Kırk yıllık sevgili arkadaşım Nihat Akay''ı pazartesi öğlen namazından sonra toprağa verdik. İbnül emin Mahmut Kemal Bey''in yeğeni Nihat Akay''la dostluğumuz Selma Akay''la birlikte İstanbul Edebiyat Fakültesi''nden başlıyor. Rahmetli Prof. Faruk Timurtaş, Prof. Muharrem Ergin de aynı sınıfta idiler. Sonra, yine Selma ve Nihat Akay çiftiyle birlikte Aydın Lisesi edebiyat öğretmenliğimiz başladı. Her türlü yolsuzluklara kızıp köpürerek, aynı faziletleri, aynı tarih safhalarını, korkunç memleket üzüntülerini paylaşarak, hararetli günler geçti. Sonra Nihat, tam başarı ile devlet adamlığına girdi. Milli Eğitim Bakanlığı, bakanlık olalı, Nihat ve arkadaşları (Prof. Haydar Diriöz, Rıza Kardaş, Milli Eğitim Bakanı A. Naili Erdem) gibi idareciler görmedi. Nihat ne güzel konuşuyor ne insanca yönetiyordu. Hep bir ağızdan: "İşte Nihat Akay ve Bakan Erdem''in gelmeleriyle Türk maarifi özlediğimiz ve özendiğimiz örnek yönetime kavuştu" derdik.
Nihat aynı koruyucu onarıcı efendiliği ile politikaya da girdi Nihat. Millî Eğitim Bakanlığı''na, biçilmiş kaftan iken iyileri, lüzumluları itmek, çürütmek huyumuz elbette fırsat vermedi. Kötülük, oyun ve hile bilmez seçkin Nihat Akay önüne dikilen kahırlara elbette fazla dayanamadı. Nihayet son darbe; öğretmenlikte eşsiz şahsiyeti olan Selma Akay''ı genç yaşta kaybetti. Zaman zaman hastalıkları ile uğraştı. Nihayet, işte pazartesi öğlen vaktinde severek yaşadığı Yakacık''ta, değerli eşinin hasretine gömüldü. Nihat''ı uğurlamaya gelen dostları, genellikle yaşlanmaya yüz tutmuş, her uzvunun sağlığından sesler gelen arkadaşlarımızdı. Eşsiz din ve hikmet hocamız Emin Işık Bey, zaten dünya ve ahiret her dostumuzun müşkil gününde anında yanında idi. Hangi birinden söz edeyim? Meselâ, Ayhan Songar''ın cenazesi gibi her mevlidinde de bizi teselli eden bu feragat eri, Emin Hoca olmuştur. Geçen pazar, Elçibey''in 52. mevlidinde Süleymaniye''yi canlandıran da bu Emin Hocamızdı. Kasım''ın ilk çarşambasında Türk Edebiyatı Vakfı''nın, dualı, açış sohbetinde, yine Emin Işık bey... Nihat Akay''ın namazından mezarındaki son dualara kadar her türlü sevabında, ağırlanışında uğurlanışında daima Emin Hoca bulundu. İlâhiyet Fakültemizin ilimde hizmette iftiharı olan bu benzersiz din ve ilim adamımız, biliyorum ki o saydığım tarihlerde sevgili eşi Şükran Hanımı, bağırsak düğümlenmesinden ağır hasta olduğu için sayın doktorlarımıza tevdi etmişti; merak içinde sağlık haberini bekledi ve çok şükür aldık.
Namazdan sonra Emin Hoca, Nihat için: Merhum Fethi Gemuhluoğlu''nu da anarak: -Nihat Bey, Müslüman Türk gibi yaşadı, Müslüman Türk gibi öldü diye, helâllığını özetledi. Ahirete yollanacak bundan güzel ne müjde olabilir? İbret için, Emin Hoca''nın şu sözünü de hatırlatayım: -Kur''ân-ı Kerîm, "her nefis ölümü tadacaktır" buyuruyor. Herkes ölecektir diye gönüllerimizi karanlıkta bırakmıyor. Neden? Çünki nefis ruhumuzdandır. Ruhumuz ölmez. O dünyada ve ahirette insanlığına lâyık görülen şekilde yaşar. Ayrıca ölüm asla, zindan karanlığında bir felâket değildir. Onun için, Rabbimiz, Kitabında "her nefis ölümü tadacaktır" diye özellikle vurguluyor. Ne güzel şeydir, hayata ve ölüme lâyık yaşamak... Her yanı Allah''la dolu olan kâinatı "boşluk"tan ibaret sanmayanlara ne mutlu... Ölüm, bu dünyada "bizi ibretle, ıslaha çağıran vakaların başında geliyor. Talebeliğinden, müsteşarlığından beri sevdiğim Nihat Akay''ı bükülmüş bellerle (inşallah) cennete uğurlayanların manzarasından daha çarpıcı nasıl bir terbiyeci bulabiliriz.

