Kaydet
a- | +A

Değerli şairlerimizden Ahmet Tufan Şentürk, şiirlerine ilaveten ayrıca "halk fıkralarını" içine alan "Yarası Olan Gocunsun" adlı bir de orijinal fıkralar kitabı neşretmiştir. Ömür boyunca topladığı ve çoğu işitilmemiş olan bu fıkralardan bir demet sunuyorum. Böyle zamanlarda en iyisi yorumsuz, açıklamasız fıkralar söylemek ve yazmaktır. İsteyen bu fıkralara istediği anlamı verir. Üstelik ne yazanın ne de okuyanın başı ağrır. Değil mi ya! "Demokrasi falan ayırt etmeyip habire fıkralar anlatıp gülücükler toplamak bin yıllık âdaletimiz değil mi bizim"

Kilise ve Karga Papaz efendi bir gün kilisenin bakıcısını, hizmetlisini çağırmış: - Evladım bizim kilisenin çanının sesi iyi çıkmıyor. Üzerine kargalar pislemiş, onları güzelce bir temizle, demiş. Hizmetli, tırmanmış kilisenin kulesine, çanı güzelce silip süpürmüş. Kargalar kilisenin çanını yeniden kirletmişler. Şöyle bir çare bulunmuş: - Her hafta kilisenin kulesine tırmanmaktansa şuraya bir tas şarap koyayım demiş, hademe. Şarabı içen kargalar sarhoş olup ya ölürler, ya da aşağıya düşerler. Onları çandan uzaklaştırmış olurum. Aradan bir hafta geçmiş, bakmış ki çanın üzeri yeniden kaplama yapılmış. Yani kargalar, hem şarabı içmiş, hem de çanın üzerine pislemişler. Bunun üzerine adamcağız, kargalara bakarak bre kargalar demiş: - Siz Müslüman olsanız şarabı içmezdiniz. Katolik de olsanız çana pislemezsiniz. Siz yoksa Protestan mı, ya nesiniz?

Öğretmen ve Çocuk Okula yeni başlayan bir çocuğa anası, babası sorarlar: - Oğlum öğretmenin nasıl, iyi mi, onu sevdin mi? Çocuk cevap verir: - Sevmedim. - Neden? - Neden olacak, öğretmen hiçbir şey bilmiyor da ondan. - Aman evladım, öğretmen hiçbir şey bilmez olur mu? - Peki, biliyor da neden habire "Bu ne, bu ne, bu ne?" diye her şeyi bana soruyor?

Tohumunu Getirdim Dağlarda yol kesen, adam soyan, her türlü kötülüğü yapan üç eşkıyadan birisi köyüne gitmiş. Köyünden dönünce arkadaşları: - Hasan, sizin köyde çok güzel piliçler, palazlar varmış, bir ikisini getirseydin de bir öttürseydik, demişler. Hasan: - Piliçleri getirmedim ama tohumları bendedir, demiş.

Kedi ve Fare Bahsi Kediyle fare bir bahse tutuşmuşlar. Kedi fareye, bir metre mesafe göstermiş ve: "Eğer sen bu mesafeden benim önümden kaçabilirsen, sana bir çuval un vereyim" demiş. Fare gösterilen mesafeye bir bakmış, çok kısa: "Mesafe kısa, mükafat büyük, bunun sonunda bir hile var, ben bu işte yokum" demiş.