Kaydet
a- | +A

Sayın Diyanet İşleri Başkanı ve Diyanet mensubu bilginlerle 4. Avrasya İslâm Şûra''sı dolayısıyla gördüğüm Bosna Hersek ve çevresi bende âdeta yeni bir İstanbul ve yeni bir Bursa iklimi keşfetmek gibi sevinçler meydana getirdi. Öylesine ki insan Bosna, Mostar ve Travnik gibi şehirlerde Osmanlı havasına doyamıyor ve bu milli abidelerimiz ilk göreni hayretlere düşürüyor.

Demek Osmanlı ecdadımız Bosna Hersek, Üsküp, Kosova gibi diyarları ne kadar çok benimsemiş ki İstanbul, Bursa ve Edirne''ye yaptığı herşeyi aynı ihtişamla buralara da yapmış. Buraları bir gün kat''iyyen elden çıkarmayı da aklından geçirmemiş.

İşte Bosna''ya şanını veren 100''lerce abidenin en önemlilerinden olan Gazi Hüsrev Bey Camii''nin kütüphanelerle, hanlar ve hamamlarla donatılmış bir köşesindeki hangâhda Sayın baş müftü Mustafa Efendi Ceriç''in davetinde bulunuyoruz.

Yanımda oturan ve İstanbul''da tahsil eden Bosnalı bir genç bize Bosna''dan bir menkıbe anlatıyor. Halkın benimsediği bu rivayet bütün Bosna Hersek ve Makedonya insanlarının Osmanlı hakkındaki duygularını dile getiriyor.

Anlatılan efsane şöyle:

Bir zamanlar kıymetli bir gencin haksız yere idamına karar verilmiş. Annesi ağlayarak oğlunu kurtarmaya çalışmışsa da İstanbul''dan gelen yanlış bir buyruk ne yazık ki bu gencin idamına sebep olmuş. Bu durum Bosnalılar''ı çok ağlatmış ve padişaha karşı da biraz gücenmişler. Bunun üzerine Bosna''da bir türkü çıkmış bu türküde:

"Eyvah, eyvah ki Osmanlı padişahımız kendi getirdiği adaleti öz eliyle yıktı."

Bu şiirli türküyü anlatan genç: Bosna halkı padişaha olan saygı ve sevgisinden ötürü bu türkünün her yerde söylenmesine razı olmuyor."

"Bize İslâmı Osmanlılar getirdi. Bu sayede şerefimizi ve şahsiyetimizi kazandık. Onun içindir ki İslamiyete canımız gibi bakıyoruz. Onların bıraktıkları cami ve anıtları gözümüz gibi koruyoruz" diyen Bosna halkı bence Türk''ün ve İslam''ın destanını asırlarca yaşatmış ve daha binlerce yıl koruyacaktır. Şimdi Saraybosna gibi yine inanılmaz güzellikte İslâm şehirleri olan Mostar ve Tıravnik şehirlerine de bir göz atalım.

***

Dördüncü Avrasya İslâm Şûra''sını yapanlar bizi sadece konferans oturumlarında bilgilendirmekle yetinmediler toplantılardan sonra Bosna Hersek''in iki muhteşem şehrini de tanıttılar ilk gittiğimiz şehir Hırvat barbarlığının yıkıldıktan sonra dünyanın da gözleri önüne bir vahşet tablosu olarak yığılan Mostar köprüsü ve Mostar şehridir.

Mostar: Saraybosna''ya 120 km uzakta gür bir ırmağı değişik manzaraları ve belki 100''den fazla muhteşem camii ile seyredip hayran kaldığımız bir şehirdir. Evliya Çelebi''miz Neretva ırmağının dimdik iki yamaçla dar bir boğazda aktığı, bölgede heybetli güzel dağlarla çevrili bir şehir olduğunu söylüyor. Irmağın en dar geçidinde Mostar köprüsü bir şaheser mimari eseri olarak yapılmıştır. Irmağın iki yanında camiler vardır. Ve sol taraf büyük ölçüde Hırvatlarla meskûndur. İşte maalesef Sırplar''ın ve Hırvatlar''ın gözlerine batan budur. Müslümanlar''ın böyle güzel bir şehirde oturmasına tahammül edemiyorlar. Bu kara taassuplar yüzünden Hırvatlar son beş yıldaki saldırıları arasında bu şaheser Osmanlı köprüsünü de yıkmışlardır. Kasıtları, bizimkilerin ırmağın iki yakasında toplaşmalarını önlemektir. Nitekim Hırvat tarafındaki camileri de yıkmışlardır. Buna karşılık onların boşluğuna çok iri "haç" anıtları dikmişlerdir. Hırvatlar Hz. İsâ''nın 2000. doğum yılı münasebetiyle bütün nehir boyunca bunun gibi 100''lerce kocaman haç dikmişlerdir. Ve bunu da Vatikan''daki Papa''nın emri ile diktiklerini ileri sürmüşlerdir.

Mostar''da Osmanlı emekleriyle yapılan her türlü okullar, medreseler "karagöz hanı ve imarethanesi" gibi şaheserler bugün adeta terkedilmiş görünüyorlar. "Ne şükür ki başta bizim Diyanet işleri olmak üzere Suudi Arabistan, Libya ve Mısır''dan da bu camileri onaran gayretler görülmektedir.

Mostar''ın bütün bu güzelliklerine karşılık maalesef köprüsü yıkılmış ve mesafeler boyunca Müslüman halkımız kah Hırvatlar''ın, kah Sırplar''ın tecavüzlerine uğramıştır. Ve hâlâ her tarafta kurşun ve balta izleri ve yüzlerce kardeşimizin kan lekeleri gözler önündedir. Hıristiyanlık adına işlenmiş bu katliam ve cinayetler şüphesiz Hz. İsa''yı dahi üzmüş ve ümmeti adına utandırmıştır.