Kaydet
a- | +A

Devlet malı veya TRT''den daha fazla hükümetçi olan TV''ler başta olmak üzere, başlıca medyamız Pakistan''ı kınayan bir tonla "Darbeler ülkesi Pakistan" diye konuşuyorlar. "Berbadın daha berbadı kınaması ne keyifli şey" diye biz de neşeden uçuyoruz.

Sahiden, dünyada, bizim dahi küçümseyerek baktığımız darbeci ülkelerden Irak, Suriye ve Mısır, doğrusu uzun ömürlü diktatörlere kavuşarak, 40 yıldır bir anlamda kurtuldular. Doğrusu, Amerika, İngiltere gibiler onlara neredeyse büyük devlet muamelesi ediyorlar.

1960''larda Cumhuriyetli hatta demokratik devletlerden bazıları da herhalde yine de, Batı''nın yardımı ve sözde medeniyetlerin desteğiyle çok darbeli ülkelere katıldılar. Pakistan ve Türkiye işte o şekilde ünlendiler. Pakistan''da en azından 6-7

Türkiyede''de 5-6 darbe yaşandı. Gerçek sayıları da iyi bilmiyoruz.

Birbirinin çok aziz dostu bu iki devlet "Pakistan ve Türkiye, Bizde DP''nin hüküm sürdüğü 1950-1960 arası yıllarda" gerçek demokrasiye biraz kavuşur gibi oldukları halde... Darbecilikte, Suriye''yi, Irak''ı hatta Yemen''i bir çırpıda geçiverdiler.

Ne dersiniz? Nazar mı değdi bize ve Pakistan''a? Ayrıca hemen bütün Müslüman milletler neden demokrasiden mahrum tutuluyor?

Bakın ne güzel şey? Hindistan, içindeki 72 ırka rağmen, gerçek demokrasiyi, ağırbaşlılıkla yürütüyor. Komünizm canavarından kurtulmuş (çoğu Hıristiyan) Marksist diktaların hepsi de iyi kötü ve samimiyetle demokrasi yoluna girdiler.

Öyle ise, Türkiye''nin Pakistan''ın... Ve Irak, İran, Suriye, Mısır, Yemen hatta Arnavutluk gibi Müslüman ülkelerin bu darbeler kargaşalığında sürünen bu halleri neden ileri geliyor. Biz de dahil herhangi birisi iflah ve islah olmuş olsa vallahi, şapkamızı havaya atacağız.

Siz bu işte bir gariplik görmüyor musunuz? İsrail''i, Yunanlısı hatta Habeşistan''ı sağlam bir zemine oturtmuşlar. Eşsiz Fuzuli''nin dediği gibi:

"Bir rahat içre herkes, ancak benim belâda"

Sağlam inancıma göre bu perişan hal, ne bizim ne Pakistan''ın ne de Irak''ın tabiatında var. Hepimiz uslu, fakir iddiasız ülkeleriz. Kimimiz ağalara, beylere, şeyhlere ve Batı (ABD, İngiliz, Alman vs.) tezgahlarında özel ve etkin yetiştirilen yöneticilere teslim edilmişiz. Kimisini yine dış çıkarlara bağlı komünist, faşist müstemlekeci devletler hazırlamışlar.

İslam dininde ise Allah için hiçbir leke yok. Dini kendisi için kullananlar da var, milletlerinin servet kaynakları üzerinde (Yine Batı''nın himayesiyle) yan gelip yatıyorlar.

Adı geçen Batılılar, bütün İslâm ülkelerini, dolar olarak, kestirdikleri değerlere göre ayarlayıp istedikleri biçime koymuşlar. Kimilerimizin başına işlerine gelen bir diktatör yakıştırmışlar. Kimilerine şeyhlik, emirlik ihsan etmişler. Kimisini sürekli savaş içine oturtmuş, beladan belaya koşturuyoruz. Türkiye ve Pakistan gibilere ise yarım yamalak bir demokrasi, asla düzelmeyecek bir devlet düzeni ve ne öldürsün ne ondursun formülüne uygun bir refah tablosu çizmişler.

Pakistan''da eski Benazir Butto''lar, onu deviren Navaz Şerifler, şimdilik hepsini haklıyan Pervez Müşerref''ler... Türkiye''de de üç beş darbenin galip ve mağlup kalıntıları ve figürleri... Hepsi hepsi işin içinde iş bırakarak kaybolan Avrupa, Amerika veya onların türettiği yerli kaynaklardan senaryolar.