, öyle despot, öyle gayri meşru, öyle hukuk ve ilim dışı bir makam ki astığı astık, kestiği kestiktir. Böyle olduğu, Cumhurbaşkanı Sayın Sezer dahi birçok defa ifade ettiği halde ne TBMM, ne mahkemeler onun şerrini defedecek bir kıpırdanış içinde değiller. Acaba Avrupa Birliği''ne özel şikayetçi heyeti göndersek mi? Ama onun da hiçbir sonuç alabileceğine inanmıyorum. Çünkü, önce böylesine bir Gürüz görmemişlerdir. Sonra bu kadar güçlü bildiğimiz devletin başedemediği, böyle bir YÖK''ün hangi yamyamlar diyarında aranıp bulunacağını, nasıl bilsinler? Yine bizim yetkililerden sormaya mecbur kalırlar. İşte size Erciyes Üniversitesi Yozgat Fen Edebiyat Fakültesi gençlerinin, bana ve hepimize ekmek parası derdiyle yazdıkları şikayet mektuplarını sunuyorum.
Yüzlerce üniversitemizin binlerce fakültesinden, hocalarından, öğrencilerinden daha ne çok iç yakıcı yakınmalar geldiğini bilseniz... Ama biliniz, bilmeniz şarttır.
Dört yıl onlar binbir sıkıntı ile "sizi öğretmen yapacağız" vaadinize güvenerek okusunlar... Sonra en âla gayretle Edebiyat ve Fen fakültelerini ve daha nicelerini bitiren bu gençlere "sizi öğretmen yapamayız" diye dirsek göster... Allahımız razı olur mu buna ey YÖK, ey Milli Eğitim Bakanı, ey TBMM ve ey Demokratik Hukuk Devleti?
Bu kaba ilgisizliğin fena sonuçlarından yine Allah saklasın milletimizi... ''Sayın Ahmet Kabaklı;
Bizler Erciyes Üniversitesi Yozgat Fen Edebiyat Fakültesi 4. sınıf öğrencileriyiz. 1997 yılı üniversite sınavına girdiğimizde tercih rehberlerimizde "Fen-Edeb. fakültelerinin formasyon derslerini aldıklarında öğretmen olabilecekleri ibaresi yer alıyordu. Bundan yararlanmak düşüncesi ile tercih ettiğim Yozgat Fen-Edeb. Fakültesi''nde bir üst sınıfımız yani 1996 girişliler Pedagojik formasyon almaktaydı. Ancak şartların yetersizliği gerekçesi ile YÖK ve Fakültemiz arasında çıkan uyuşmazlık neticesinde bu dersler kaldırıldı. Daha sonra şartların uygun hale getirilmesine rağmen YÖK tarafından alınan son kararlar ile bu hakkımız elimizden alındı. 1998 girişliler için ise 4 yıl artı 1,5 yıl şartı ile öğretmen olabilme şansı tanındı. Arada kalan bizler mağdur durumdayız. Fen-Edebiyat Fakülteleri bilim adamı, araştırmacı eleman yetiştirmek için açılmış fakültelerdir. Ancak Türkiye''nin şartları bütün bunlara müsait değil. Bizler öğretmen olabilme hakkını kullanmak istiyoruz. Bunun için rektörlüğümüze, YÖK''e, parti genel başkanlıklarına, Cumhurbaşkanlığına, Milli Eğitim Bakanlığına dilekçeler, fakslar yağdırıyoruz. Sizden de bu konuda yardımlarınızı bekliyoruz. Basınla olan iletişimimiz de devam etmekte ancak ne yazık ki bizleri fazla kayda değer bulmadıkları için yürüyüşümüzde çektikleri fotoğrafları dahi yayınlamıyorlar. Sizden ricamız bu durumdan birilerinin haberdar olabilmesi için bizimle ilgilenmenizdir. Eğer Türkiye''nin herhangi bir fakültesinde bizim gibi mağdurlar varsa onların da haberdar olmasıyla çoğalacak sesimizi duyurabilmek. Bu konudaki yardımlarınızı esirgemez iseniz çok sevineceğiz. Saygılarımızla." Not: Şişli''deki Kıbrıs Türk Kültür Derneği''nde, 18 Kasım Cumartesi saat 14''te önemli bir konferans vardır. Sayın Prof. Dr. Derviş Manizade''nin de katıldığı bu fikir âlemine geliniz. (Adres: Merkez Mah. Nadide Sokak No: 7 Şişli)

