Cumhurbaşkanı sayın A. Necdet Sezer ve Yargıtay Başkanı sayın Sami Selçuk, çok şükür iki yıldan beri TC''nin en büyük inkılabını gerçekleştirmek peşindeler.
Bu, geçen yıllar, onların Anayasa ve Yargıtay başkanları olarak, çok etkili konuşmaları ile başladı. Şimdi de "Ne mutlu gerçek ki! Ahmet Necdet Sezer Cumhurbaşkanı seçildi. Türkiye''de nâdir görülen bir mertlikle sözünde de duruyor:
Türkiye''de yaşamak, medenileşmek, kalkınmak için lâzım olan şekilde sözlerini tarihe geçirmek üzredir. En geniş ve güzel tarzda Hukuk Devleti''ni şahsi hayatından, Cumhurbaşkanı mevkiinin düzeninden başlayarak gerçekleştirmeye, canla başla çalışıyor. Bu gayret ve ilkelere hayranlığımı iki üç günden beri yazıyorum.
Yargıtay Başkanı Sayın Selçuk ve diğer büyük hakimlerimiz, şerefli siyasetçi ilim adamı ve yazarlarımız da aynı gayretleriyle Türk halkının minnetine lâyık olacaklardır. Ezilen milletimize tarihin insaniyet basamaklarından sesleneceklerdir.
Nitekim, halkımızın Sezer Rüzgârı dediği, o milli hürriyet cereyanı, o hukuk devleti, sivil Anayasa yolunda genişleyen bir kamuoyu coşkunluğu devam etmektedir. 3.7.2000 tarihinde Prof. Zafer Gören''in şu sözlerine bakın:
"Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer''in başlattığı ''sivil Anayasa'' önerisine her kesimden destek yağarken, Prof. Zafer Gören, ''Türkiye gerçekten AB''nin bir parçası olmak istiyorsa, birey-devlet ilişkisi konularındaki bakışını ve pozisyonunu düzeltmek, sonra da mevzuatını bu amaca uygun olarak değiştirmek zorundadır'' dedi.
Konrad Adenauer Vakfı ve Türk Demokrasi Vakfı tarafından düzenlenen "Türkiye''de Anayasa Reformu" konulu sempozyuma bildiri sunan Gören, Türkiye''de evrensel hukukun belirlediği temel hak ve özgürlüklerin bir an önce güvenceye kavuşturulması gerektiğini kaydetti.
Gören, "Anayasa değişikliği ile özgürlüğün esas alınması, sınırlama değil, koruma kurallarına yer verilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırlarının genişletilmesi, sivil toplum kuruluşlarının anayasal güvenceye kavuşturulması, yargı bağımsızlığını sınırlayan kuralların ayıklanması ve idarenin işlemlerine karşı yargı yolunun açılması gerektiğini belirtti. Gören "Temel hak ve özgürlükler yönünden Anayasa reformu" başlıklı bildirisinde şu görüşlere yer verdi: "Yaşadığımız çağın en önemli kazanımı ''hukuk devleti''dir. Anayasa reformunun temel amacı, hukukun üstünlüğüne dayalı devlet modellerini ortaya çıkarmaktır."
Yalnız: Bu kadar büyük hürriyetsizlik kazaları, adaletsizlik faciaları ve Anayasa buhranları geçiren ülkemizde hayatımızın temeli olan hukuk devleti mutluluğuna ulaşmak kolay değildi. Sayın Cumhurbaşkanı milletvekilleri yetkili hukukçular, bilginler ve yazarlarla birlikte, bilhassa partilerimizin ve milletvekillerimizin, bu meseleyi, tarihimizin en mutlu olayı saymaları şarttır.
Ne yazık ki, Hukuk Devleti''nin bütün gerekçeleri ve bu sebeple Anayasa''mızın bütünüyle yenileşmesi yolunu milli dava haline getiren gayretler, partilerimizde hiç mi hiç görünmüyor. Bu bakımdan çok ister göründükleri İnsan Hakları, Hukuk Devleti ve sivil anayasa amaçlarımız hususlarında dahi, Sayın Cumhurbaşkanımızı ve Sami Selçuk bey gibi ülkü adamlarını yalnız bırakıyorlar.
Partilerimizin hepsi, bütün milletvekillerimiz ve özellikle (Meclis içinde ve dışındaki muhalif partilerimiz, bunu hürriyet vatan ve can davası haline getirmedikçe, medeniyetin önümüze açtıkları bu üstünlüklere ulaşamayız.
"Muhalif milletvekilleri ve liderler" dedik ya, bugün koalisyonu teşkil eden üç parti dahi, bilhassa, iktidarlarında doğacak bu hukuk, hürriyet, demokrasi nimetine, hakkiyle sahip çıkmalıdırlar. Çünkü vâki olacak bu şeref öncelikle onların adına yazılacaktır.
Bu nimetler, geciktirilir veya olmaz ise, koltuk değneği ile ayakta durduğu söylenen koalisyonun geleceği üzüntüler verecektir. Mesela, sayın Sezer ve Sami Selçuk paralelinde ülkemizdeki hürriyet kısırlığından yakınan Sayın Mesut Yılmaz Beyefendinin de Meclis''te hukuk devleti ve sivil anayasa şafağını bütün mensuplariyle birlikte söktürenlerden olmasını arzu ederiz.

