Kimi gazetelerde kin ve insafsızlıkla pekişmiş, ideoloji saplantıları ile katmerlenmiş basitliğin fermanı okunuyor. Kitap hattâ dergi kültürüne (ne yazık ki) gidemeyen çoğu gençler, bir çekimlik esrarda yeni bir dünya arayan müptelâlar gibi o basit ve hasta sütunlara sarılıp bozuluyorlar. Beyinleri yıkanıyor, zihinleri şaşılaşıyor doğru ve tarafsız düşünemiyorlar. Okudukları sütun ''Abrakadabra''ların şapkasına benziyor. Hayretle bakıyorsunuz. Daha neler: Şimdi yüzlerce TV, hele, cinsel içgüdüleri, dünyayı saran bütün vahşet, çirkinlik ve faciaları ta gözlerimizin içine sokarak, insanlığın en büyük değeri olan düşünme yetisinden bizi mahrum koyuyorlar. Bir öğrenci kızın başörtüsünden rejimi ele geçirmek için dava bahaneleri çıkarıyorlar.
Fikir seviyesinde henüz "akıl bâliğ" olmamış gençlerle okuduğunu hâlâ hazmedemeyen yaşlılar, her gün bir tutam afyon alır gibi, bu lâf çorbalarından besleniyor ve öğrendiklerini türlü kanallardan etrafa saçıyorlar. Bu perişanlığın baş sorumlusu şüphesiz, kırk yıldan beri gençlerimize okuma, okuduğunu anlama ve eleştirme hüner ve tekniğini veremeyen eğitim sistemimizdir. Ana dili Türkçe''yi dahi boş verip yabancı dillerin devlet ve aydınlarına dalkavukluk ve menfaat aşkıyla sömürgelik eğitimi verenlerdir. Her şeyi bırakın da, kendisinde memlekete hitap ve hizmet etmek değil "Ülkenin mukadderatını elinde tutmak için halkımızın bütün istek ve çabalarını ayak altı eden kişileri göklere çıkaran TV''lerin cüretine ve basitliğine bakın: İçlerinde Türkçe cümle yapmasını ve her günkü sözleri doğru telâffuz etmesini bilen kaç kişi bulabilirsiniz? Küfür, nifak ve çıkarcılıkta politika kurnazlığı dışında, memleketin hangi bir hayatî derdine parmak basabiliyorlar. Belçikalı bir Türkiyatçı (Türk dili ve Türk tarihi uzmanı) geçenlerde İstanbul''a gelmiş, Türkçesini ilerletmek istiyor... Gelir gelmez, şu yukarda anlattığım fikir soyguncularının pençesine düşmüş. - Lütfen bana usta bir yazar gösterin. Onu her gün okuyup Türkçemi, edebiyatımı kuvvetlendireyim. - Hay hay! demişler. Filan kesi oku. Çok keskin yazardır. Benzeri edebiyatçı cihana gelmemiştir. Türkiyatçı, o övülen yazarı bir okumuş, beş okumuş. Sonra bir gün elinde başka bir gazete ile görmüşler. "Davaya ihanet" ettiğine sitem ile sormuşlar: - Neden okumuyorsun o yazarı artık? - Niçin okuyayım kardeşim? Yarın ne yazacağını bugünden biliyorum. Doğru ve tarafsız düşünmeyi, adalet hissini, Allah korkusunu, vicdan terazisiyle her doğru söze hak verme ahlâkını bütün batılılar gibi bilhassa İlk okuldan başlayarak yerleştirmedikçe biz bu çağdaş medeniyet katarını yürütemeyiz; kendi milliyetimizi yaşamadıkça sağımız solumuz uçurumdur.

