Kaydet
a- | +A

Tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerini korumak, mali piyasalarda güven ve istikrarı temin etmek, ekonomik kalkınmanın gereklerini de dikkate alarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını sağlamak için 1999 Haziran ayında çıkarılan 4389 sayılı Bankalar Kanunu, bankacılık sisteminin hukuki sorunlarını giderme konusunda önemli bir merhale olmakla birlikte sistemin asıl problemleri yapısal sorunlardan kaynaklanmaktadır.

Sistemin yapısal problemleri Sistemin yapısal sorunlarının en önemlilerini ise, yeterli büyüklüğe ve derinliğe sahip olmaması, özkaynakların yetersizliği, toplanan kaynakların büyük ölçüde reel sektör yerine kamunun finansmanına yönelmesi, mali yapıların sağlamlığının göstergesi olan değerlerin uluslararası kriterlerin altında kalması gibi hususlar oluşturmaktadır. Söz konusu sorunların çözümü ise, büyük ölçüde makroekonomik istikrarın sağlanmasına bağlı bulunmaktadır. Belirtilen yapısal sorunları bünyesinde barındıran Türk Bankacılık Sistemi''nin Bankalar Birliği tarafından derlenen 1999 Haziran sonu rakamları üzerinden son bir yıllık dönemindeki performansı incelendiğinde şu sonuçlara ulaşılmaktadır: Türk Bankacılık Sistemi''nin toplam aktifleri 1999 Haziran sonu itibariyle bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 84 oranında artarak 51.047 trilyon liraya (122 milyar dolar) yükselmiştir. Anılan dönemde kamusal sermayeli bankalar yüzde 87, özel sermayeli bankalar yüzde 88 ve yabancı bankalar yüzde 77 oranında büyürken, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu''na (TMSF) devredilen bankalardaki büyüme yüzde 21 düzeyinde kalmıştır. Kalkınma ve yatırım bankaları ise, yüzde 62 ile sektöre göre daha yavaş bir büyüme göstermiştir.

Mevduat Bankaların en önemli kaynağı olan mevduatta, geçen bir yıllık dönemde, kamusal sermayeli bankaların payı yarım puanlık artışla yüzde 39.6''ya, özel sermayeli bankaların payı yaklaşık bir puan artarak yüzde 53.5''e yükselmiş, TMSF''ndaki payı yüzde 4.8''den yüzde 4.2''ye, yabancı bankaların payı ise yüzde 3.6''dan yüzde 2.6''ya gerilemiştir.

Kullandırılan krediler Sistemin sağlamış olduğu kaynakların kullanıldığı alanlar incelendiğinde, kullandırılan kredilerin toplam aktif içindeki payının yüzde 43''ten yüzde 33''e düştüğü görülmektedir. Repo işlemlerine konu edilenler hariç olmak üzere, Hazine Bonosu ve Devlet Tahvili gibi kamu menkul kıymetlerinin de içinde yer aldığı likit aktiflerin toplam aktifler içindeki oranı, bir yıl önceki değerine yakın bir düzeyde, yüzde 34 olarak gerçekleşmiştir. Aktif toplamı içinde kullandırılan kredilerin payının, kamusal sermayeli ticaret bankalarında yüzde 34.0''ten 26.9''a düşmesine karşılık, özel sermayeli ticaret bankalarında yüzde 52.8''den 59.8''e yükselmesi, kredi kullandırımına, özel bankalar tarafından kamu bankalarına göre daha fazla ağırlık verildiğini göstermektedir. Kullandırılan kredilerle bağlantılı olarak, takipteki kredilerde gözlenen hızlı artış dikkat çekmektedir. Buna göre net takipteki alacaklar sektör genelinde yüzde 591 oranında artarak 1.071 trilyon liraya brüt takipteki alacakların toplam kredilere oranı ise yüzde 2.5''ten yüzde 9.8''e yükselmiştir. Söz konusu oran, kamusal sermayeli ticaret bankalarında yüzde 3.1''den yüzde 15.4''e, özel sermayeli bankalarda yüzde 1.6''dan 3''e çıkmış, TMSF''na devredilen bankaların takipteki alacakları ise seyyal kredilerinin 2.5 katına ulaşmıştır. Söz konusu değerler, kredi kullandırımlarında bankacılık ilke ve teamüllerine uyma konusunda gerekli özen ve basiretin gösterilmesindeki zaafiyetler yanında, son iki yılda yaşanan genel ekonomik sıkıntıların banka kredileri üzerinde sebep olduğu olumsuzlukların bir göstergesidir.

