Kaydet
a- | +A

Metin Önal Mengüşoğlu''nun Harput Şehrengizi adlı (Beyan yayınları, faks: 526 50 10) kitabını havasına girerek, heyecanına katılarak okudum. Yer yer dil güzelliği, doğum yeri olan Harput şehrine dair geniş bilgi ve gözlemleri; hepsinden daha önemlisi âdeta yıkıma terk edilmiş ''Eski şehrin'' çarşılarına, şivesine, bağlarına, türkü ve törelerine, yazar şairimizin asla gizleyemediği hayranlık.

"Yazar şair" dedim. Çünkü Metin Önal Mengüşoğlu şimdi Bursa''da oturan değerli bir şair ve kalem ustasıdır. Kendisini geçen yıl Hazar Şenlikleri için geldiği Elazığ''da tanımıştım. Samimi, temiz yüzünü aydınlatan şiirlerinde, çocukluk ve ilk gençlik hatıralarıyla dolu bir Anadolu havası vardı.

Şair yazar Mengüşoğlu: Ben Asyalı Bir Ozan (1995) Çamurlu bir Irmak (1996) Hayatımın Bahanesi (1995) Sevda Söze Dönüşemez (1998) şiir kıtalarını da bana imzalamak lûtfunda bulundu. Adı geçen şiir kitaplarında, Harput folkloru, musıkisi, sevgisi içinde yetişen, milli mayası sağlam, dini bütün bir aydınımızın duygularını sezerek farklılıklar buldum.

Metin Önal Mengüşoğlu''nun hemen her dalda (Hikaye, roman, deneme, mektup vs) koşturduğu kalemiyle, işte Harput Şehrengizi''ndeki üslup ve düşünce gücüne eriştiği anlaşılıyor.

"Şehrengiz" Divan edebiyatımızdan süzülme bir tabirdir. Genellikle Şehir''den bilhassa İstanbul''dan bahseden şiir ve yazılara deniliyor.

Hep İstanbul değil ya yurdumuzun bütün şehirleri, severek yazabilenler için geçmişi, folkloru, gelenekleri ve şivesi ile, işte Harput Şehrengizi''nde olduğu gibi, üslubu renkli, kelimesi bol bir destandır. Şimdi umuyorum ki sevgili Tanpınar''ın Beş Şehir''li ve Ahmet Turan Alkan''ın Sivas''ı anlatan "Altıncı Şehir''i gibi, tasvire, sevgiye, tanıtılmaya lâyık bütün beldelerimiz de "Şehrengiz''lere kavuşur.

Sayın Mengüşoğlu Harput''u bir sevda coşkunluğu ile tanıyor. Buzluk, göllü bağ, Harputlu insan tipi, Harput Evleri, Kültürü, musıkisi ile hiç de acımadığımız bu şehre hüzünlü mersiyeler döşeniyor. Kitapta sık sık tekrarlanan bir de evlat acısı ve o toprağa duyulan hasretin hüznünü arttırıyor. Okuyunuz bu kitabı. Bir şehre, aşk ve sevdalarla göbek bağları ve evlat hasretiyle bağlı olmanın derinliklerini, insanî güzelliklerle anlatan bir derya-dil ozanla tanışacaksınız.

Bir şehrin delice sevdalısı ve o şehrin, yıkılışına seyirci kalmanın ıstırabı şu bölümde bakın ne güzel anlatılıyor.

"Müellif Ebu Muslim" bakın Endülüs''teki zaferden sonra perişan oluş sebebimizi

ne güzel anlatıyor:

"Emeviler (Endülüslü olanları) düşmanlarını kazanmak için dostlarını küstürdüler, ama düşmanlarını kazanmadıkları gibi dostlarını da kaybettiler."

Harput''un daha 1925''lerdeki fotoğraflarına baktığımda, hatta çocukluğumdaki siluetini hatırladığımda yüreğimde oluşuveren sızıyı dindirecek tarihi, sosyolojik bir açıklama umuyor, yalvarıyor ve bekliyorum. Yeni bir Horasanlı Ebu Müslim çıkıp bu durumu bana açıklamalı.

Övünüyoruz bu şehrin yerlisi olmakla... Bu şehre mensup olmakla. Birilerinin yüreğini hoplatıyor bizim Harputluyuz dememiz. Bir şehrin yerlisi olmak şerefi... Bir şehrin yerlisi olmanın fiyakası... Koca bir şehrin yerlisi olmanın tekebbürü... Eğer o şehirde vaktiyle mevcut bir değerler manzumesinden kaynaklanmıyorsa, elbet bütün bunlar kelimenin tam anlamıyla ham hayaldir. Ama kimi değerlere yaslanarak o şehrin yerlisi olmakla övünebilme hakkı bence ancak o yörenin şehirleşmesinde rol oynamış sanatkâr ruhlu insanlarındır. Herhalde onu tahrip edenlerin değil. Yahut bir

şehri köyleştiren bedbahtların hiç değil.

* * *

Aşağıdaki bölümde ise güzel folklor verimlerimizle okumadan kaynaşması sonunda meydana gelen Şehirli Harput musıkisi dile getiriliyor meselâ "Yeşil yaprağ arasında kırmızı gül goncası nerelerde mesken kurmuş gönlümün eğlencesi" gibi.

Harput folklor musikisi mektep medrese görmüştür. Tıpkı İstanbul, Rumeli türkülerinde olduğu gibidir. Birçoğu şarkı formundadır. Doğaçlama yerine, doğaçlama türkülere nazaran adeta zihinlerde yeniden damıtılmışlardır. Üzerlerinde çalışılmış, emek verilmiştir. Folklor olmaktan, halkın malı olmaktan çıkmamıştır ama, şehirli bir halkın malı olarak şehirli bir modelle karşımıza çıkarılmıştır. Küçük bir azınlığın değil belki büyük bir çoğunluğun zevki tabiisine hitap edici bir enginlik, genişlik ve üslup kazanmıştır.