Kaydet
a- | +A

Bir savaş sonunda kimin kazandığını sorsanız, "Falan veya filan" derler. Dünya kurulduğundan beri olagelen şey: Harplerde, vuruşan karşılıklı rakiplerin aynı muharebe, güreş veya davada, aynı zamanda galip gelemeyecekleridir.

Buna rağmen Helsinki''de yeni bir Türk harikasına imza koymuş bulunuyoruz. İlkokul çocuklarını aldatmakta veya saf milleti oyalamakta yapıldığı gibi, hiç olmazsa "Yenen yenilen belli değil" şaşırtmacası yapmak mümkündü. Ama dalga dubara bile değil. Biz, yenilgimizi, resmen zafer gibi gösteriyoruz.

Simitis ve Yunanlılar bizimle 35 yıl hatta asırlarca didişip istedikleri sonuca ulaştıkları halde, asla zafer diye övünmüyorlar. Çünkü nihaî hedefleri var. O hedefe de şimdiye kadar yaptıkları gibi, bizim yöneticileri pek ürkütmeden varmak istiyorlar. Birkaç yıl içinde varacaklar da...

Aslında bu zafer rivayeti, (koalisyon ortaklarının da pek değil) daha çok sayın hükümetin söylentisidir. Bu arada çok iyi propaganda yapılmıştır. Belki de Avrupalılarca iyi aldatıldıkları için konuşan ve yazan yarı aydınlarımızı da iyi aldatmışlardır. Maşallah! "sokaktaki adam"dan bazılarının bile neşeden ağız suları akıyor. Bu sevinçte Kartel medyasının himmeti de inkâr götürmez.

Bize pek kibarca dayatılan bu sözde zaferden ötürü "Kıbrıs''ımız" adına, en büyük darbeyi sayın Denktaş yemiştir. Ada''nın elli yıllık çilekârı Rauf beyin ağzını bıçaklar açmıyor. Çünkü o, bu Helsinki oyununda neleri kaybettiğimizi de daha başımıza neler geleceğini de çok iyi biliyor. Kıbrıs''ın külliyen elden çıkmasından korkuyor. Öyle ya Güney Kıbrıs bizden evvel AB''ye alınsın; böylece Yunan vetosu ikileşsin de siz, o zaman görürsünüz gününüzü.

Yani şimdi, zafer''imizin tasdiki için yaralı Denktaş''tan bir de tebrik şakası mı bekliyoruz?

Muhalefetteki iki parti de Avrupa Birliği aday adaylığı ile içine düştüğümüz hezimeti, en ağır dillerle eleştirip reddediyor? İktidar ortaklarının dahi suratlarından ne memnunluk ne hüzün okunuyor. Sadece yanlış ellere düşmüş milletimizin kader kozasını örüyorlar. Velhasıl, bir gazetenin manşetine çektiği karamsar nükte müthiş:

"AB kararlarından Yunan memnun, Kıbrıs Rum''u memnun, Avrupa, Amerika memnun. Hattâ PKK bölücüleri hele çok memnun ve kazançlı. Türkiye''de ise hükûmet, zafer bayram havasında... O halde bu Helsinki zirvesinin kaybedeni kim?"

Bizim gazetede (Türkiye) yazarımız Fuat Bol, (11 Aralık) özellikle Kıbrıs''ta başımıza gelecek hezimetleri anlatarak "Batı, oyun peşinde" diyor. Bu oyunların "Bize elma şekeri yalatmak için" yıllar boyu düzenlendiğini izah ediyor.

Kenan Akın bunu "Kerhen Adaylık" diye nitelendiriyor. Helsinki numaralarına şahit olan İsmail Kapan, Vakur Kaya, Yücel Kayaoğlu, Halit Ertuğrul arkadaşlarımız ise üç büyük tehlikeye dokunup geçiyorlar. Bunlar Kıbrıs ve Ege''de Rum ve PKK''cıların bölücü terör azgınlıklarıdır. Onlar bu üç âfatı "başımızı ağrıtacak şeyler" diye yumuşatıyorlar. Bense: "Başımızı zor kurtaracağımız şeyler" diye anlıyorum.

Ne var ki, bayramın içine matem katmaya hakkım yok. Ne demiş Erzurumlu İbrahim Hakkı? "Mevlâ görelim neyler-Neylerse güzel eyler" demiş. Bu söz imanlı sözdür. "Ya Mevlâmız ve îmânımız da olmasaydı daha başımıza neler gelebilirdi" diyorum.

Helsinki''deki adaylık serüvenimizi, daha, çok yazacağım.