Net kâr Bankacılık sisteminin 1999 yılının ilk altı aylık dönemdeki net kârı cari fiyatlarla yüzde 3 oranında artarken, dolar bazında yüzde 35 azalmıştır. Toplam kâr hariç, özkaynakların toplam aktiflere oranı yüzde 7.2''den 6.2''ye, toplam kâr dahil, özkaynakların toplam aktiflere oranı ise yüzde 9.6''dan 8.2''ye düşmüştür. Ortaya çıkan oranlar, özkaynaklarda meydana gelen artışın, toplam aktiflerdeki artışın gerisinde kaldığını göstermektedir. Yabancı para cinsinden toplanan kaynakların TL olarak plase edilmesinin kârlar üzerindeki olumlu etkisinin anılan dönemde de sürmesi nedeniyle, açık pozisyon uygulamasının artarak devam etmesine bağlı olarak bankacılık sisteminin açık pozisyon tutarı bir yıllık dönemde 8.3 milyar dolardan 10 milyar dolara yükselmiştir.

Beklenen gelişmeler Türk bankacılık sisteminde, önümüzdeki yıllarda şu gelişmelerin yaşanacağı tahmin edilmektedir: - Yoğun rekabetin yaşandığı bankacılık ortamında kâr marjı daralacaktır. - Kaliteli hizmeti uygun fiyatla sunabilmek için operasyonlarda verimliliği artırıcı ve maliyetleri azaltıcı köklü değişmelerin gerçekleştirilmesi zorunlu hale gelecektir. - Kurumsal bankacılık önemini devam ettirmekle birlikte, bireysel bankacılığa yöneliş devam edecektir. Bireysel müşteriler banka seçiminde hizmet kalitesi ve güvenilirlik kriterlerini önde tutarken, kurumsal müşteriler hizmet kalitesi ile alınan ücret ve komisyonları önemseyecektir. - Teknolojik ilerlemeye paralel olarak bireysel bankacılık alanında gelişmeler yaşanacaktır. - Banka şubeleri gibi geleneksel dağıtım kanallarının yanı sıra alternatif dağıtım kanalları da (internet bankacılığı, telefon bankacılığı vb.) her geçen gün önemini artıracaktır. - Devlet özellikle mevduat sahiplerini ve yatırımcıları korumak amacıyla düzenlemeler getirecektir. Bu düzenleyici önlemler şeffaflığı sağlamak, kara para akışını tespit etmek ve önlemek, likiditeyi artırmak ve AB''ye uyumu sağlamak gibi amaçları içerecektir. - Türk Bankacılık sisteminde birleşmeler yaşanacaktır. Mevcut pazar payının daralması banka birleşmelerini zorunlu hale getirecektir. Türk bankacılık kesiminin en önemli sorunlarından biri olan özkaynak yetersizliği bu şekilde çözülebilecektir. - Enflasyon ve faizlerin düşüş trendine girecek olması nedeniyle bankalar gerçek bankacılık faaliyetine önem vermek zorunda kalacaklardır. - İçinde bulunduğumuz ekonomik konjonktür nedeniyle bankalar asli fonksiyonları olan mali kaynakların reel kesime kredi olarak aktarılmasını sağlıklı bir şekilde yapamamışlardır. Bankalar, reel faizlerin düşmeye başlaması ve rekabetin artması ile kredilerini reel sektöre aktarmak zorunda kalacaklardır. Bu da hazine bonosu, devlet tahvili vb. gibi risksiz plasman kaynaklarının bugüne göre cazibesini kaybedeceği anlamına gelmektedir.

İhlas Finans''ta "Yangın eğitimi" İhlas Finans Eğitim Müdürlüğü tarafından, personele yönelik olarak yangın eğitimi düzenlendi. Sürekli bir eğitim faaliyeti içerisinde bulunan İhlas Finans, personelini yangın ve yangında alınabilecek önlemler hakkında bilgilendirmek üzere yangın eğitimi düzenledi. İstanbul İtfaiye Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı Abdurrahman İnce tarafından iki gün süreli olarak verilen eğitim, Kurum Genel Müdürlüğü''nde gerçekleştirildi.

Finans sözlüğü Bilanço: Bir kuruluşun belirli bir tarihteki ekonomik değerlerinin kaynaklarını ve bu değerlerin hangi alanlara yatırıldıklarını gösteren tablo. Cari Hesap: Özel Finans Kurumlarında TL veya döviz cinsinden açılabilen ve istenildiğinde kısmen veya tamamen her an geri çekilebilme özelliği taşıyan, fonların oluşturduğu hesap türüdür. İpotek: Bir alacağı garanti eden taşınmaz rehni. Rehin, alacaklıya, alacağını borçludan tahsil edememesi durumunda kendisine ipotek verilen taşınmazı paraya çevirerek alacağını tahsil yetkisi verir. İskonto: 1. Satıcının alıcı lehine yaptığı indirim, 2. Ticari senede bağlı bir alacağın senedin üstünde yazılı tutardan vadeye göre hesaplanan bazı giderler düşüldükten sonra banka tarafından alacaklıya ödenmesidir.