Özel hastahaneler hariç, devlet, üniversite ve SSK''ya bağlı tüm hastahanelerimizin üç aşağı beş yukarı dökülmekte olduğu malumdur. Sağlık konusu için gerekli alaka ve parayı devlet bir türlü bulamamaktadır. Bunun acı bir sonucudur ki, insanlarımız hastahane kapılarında sırf paraları yok diye ölüme terkedilmekte, hastalar, yapılan tedavinin parasını ödeyemediği için hastahanelerde rehin kalmaktadırlar. Buralarda sabahın üç, dörtlerinde sıra numarası alabilmek için perişan olmaktadırlar. İnsanlara yardımcı olmak için çırpınan doktorlar çoğu zaman akıllara bile getirilmemektedirler. Bütün gün, bazen zor hastalarla uğraşıp, kan, gözyaşı, acı ile yoğrulmuş insanlar, birisini hayata döndürdüklerinde belki de bir teşekkür bile almazlar. Bütün bunların üzerine, istemeden, belki de hatâ ile birisine az bir zarar vermeleri durumunda, tv kanalları ve gazetelerden gelen muhabirlerin akınlarına uğrarlar. Ortalarına aldıkları doktoru sorgulayan muhabirler böyle durumlarda, suçlunun doktor değil onu çok ağır koşullarda çalışmaya zorlayan sistem olduğunu görüp anlayamazlar. Bu genç doktorlarımızın belki de Cuma sabahından başlayan ve Pazartesi akşamına kadar aralıksız devam eden zamanlar boyunca, hastahanede nöbette olduğunu hiç kimse bilemez.
Belki de maaşı üç kuruş olan doktor arkadaşlarımızın, paraları yetmediği için çok uzaklarda ev tutup, aç, susuz bir şekilde hastahaneye, koşup, ameliyata girmiş olabileceğine ihtimal dahi verilmez. İnsanın 24 saat doktor ihtiyacı doğaldır. O halde neden bu devlet, uzun emek, zorluk ve masraflarla yetişmiş genç doktorlarımızı diplomalı işsizler olarak dolaştırmaktadır? Neden yeni kadrolar açılıp bu doktorlara iş ve aş, insanca çalışma ortamı ve bize bir sağlık sistemi kazandırmaz? - Yalova''daki iki trilyon TL bedelle yapılabilecek enkaz kaldırma işini, yedi trilyona ihale etmeye, - Futbolcuların, şarkıcıların milyonlarca dolarından vergi almamaya, - 550 milletvekilinin kıyak emekliliğine, özel ve pahalı sağlık hizmeti ve masraflarına, - Her türlü talan, soygun, hırsızlık ve uğursuzluk ve daha nelere... para vardır da insanlarımızın sağlığına harcanacak para bulunmaz? Yoksa ortada, doktorluk gibi kutsal ve gerekli bu mesleğin mensuplarını mesleklerinden, ülkelerinden, hatta hayatlarından bıktırmak gibi bir amaç mı vardır? Uzman doktor yetiştirmenin insanca koşullarda imkanı yoktur da bu işkence yöntemi tek ve biricik yol mu olmuştur? Özetlemek gerekir ise: * Doktorların çalışma saatlerinin 8 saat/gün ve 5 gün/hafta ile sınırlandırılması, * Fazladan çalışılan zamanların doktorların isteğine bağlı olarak (tatminkar şekilde) para ya da izin olarak ödenmesi, * Deprem, su baskını vb afetler hariç, hiçbir doktorun 24 saatten daha uzun çalışmak zorunda bırakılmaması en az dileklerimizdir.

