Kaydet
a- | +A

Allah, işte o gece, âlemleri aydınlatacak olan Peygamber''ine, mübarek Kur''an''ın ilk âyetini göndermişti.

"İkra=Oku..." buyuruyordu. Bu yüzden o geceye Kadir Gecesi dendi. Hangi gece olduğu kesinlikle bilinmez. Hattâ yılın her gecesi, Kadir sayılır. Kadir''i dua ve niyazlarla geçirmek bin ay ibadete bedel tutulmuştur. İnancımıza göre, bu kutsî gecede bütün tabiat uykuya varır; ırmaklar akmaz, rüzgârlar esmez olur. Kötü ruhlar, insanla uğraşmayı bırakıp zarar vermekten korkarlar. Tabiatın sessizliği içinde otların çatırdayarak büyüdüğü, ruh kulağı olanlarca da ağaçların kendi dillerince söyleştiği işitilir. Her yanda, Huri''ler salınır. Çöllerin ve denizlerin uykusu, çocukların rüyaları kadar masumdur. Sanki kürenin her bucağını, göklerden bir bekleyiş bir duanın mutlu sonucunu gözleyen nuranî vecd hali kuşatır. Kadir gecesi doğanlar ya da onu içlerinde duyanlar bilgeleşir ve aziz olurlar. Çünkü o gece dünyamız, Cenabı Hakk''ın mana parmakları arasında yenileşir. Hz. Muhammed, işte o gece, beyaz örtüsüne sarılmış vaziyette, Hira Dağı''ndaki mağarasında, gözlerini kapamış ilahi vahyi bekliyordu. Kendi derinliğinde kaybolmuş; büyük huzursuzluğunu çözmek için Rabbinden kolaylık bekliyordu. O ân birden bire karşısında bir melek gördü. Melek ona gülümsedi ve bir defa seslendi: "-Oku..." Bu ses çok yumuşak, tatlı idi. Dünyadaki güzel seslerin hiçbirine benzemezdi. Efendimiz, sesten hiç ürkmedi. Doğruldu ve biraz mahcup sesle meleğe gülümsedi: "-Ama ben okuyamam ki!" Bunun üzerine sanki bilinmiyen eller onu sımsıkı kuşattılar. Melek yeniden buyurdu: "-Oku!" Bu sefer, "Okuyamam ki!" diyemedi. Ferman yücelerden geliyordu. "-Ne okuyayım?" diye sordu. Melek yumuşak ve tatlı sesi ile şöyle bildirdi: "-Oku! Bütün âlemleri yaratan Allah''ın adıyle oku! O öyle bir Allahtır ki, insanı bir kan pıhtısından hasıl etmiştir. Oku! Oku ki, Allah bitimsiz kerem sahibidir. Kalem ile yazı yazmayı o öğretmiştir. İnsanlara bilmediğini o belletmiştir." Ulu Peygamber bu sözleri ezberleyip aynen söyleyince, melek; "-Ey Muhammed! Şunu bil ki, sen Allah''ın Resûlüsün ben de onun meleği Cebrail''im" dedi. Bunları söyledi ve kayboldu. Hz. Muhammed''in çevresini daha derin bir sessizlikle zifirî karanlık kapladı. Çölde dağlar uykuya varmış, yepyeni bir aydınlık düşündeydi. Gökyüzü yıldızlarla bezenmişti. Kayalar oylum oylum idi. Hira dağı tepesinden kutsal Kâbe''siyle, Mekke şehri görünüyordu. Kendine "oku!" emrini getiren Cebrail Aleyhisselâm işte yine etrafındaydı. Her ne yana baksa onu görüyordu. Yine ürpermeler bastı içini. Ansızın baygınlıklar geçirdi. Yıkıldığı yerden sanki ilâhî bir el onu tutup kaldırdı. Yorgun ve bitkin bir halde evine girdi, muhterem hanımı Hatice Anamıza: "-Ört beni!" dedi. Başından geçenleri o müşfik zevceye anlattı. Hz. Hatice ona inanan ilk fâni oldu. O Kadir gecesinden sonra, âlemleri aydınlatmak görevi başlıyordu...