Bilhassa, yeni deneyeceğimiz, sayın Milli Eğitim Bakanımızı heybetli ama kolay bir inkılaba öncülük yapması için rica ediyorum.
Heyhat ki ağzım yanıktır. Bu konudaki düşüncelerimi, yıllar yılı yazmışsam da, eski hamam eski tastır. Dilerim: Ülkemiz gençlerini doğudan batıya, halk Türkülerimizde muhteşem klasik musıkimizde halk oyunlarında birleştirmek için bütün okullarımızda, "Müzik ve idman" dersleri programlarında yenilikler, zevkli şenlikli değişmeler yapmak Milli Eğitim''in hizmetidir.
İlköğretim okullarında ve liselerde, musıki ve beden eğitimi dersleri, haftada ikişer ise birini; haftada birer ise her dersin yarısını... Türkülerimize; idman derslerinde de halk oyunlarına ayırmaktır.
Böylece ne olacaktır bakın;
Bence hem gençliğimize nefis seviyeli, eğlence, hem de benzersiz halk ve klasik musıkimizin şahlanıp yükselmesi için milletimizin sanat zevkınde, inanılmaz açılışlar meydana gelecektir.
Bunun ayrıca, milli birliğe ve gençlerimiz arasında barış, sevgi, hoşgörü, ahenk, inanış, bakış ve zevk birliği bakımından inanılmaz faydaları, etkileri olacaktır. Öyle ki bir sayın M.E. Bakanının başaracağı böyle bir "reform" yıllar boyunca unutulmayacaktır.
Ayrıca musıki ve beden eğitimi derslerine katacağımız bu milli ve içtimai lezzet, ülkemizin yüzünü güldürecek, barışlı günler bize bülbüller gibi şakıyacaktır.
Bu nasıl olur? Okul derslerinde musıkinin bezdirici teorileri ile zaman öldürülecek yerde, önce halk türkülerinden, sonra bizim Itri, Dede Efendi, Sadullah Ağa, Dilhayat Kalfa eseri eşsiz, bestelerimiz ve saz eserlerimizden, sonra da Batı musıkisinin dünyaca ünlü parçaları, çocuklarımıza tattırılır... Görürsünüz ki o zaman, boşuna sıkıntı ve alayla geçen musıki dersleri, çocuklarımızın görgü ve bilgilerini arttıran, onların gönüllerini birbirlerine sevgiyle bağlayan harikalar meydana getirir.
Bu, sadece zevk, heyecan, eğlence konusu da değildir; bu, pek nazik milli birlik meselesidir. Düşünsenize sayın bakan! Edirne''nin, Aydın''ın, Ordu''nun, Adıyaman''ın, Şırnak''ın okullarında, yavrularımız, musıki dersleri sayesinde, aynı türkülerle aynı nağmelerle yetişip sevinecekler. Bir araya geldiklerinde asla anlaşamadıkları bir şey kalmayacağından, hemen kaynaşıp dost olacaklar.
Antalya''ya, İstanbul''a toplu halde gelip, kamplarda birlikte konaklayan, Alman, Fransız, İngiliz gençlerine bakın, okullarında öğrendikleri, milli türkülerini, her yaşta kadın erkek, bir ağızdan nasıl oynayıp söyleyip coşuyorlar... Bu milli yakınlık ve kaynaşmalardan hareketle öz milli oyunlarını nasıl coşarak, sıraya girerek nasıl bir ahenkle oynuyor ve söylüyorlar...
İşte ben söyledim. Lütfen gençlerimizi gönülce, dilce, sanatça yaklaştıran böyle masrafsız kolay bir yeniliği başarınız.
Dünkü yazımda, musıkiye ve şiire karşı halkımızın ilgisizliğinden dertlenen sayın Necdet Yaşar gibi bir üstad ve hassas bir tambur üstadına, düşüncelerimi böylece arzediyorum.

