Seçkin aydınlarımızdan şair-yazar ve ünlü Doktor Prof. Hüsrev Hatemi Mayıs başlarında Türk Edebiyatı Vakfı''mızda, başlangıcından bugüne Halk Edebiyatımızın inceliklerini anlattı. Değerli hekim Hatemi''nin dokunduğu inceliklerinden birisi: Dünya halklarının (Belki özellikle de komşu ülkelerde yaşayanların) türkülerini oluşturan duygularda şaşırtıcı benzerlikler var. Bu husus aslında güzel bir doktora konusu olabilir. Sayın Hatemi dünya insanlarının özellikle hüzünlü acılı hislerde benzeştiklerini yazıyor. Neşeli duygu ve durumlar insanları umumiyle birbirlerinden ayırıyor. Çünkü aşırı sevinçler bencil, egoist halleri geliştirerek insanları belki kıskandırarak, imrendirerek birbirlerinden ayırıyor.
Hoch hoch tepelere haus nicht kursunlar
Hüsrev Hatemi Genellikle halkların sevinçlerinden çok acıları, üzüntüleri birbirine benzer. Sevinçli insan biraz gururlu, biraz "ne oldum delisi" psikolojisindedir. Kederli insanlar "fazlalıklarından" ve gururlarından arınmıştır. Bu da onların birbirine benzemelerine sebep olur. Geçenlerde, Almanya''nın doğu bölgesinde derlenmiş bir halk şarkısı metnini gördüm. "Gelinin Veda Şarkısı" adını taşıyan bu halk şarkısında gelin babası ile, annesiyle, kızkardeşiyle vedalaşırken bir Anadolu gelininden farkı yok. Sadece ağabeyiyle vedalaşırken "Bana kırmızı şarap satın alan ağabeyim" diyor ki, bu biraz değişik. Bu değişikliği bir yana bırakırsak, bir Alman kızının da "Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar, anasının bir tanesini hor görmesinler" havasında vedalaşması ilgi çekici ve duygulandırıcı. Sultan Aziz, bilindiği gibi, intihar mı, cinayet mi olduğu uzun süre tartışılan bir ölümle ölmüştür. Onun için halk arasında doğan "Uyan Sultan Aziz uyan kan ağlıyor bütün cihan" ağıtı meşhurdur. Bavyera Kralı Ludvig "Sultan gibi bana da kıyacaklar" dediği bir ruhi bunalım sırasında, doktoru ile birlikte sandalda iken, bir rivayete göre kendisinin hatası ile, halk arasında dolaşan rivayete göre ise kasıtlı olarak boğulmuştur. Bu sebeple Kral için de Bavyera halkı arasında "Güzel Kralımıza kıydılar" söylemi yayılmıştır. İşte halkların, ağıtta birleşmesine bir örnek daha. "Halklar, kederde benzeşirler" demiştik. Sevinçte ise yerel farklar ortaya çıkar. Kimi saldırgan, kimi daha hazımlı olur. Sulu sevinç ise halkları birbirine yaklaştırmaz, uzaklaştırır. Kazancakis "İki keklik bir arada ötüyor" türküsündeki Anadolu hüznünün Aleksi Zorba''yı nasıl duygulandırdığını anlatır. Bizi de Yunan Halk Müziği duygulandırır. Fakat tavernalardaki sersemce, salakça tabak kırma âdeti, aklı evvel züppeler tarafından bizi Yunanlılara yaklaştırıyor gibi gösterilirken aslında uzaklaştırmaktadır. Birbirini ciddiye alan halklar arasındaki düşmanlık bile, halkları birbirine yaklaştırır. İki toplum birbirini ciddiye almıyorsa, sulu dostluk, gelecekte daha yoğun düşmanlıklar hazırlar.

