Bu yazıyı, daha çok yazılarına hasret kaldığımız eşsiz dostum Ömer Öztürkmen''in ''ZİHNİYET İNKILABI" adlı kitabının 165-167. sayfalarından alıyorum. Düşünce gücü çok üstün olan, aynı zamanda şiirleriyle tanınmış Sevgili Öztürkmen''in, "Bilimden Damlalar" ve Zihniyet İnkılabı" adlı şahane eserlerini bir daha okudum. Böyle bir kalem, gazetesine daha fazla yazmalıdır.
İşte Osmanlı, işte onun evladı Ömer Öztürkmen...
Komünizmin 70 yıllık bir uygulamadan sonra paldır küldür yıkılmasını kapitalizmin zaferi olarak yorumlayanlar, herhalde Amerika''daki şu son olayları görünce, geç de olsa yanıldıklarını anlamışlardır. "Komünizm öldü, yaşasın kapitalizm" diyenlerin sevinci kursaklarında kalmıştır.. Vahşi kapitalizmin suni olarak kurduğu siyah-beyaz düzeninin pamuk ipliğine bağlı olduğu, Amerika''daki şu ayaklanmalardan, yağmalardan, katliamlardan anlaşılıyor. Vahşi kapitalizmin de bir gün vahşi komünizm gibi paldır küldür yıkılacağını anlamakta inşaallah fazla gecikmeyiz. Çünkü şu sıralarda bizdeki kapitalist modeli, Orta Asya Cumhuriyetlerine örnek olarak göstermek için Batı''sıyla, Doğu''suyla işbirliği halindeyiz. Oysa bu vahşi kapitalizm 21. yüzyıla varmadan eğer kendisine bir çekidüzen vermezse yıkılıp gidecektir... Onun tam yıkılacağı bir sırada, bulunmaz bir meta gibi Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine ihraç etmeye kalkmamız, yalnız bir tarihi yanılgı olarak kalsa neyse, fakat aynı zamanda "Türk asrı" olarak nitelendirilen önümüzdeki yüzyılımızı tehlikeye sokacaktır. Batan bir gemiye son anda binmek gibi bir şey. Oysa politik, ekonomik ve sosyal parametreler, modern rötuşlarla donanmış bir Osmanlı modelini empoze ediyor. Evet bütün parametreler, din, dil, ırk ve renk farkı gözetmeyen bir Osmanlı modelinin gündeme geleceğini gösteriyor. Belki Osmanlı adından bahsedilmeyecektir, ama istenen ve tartışmaya açılan model tıpatıp Osmanlı modeli olacaktır. Yani çok kısa zamanda milyarlarca insanın kaderiyle oynayan IMF, OECD, Dünya Bankası gibi vahşi kapitalizmin bekçiliğini yapan ve geri kalmış veya az gelişmiş ülkelere ve devletlere hükmeden jandarma kuleleri ortadan kalkacak ve yerlerini, Güvenlik Konseyi ve veto imtiyazına sahip olmayan bir Birleşmiş Milletler Teşkilatı''na bırakacaktır. Herkesin herkesten hesap sorduğu bir devirde, yoksul ülkelere verdiği 1 trilyon dolar borcun faiziyle yan gelip yatan kapitalistlerin vahşeti de sorguya çekilecektir. Türk Dünyası 21. asra uluslararası arenanın hakim bir unsuru olarak giriyor... Yeryüzündeki Doğu-Batı dengesinin bir ayağı olacağız... Olmak için de sosyalist ve kapitalist vahşetinden uzak kendi modelimizi ortaya koymamız gerekecek. 1400 yıldan beri Veda Hutbesindeki insan haklarını, Helsinki Belgesi''nde ve Paris Şartı''nda arayanlar bu davranışlarını bir politika gereği değil de, bir gaflet olarak sürdürüyorlarsa vay bizim devlet adamlarımıza! Türk Dünyası bu merhalede kafası geleceğe açık, ufku geniş ve yarınların vizyonunu temsil eden devlet adamlarına muhtaçtır. Gelin hep beraber bunun için dua edelim.

