Kaydet
a- | +A

Son aylarda yine bilinen gazetelerde milletin ruh damarına basmayı ödev bilen birtakım köşe arslanları türedi. Bunların "ajanlıktaki" marifetleri ve güçlülere yağ çekmekten aldıkları milyarlar ortaya saçıldıkça kuduruyorlar; saldırması en ucuz ve kolay olan "efendi!" millete saldırıyorlar. Kokulu kuyruk ve çirkin düzeyde nükte (!) yapmaya alışkın olan bu kişiler, ne yapacaklarını şaşırmışlar, foyaları ortaya çıktıkça ve millet kesesinden aldıkları primler gidince çok fena hazımsızlık çekiyorlar. Ellerinden kozu alınınca fesad girdabına tutulmuş gibi dönüyor, kızıyor saldırıyorlar. Küfür havuzunun tıkacı açılmış, kesilmiyor bir türlü. Yeniden sömürülecek adam bulamayınca dine, ümmete, insaniyete ağızlarına ne gelirse her mukaddese saldırıyorlar.

Hani Namık Kemal meşhur Rus yanlısı Mahmut Nedim Paşa için:

"Saldırırdı adama, bulmaz ise başka bir av" demişti. İşte o "düşkünlük faresi"nin yediği "kediyi" andırıyor bunlar.

Bir sütunda dürüst, partisiz bir yazar mı belirmiş? Yatıp kalkıp onun aleyhinde söylüyorlar. Siyaset meydanında, nabza göre şerbet vermesini bilmeyen bir namuslu adam mı görünmüş, hemencek üstüne çullanıyor, adamı sıkboğaz ediyorlar. Bir devlet yetkilisi işlerine gelmeyen bir söz mü harcamış? Karakuş misillû bir inip bir kalkarak, ona diş biliyor, huzur kaçırıyorlar.

Hele birisi İslâmlıktan söz açsın? Onlar için bulunmaz iftira sermayesidir. Hemen lâfa başlayarak: Geç efendim, ne olduğunu biliriz. Mürteci, geri kafalının biridir. Derhal hapishaneye koyup sonra adliyeye teslim etmeli.

Biri milliyetçilikten mi bahsetmiş? Onlara göre Mc. Charty kafalı "Tehlikeli bir ırkçıdır" Böyleleri kan çıkarır asılsın, kesilsin!.. Biri "yoksulluk"tan mı yakınmış? Tehlikeli bir kızıl ajandır derler. Türkiye''yi satar vallahi... Boynu vurulsun.

Bu gazetelere kimi güler geçer, kimi kızar geçer. Ama kardeşlik, dostluk, yıllar yılı beklediğimiz huzur; uğruna ihtilâller yaptığımız hürriyet, bunların şerri altında ezilir gider.

Boylarına bakmadan "içtihat" bile yaparlar. Birisini yemek için akla gelmedik tevil yolları bulurlar. Bu saldırılara karşı mesela diyecek olsak ki:

"-Mürteci ne demek? İrtica deyiminin manası belli değil. Biri başkasının tutumunu beğenmedi mi, ona ya mürteci ya komünist diyor."

Hemen köpürürler. "İrtica"ı bilmeye ne var? "İrtica Müslümanlıktır" demeye kalkarlar.

Biz kendilerine söyleyelim: "İrtica bir peşin fikre biraz da çıkarları icabı körükörüne saplanmak yani cahilliktir. Yarım aydınlığın dik âlâsıdır. Bu kalıptan insanlar, dindar geçinenler arasında bulunduğu gibi, komünistler, faşistler ve kendini ''ilerici'' sanan zavallılar da bulunabilir. Hele milletin boğazından çalarak bir de namuslu devlet adamı ve çağdaş geçinenler, âleme parmak ısırtan gericilerdir.

İrtica, bir de iftiracılık ve saygısızlıkla biraraya geldi mi ona artık edeb ve hayâ öğretmenin imkânı yoktur. Bir yazar, eğer; şu dünyaya en müsbet ve aydınlık dini getirmiş olan Büyük Peygamberimizin kitabına ve buyurduğu Hadislere dahi "saçma ve geri" diyebiliyorsa çekiverin kuyruğunu artık. İrticaı bulmak için uzağa gitmeğe hacet yok. O yazar "mürteci"nin de utanç kaynağı olur.