Kaydet
a- | +A

İdris Yamantürk, uzun yıllar önce, Türkiye''nin "idealist" kalkınma ve feragat hizmetine başladığı yıllarda, onurlu, muhafazakâr çevrelerin güvendiği bir isimdi. Vahit Okurer, Mehmet Kaplan ve o günlerin ilgili bakanı Mehmet Turgut gibi icraatına, faziletine inandığım seçkin isimlerin övgü ve sevinçle göklere çıkardıkları bir müteahhit saygıdeğer bir iş adamı idi. Dürüstlüğü gayreti öğütleri ve düşünce gücü ile de dillerde gezen bir ümitti.

Yıllar geçti, Türkiyemiz, pişmiş tavuğun başına gelmedik ihtilallere, ahlak bozgunlarına, mafya cilvelerine maruz kaldı. İhale vurgunları gırla gidiyordu. Devletin, "devletli" geçinenlerin basın ve rantiye kabadayılarının bize nefes aldırmadıkları entrikalar devri gelip çattı. İsterlerse, denizleri, havaları döviz haline getirip, kasalarına istif ediyorlardı. Dileyen şehir meydanlarını ticarethaneye, baba mülkü fabrika alanına veya 49 katlı gökdelene çeviriyordu.

Müteahhitinden, ihalecisine bazı bakanları ile bürokratlarının şerrinden Susurluk gibi korktuğumuz bu vurgun hengamesinde, düştüğümüz bunalımdan yine Aydın Bolak, yine Hasan Celal Güzel, Rasim Cinisli beylerle ve Şükran Danışoğlu kardeşimle dertleşerek avunmaya çalıştık.

- Yahu, müteahhitlik, işadamlığı, devlet çıkarları, İsmet Paşa''nın "beytülmal" diye üzerine titrediği devletin bir kılına el sürmemek duyguları ne oldu? Bu dünyada, bu güzel vatanda her varlığımız vurguna, kumara, mafyaya mı gidecek! diye kahırdan kahıra düştük.

Siz şu işe bakın, 7 Temmuz 1999 günü, Nurten Tek hanımın, Hürriyet gazetesinde İdris Yamantürk''le yaptığı mülakatı okudum. Hele şükür, memlekette, inşallah yine Yamantürk''lerin sözü geçecek diye sevindim. Çünkü röportajın daha başlangıcında inandığım, aradığım İdris Beyi görüyordum. Yine devletimize sahip çıkıyor. Yine kaygılı ve ışık saçıyordu. Yine hakkında biriken kötü zanlardan kurtaracak öğütler, ilkeler hatırlatıyordu. Ana fikir olarak bize "İhalelerde devleti kandırmaktan sakınalım" gibi bir fazilet iklimi hazırlıyor, sonra da şunları söylüyordu: "İnşaat sektöründe ciddi bir kriz var. Sektörün düzelmesi için önce Türk ekonomisinin düzelmesi lazım. Hükümetin 5 yıl aksaksız sürmesini ve ekonomiyi düzlüğe çıkarmasını temenni ediyorum.

Bütün müteahhitlere dürüstlüğü tavsiye ediyorum. Müteahhitlik sektörünün disipline edilmesi lazım.

İhalelerin, sadece birim fiyat usulüyle yapılmasından yıllardır şikayetçiyim. Dünyanın pek çok yerinde benimsenen ''anahtar teslimi'' ''götürü bedel sistemi''yle iş yapılması çok daha gerçekçi, "Birim fiyat demode bir anlayıştır!" Firma, ne yapabileceği işi kestirebiliyor, ne de devletin ayıracağı parayı.

Anahtar teslimi götürü bedel yönteminde iş tarif ediliyor risk payı, kârı içinde. Fazla çıkarsa da zararı üstleniyor.

Mevcut sistemde yapamayacağı bir işin parasını alıyor.

Dünyanın her yerinde bu iş böyle yapılıyor. Genellikle biz, devleti bir nevi kandırıyoruz maalesef. Devlet kandırılarak bir yere gidilmez.