Kaydet
a- | +A

Öcalan milletimize Allah''ın bir kahrı mı? Yoksa birçok kişilerin kötülüklerini yükleterek seyir baktığımız bir günah keçisi midir? Yoksa idaresinden, siyasetinden, ekonomisi ve âsayişine kadar her şeyimizi Lanetli Şeytan''ın çirkin telkinleri basmış da ondan mı yüzümüz gülmüyor?

Bu terör canavarı şimdi de yeni tartışmalar getiriyor. Kimsenin hukuksuzluk tozu konduramadığı adaletli bir mahkemeden idam hükmü alan; sonra bu cezası Yargıtayca da tasdik olunan bu câni asılacak mı asılmayacak mı? Daha doğrusu, bu hukukî sonuca (Biz bağımsız devletiz diye) hiçbir baskı olamayacağını (çok iyi niyetle) kabul edersek: Asılsın mı asılmasın mı?

Hani, sağlığında kötülüğü, zulmü, âdiliği ile halkı fesada vermiş bir adamın, öldüğünde dahi köylülerini bin kat beter belâlara soktuğunu anlatan bir hikâye vardır: Tamamı aklımda olmayan o fıkranın birazını da kendim uydurarak söyleyeyim. Siz de, aziz şehit ana babaları ve onlarla beraber ağlayan bizler düşünelim: Öcalan asılsın mı yoksa müebbet hapsin vicdan azabı içinde cezasını ömür boyunca çeksin mi?

Adamın birisi, son nefesleri yaklaşırken bile bahçesinin suyunu zaptetmek istediği Yoksul İbrahim''i nasıl mahvedeceğini hesaplarmış. Bunun için komşularına ısmarlamış:

-Bu köylüler, yaşarken benim pek çok kötülüğümü gördüler. Şeytana uydum da evlâtlarını telef ettim. Mallarına el koydum. Ne olur! Gelsinler bir helâllık alayım. Güzel yüzlerini görüp tatlı dillerini işiteyim. Bir de vasiyetim olacak, kendi hayırlarına, köyümüzün ilerlemesi için...

İyi niyetli köylüler, helâllık deyince koşup gelmişler. Ağlayıp sarılmalardan sonra, seninki şöyle vasiyet etmiş:

-Biliyorum sizlere etmedik fenalık bırakmadım. Onun için, bizim İbrahim Ağa''dan dileğim var. Ne olur! Öldüğüm sabah, cesedimi bir iple şu kapımın önünde sallandırsın. Bu sayede hısım akrabam ibret alır da belki cehennem azâbından kurtulurum.

Velhasıl köylü ona inanıp dediği yere asmış herifi. Ertesi gün jandarmalar varınca İbrahim Ağa''nın başına neler geldiğini tahmin edebilirsiniz.

Bizim kötü Öcalan da, aynen bu kıssaya denk düşüyor. Kürt''ten Türk''ten katlettirdiği otuz bin şehit, kurban, dul yetim, kan PKK, terör cinneti, iğrenç ideolojilerinin rezaleti... Kürdistan liderliği safsatasına kapılıp mahvolan binlerce kızımız, oğlumuz... Sonra Rusya''nın, Avrupa''nın, bilhassa şahsiyetsiz İtalyan liderlerinin, bu câni için yaptıkları densizlikler...

Daha ne diyeyim? Onu Türkiye''ye getirmek hata idi. "Bölücübaşı" ünvanı yakıştırarak, prensler gibi özel yerlerde ağırlamak, dünyayı TC''nin başına toplayıp dünya gazetelerinin manşetlerine geçirtmek... Nihayet Öcalan''ın teklif ve beyanlarını TC Başbakanı seviyesinde ciddiye alıp cevaplandırmak bütün bunlar küçük düşürücü yürek acıları idi.

Şimdi bari aklımızı, kullanıp, Avrupa Topluluğu''nun emirlerine protestolarına artık muhatap olmayalım! TBMM''de, idamı bekledikleri halde, 15 yıldır asılmayan 48 mahkum varmış.

Öcalan''ı da düşmanlarımızın gözünde artık daha fazla büyütmeyelim. Onun cezasını da 49. idamlık olarak hemen erteleyelim çünkü bu adamın öbür 48''lerden daha fazla hiçbir özelliği yoktur...

Görelim Hz. Mevlam ne sûret gösterir.