Beşyüz yıla yakındır, dünyanın bütününde, tiyatronun, dram sanatının en büyüğü sayılan William Shakespeare (1564-1616) sanat ufkumuza yeniden teşrif etti. Sayın Kenan Işık''ın daveti ile Muhsin Ertuğrul Sahnesi''nde, yepyeni ve iddialı bir müzikle sahne, kıyafet, hareket ve ışık tasarımları ile onu seyretmenin zevkine vardık. Shakespeare''i sahneye koymak, her yerde bir imtihan sayılmaktadır. Çünkü o, klasik tiyatroda bir okuldur. Bu bakımdan Shakespeare''in oyunlarını, ayrı ayrı ülkelerde, değişik gruplardan seyretmek, insana geniş ufuklar kazandırır. Birkaç yerde gördükten sonra, Harbiye''de yeniden seyrettiğimiz Romeo ile Jüliet oyunu, yarışma ortamı sayılan bu sanat gösterisinde içimize rahatlıklar getirdi. Dostum A. Turan Oflazoğlu''nun, sahne dilinin inceliklerine vakıf Türkçesi''nden başlayarak, Başar Sabuncu''nun yönetimi, sahne tasarımları ve her biri dramın ruhuna kaynaşmış oyuncuları ile, günümüz Türk Tiyatrosu''nun güzel temsillerinden birini verdiler. Onun için başrollerdeki Romeo, Jüliet, Rahip Lorenzo, Balthazar, Sapson, Gengorio, Dadı, Paris, Capulet ve Montagu''lerden muhafız, bekçi, haberci rolü oynayanlara kadar hepsini tebrik ediyorum. Tiyatrolarımız, vardıkları politikasız, ideoloji dışı, halkımıza hoş gelen tutumlarından ötürü ve her temsilinde, seyircilerle dolup taşıyor. Bu tutum ve seviyeden dolayı hepimiz memnunuz.
Bu yazıdaki, bence önemli bir görüşüm de, bugüne kadar insan ihtiraslarını, kimsenin başaramadığı üstünlüklerle teşhis eden Shakespeare''in, Romeo-Jüliet''te ortaya koyduğu "düşmanlık"ların bu dramda müthiş zararları ile teşhir edilişidir. Romeo-Jüliet oyunu, sanki bir ilâhi tesadüfün gerçekleşmesi olmuştur. Yurdumuzda nifak çıkaran kasıtlı ve hayin düşmanlıkların, Prof. yazar, fikir adamı Ahmet Taner Kışlalı''yı korkunç facialı bir suikastla maalesef gerçekleştirdiği günlere rastlıyor. Şüphesiz ki, daha önce birçok benzeri görülen bir konu bu. Toplumda, barış düşmanı bu cana kıymalar yurdumuzda demokrasi, adalet, medeniyet, dostluk düşmanı kara ve faşist ruhlu, çıkarcı, diktacı bazı canavar ruhların oyunları şeklinde görülüyor. Bu canavarlığın, milletimizin kahrını isteyen büyük bozgun ve lânetliklere uğramamasının güzel sebebi ise, halk ve demokrasi düşmanlarının bütün gayretlerine rağmen, halkın ve bu sefer akıllanan yöneticilerin soğukkanlı, sağduyulu davranışları oldu. İşte, kolay aldanan insanlığa 500 yıl sonra hâlâ barış, merhamet, dostluk dersi veren, kişilerdeki tabiata aykırı çirkinlikleri büyük gücü ile ortaya koyan ve insanlık gerçeğine çağıran Shakespeare. Burada da üstad yüzü ile göz alıyor. Romeo ve Juliet''in bu gençlik aşkı vak''asında tiyatronun ibret veren kurtarıcı gücü beliriyor. Önce akraba aileler arasındaki basitlik gurur ve kötülükleri yazar ustaca teşhir ediyor. Sonra bu düşmanlığın doğurduğu iki yanlı ve çok yanlı ölümleri, faciaları fiilen gösteriyor. En sonda Jüliet ve Romeo gibi ümit fidanlarının ölümlerine, gurur ve düşmanlıkları ile sebep olan Capulet ve Montagu aileleri, kucaklaşıp öpüşüyorlar ama neden sonra... Her ikisi, tek evlatlarının başında bütün şöhret, bütün varlık miraslarını, ölüme bağışlamaktan başka birşey yapmadıklarını itiraf ettiler ama neye yarar...

