Yıllarca önce Paris''in Saine Nehri seyyar kitapçılarında A. Salonigue Sous L''oeil Des Dieux diye bir roman tanımıştım.
Severek Türkiye''ye getirdiğim bu eseri, kıymetli öğrencim Musa Doğan Türkçe''ye çevirdi. Eser şimdi Selânik''te Bir İsmail adıyla basılmış bulunuyor.
Okuyanlar, hem o zamanki Türk Selânik''i hem de karışık ve değişik mizaçta halklarını, nefîs bir roman zevki içinde seveceklerdir.
Çok zevk aldığım bu eseri sizlere de tanıtmadan edemedim.
1909''lardan itibaren Sultan Abdülhamid türlü entrikalarla tahttan indirilmiş, İttihatçılar dirayetsiz yönetimleriyle ülkeyi çığırından çıkarmıştır.
Eser sahibinin genç bir Fransız subayı olması ve her halde resmi bir görevi bulunması, onun birkaç yıl içinde bütün insanları inançları ve entrikalar ile Selânik ve çevresini tanıması sonucunu doğurmuştur. Pek tabii bunlar arasındaki gizli-açık, kirli-temiz, siyasi-askeri birçok ilişkileri de iyi bilmektedir. Hatta romanda anlattığı vakalardan ve kahramanlardan anlaşılacağı üzere Selanik''in zevk, sefahat, eğlence ve ticaret çevrelerini de onlara katılmış olarak bizzat yaşamaktadır.
Roman özet olarak, babasının kim olduğunu bilmeden bir Türk hamal Muhammed Osman tarafından yetiştirilen İsmail adındaki bir çocuğun hayat ve maceralarını anlatır. Çocuk Türk müdür, dönme midir, Yahudi veya Yunanlı mıdır, bunları asla bilmemekte ama, asıl kimliğini çok merak ederek herkese ısrarla sormaktadır. Onu yetiştirmekte olan Muhammed Osman fakir, namuslu bir Türk''tür. Ayrıca onu iyi Müslüman olarak yetiştirmeye çalışan bir mahalle imamı Muhammed Ali vardır.
Fakat hayata boyacılıkla başlayan İsmail, Türkler''in karakter ve hayatlarına pek uymayan eğilimler göstermektedir. Delikanlı yaşına gelince tanışıtığı Ayşe ve onun ablası Leylâ aracılığı ile bazı patronların çevrelerine girip uzun zaman alış veriş, oyun ve hilelerini öğrenir. Zamanla her çeşit kirli işlere bulaşarak zengin olur. Bu İsmail, Selânik''in yine vurgunculuk yolu tutan ünlü patronları ve hahamları vasıtası ile Türk değil, dönme de değil, ancak Yahudi olduğunu öğrenir. Ayrıca bunlar Ayşe''yi de araya koyarak İsmail''e "Ancak Yahudiliği benimsediği takdirde zengin olabileceğini" telkin ederler. Hattâ onu özendiği İngiliz ve Fransızlar gibi parlak itibarlı bir hayat süreceğine de inandırırlar. Zaten bir Yahudi çocuğudur. Sonunda haham Levy''nin telkinleri ile Yahudiliğe döner ve adı İsmail iken İsrail''e çevrilir. Hattâ İsrail Osmanias adı ile kartvizitler bile bastırır.
Eşi Ayşe''yi ve baldızı Leylâ''yı dahi çok para kazanmak için herkese ve ecnebi subaylara da peşkeş çekecek kadar ahlâk düşkünü olan İsrail, sonunda bir gece zenginleşen evine dönerken kendisini "baba gibi büyüten Muhammed Osman''a (gece sokakta dilenirken) rastlar."
Bu romanda Fransız zabiti Jean Jose Frappa''nın Selanik''teki halklar üzerine dikkat çektiği birkaç önemli noktaya eğilmenizi isterim.
-Selanik''te Türk kabristanları asla süslü mezarlarla dolu değildir. Şatafatlı Yunan, Rum, Musevi kabirlerin zıttına bu mezarlar yazara göre insana huzur vermektedir. Yazar buralarda yatan ölülerin de gösterişsiz, külfetsiz, sakin ve dolayısiyle daha mutlu olduğunu düşünmektedir.
-Muhammed Osman İsmail''in ne milletten olduğuna önem vermeden Osmanlı hoşgörüsü ile onu evlâdı gibi büyütmek istiyor. İmam Muhammed Ali ise İsmail''in sonradan din değiştirmesine ve edebe, ahlâka uymayan hallerine kızarak: "Sen eğer Müslüman ve Türk olsaydın dinini bu kadar kolay değiştirmez, edebini, onurunu da korurdun" diyor.
-Türk kadınları çarşaf ve örtülerle dolaşıyor. Yazar Frappa''ya göre, bu onların cazibelerini artırmaktadır. Bu gözleminde yazarın o yıllarda okuduğu kesin olan Fransız romancısı Pierre Loti''nin "Aziyade" adlı romanının etkisi apaçıktır.
-Türkler paraya düşkün insanlar olmayışları ile diğer Selanikliler''den ayrılıyorlar. İsmail ile Ayşe''nin Türkler''den kesin şekilde uzak karakter ve ahlâk taşıdıkları özellikle belirtilmiştir.
Türkler''in paraya değer vermeyen mizaç ve vasıfları Hıristiyan yazara göre Müslüman ve dolayısıyla mütevekkil olmalarından ileri geliyor. Nitekim İmam Muhammed Ali''nin: "Kaderde zengin olmak varsa sen de olursun diyerek İsmail''in hırslarını gemlemeye çalışması romancı Frappa''nın bu ''tevekkül'' hususunda dikkatini çekmektedir."
-İyice yoldan çıkan İsmail sonunda çok zengin olur İngiliz ve Fransızlarla hatta onların görevli ajanları ile ilişkiler kurar. O kadar ki kendisine ve Ayşe''ye ekmek sağlayan Yahudi patronu Levy''yi dahi yabancı ajanlara ihbar eder, kısacası karısı gibi velinimetini de kolayca satar. Karşılığında müthiş para kazanır.
-İsmail''in Yahudi patronlarla ortaklaşa ticari dolaplar çevirmekten, vurgunlar yapmaktan başka hiçbir amacı yoktur. Ayşe ise dansöz olduktan sonra "sanatkâr tanınma" dileğiyle yanar tutuşur. Şöhrete ulaştıktan sonra ise muradı frenk kadınları gibi itibarlı yaşamaktır. Nitekim sonunda Fransız ve İngiliz kadınları gibi evinin kadını olmak hevesindedir.
Kısacası Selânik''te Bir İsmail, macera tipler ve akılcılık bakımından her yerde aranacak bir kitaptır: Telefonlar: 527 50 32, 526 16 15, Faks: 513 77 49

