Kaydet
a- | +A

Geçtiğimiz haftalarda oyuncu Bensu Soral, Ahmet Mümtaz Taylan’ın Empati programındaki İnegöl’e hakkında sözleriyle gündem oldu.
Soral, geçmişte İnegöl’de yaşamanın zannedildiği kadar sükûnetli olmadığını söyledi.

İlçede dışarıdan gelen yoğun göç sebebiyle sosyal yapının değiştiğini, bu yüzden de kötü şeyler yaşadığını ifade etmesi tepkilere sebep oldu.
Buna karşılık İstanbul’a taşındıktan sonra, özellikle Galata’da kendini daha güvende hissettiğini söylemesiyle de Taylan’ı şaşırttı.
Şimdi bu burada dursun.

MAHALLE DELİKANLI BAŞKANLARI

Göç meselesi ve İnegöl’ün değişen demografik yapısı ayrı bir yazı, bir tez mevzuu.

İnegöl'de büyüdüğüm Mesudiye Mahallesi 2000 sonrası göç dalgasıyla şekillenen yerlerin başındaydı.

Biz 90’larda gelmiştik.

Evimiz o zaman sınır sokağıydı. Sonrası tarlalar, kavaklıklar ve Bedre Deresi...

Nüfus artıp tarlaların da imara açılmasıyla biz neredeyse mahallenin ortasında kaldık.

Bedre Deresi’nin o eski hâlinden eser yok şimdi.

**
Bütün bu değişmenin ortasında, her memleketten insanın olduğu renkli bir mahallede büyüdük.
Komşuluk, yardımlaşma, farklı olana tahammül etme gibi hasletler de kazandık.
Tahammülsüz insanların kavgalarına da şahit olduk, gelenek çatışmalarına da…
Sokakta İnegöl mahallelerine dair duyduğum en enteresan şeylerden biri de ‘mahalle delikanlı başkanı’ denilen kişilerdi.
İlk defa bir düğünde duyduğumuz bu illegal makam güya bir gelenekmiş.
Bu illegal başkanlar, gençler adına düğün sahiplerinden para istemeye gelirler.
Kaç para verileceğinin pazarlığı düğün eğlencesi başladıktan sonra kuytu bir yerde yapılır.
Parayı alırlar, gecenin onlara özel bir anında da çıkıp çiftetelli oynarlar.
Biraderin sünnet düğününde ve bazı akrabaların düğünlerinde bu anlara şahit olmuştum.

**

Bir devrin panoraması: Bensu Soral'ın İnegöl hakkında anlatamadıkları!
Başlık ResmiBir devrin panoraması: Bensu Soral'ın İnegöl hakkında anlatamadıkları!

Parayi alamazlarsa ne olur?
Konvoy zor hareket edebilir.
İçip oynamaya gelenler olabilir.
Düğünde kavga çıkabilir.
Kısacası yanlarındaki serseriler bir magandalık yapabilir…
O yüzden tam o kriz anında düğün sahipleri “aman bir tatsızlık çıkmasın” diye birkaç kasa içki parasını bunlara vererek kurtulur.

**
Bunu en çok yadırgayanlar da bizim gibi mahalleye sonradan göç etmiş ailelerdi.
Düğünlerin “hayırlı olsun” ziyaretlerinde bunun sık sık muhabbeti geçerdi.
Her yörede gençleri sevindirme ve eğlendirmeye dair gelenekler olur.

Ancak Çorumlu, Erzurumlu, Yozgatlı adam hiç tanımadığı kişilere, hele bir de karısına kızına şov yapmaya gelmiş ayyaş takımına para vermek ister mi?

Kimileri “bu âdettendir” dese de aslında düpedüz haraca dönmüştü.

2012-13’lerden sonra yavaş yavaş kalktı.

**
Bu başkanlar ve sempatizan ekürileri mahallenin illegal koruyucularıdır.

Herkes onları tanır. Onlar da hangi sokaklarda kimler oturur iyi bilir.

Özellikle genç kızların evlerini “korumak” asli görevleridir.

Bunlar caddelerdeki bazı dükkânların önü dışında, “koruma amaçlı” sokakların köşelerinde ve trafo binası önlerinde de nöbet tutarlar.

E tabii bu nöbet anında efkâr dağıtmak için müzik açmamak, bir şeyler içmemek de olmaz...

Bir devrin panoraması: Bensu Soral'ın İnegöl hakkında anlatamadıkları!
Başlık ResmiBir devrin panoraması: Bensu Soral'ın İnegöl hakkında anlatamadıkları!

OKULLAR BÖLGESİ

“Bursa'nın İnegöl ilçesinde polis ekipleri okulların önünde kuş uçurtmuyor. Sivil ve resmî ekipler, özellikle liselerin yoğun olduğu okullar bölgesinde uzun süre bekleyen, okul üniforması bulunmayan ve şüphe çeken vatandaşlara yönelik kimlik denetimi yapıyor. (İHA)”

Bu haberi, Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş okul saldırıları sonrası basında sıkça yer alan haberlerden biri zannetmiş olabilirsiniz.

Ama değil!

Haber Eylül 2009’a ait.

“Okullar bölgesi” denilen yerde ilçenin en kalabalık liseleri vardır.

En köklü ve başarılı liselerden Turgut Alp Anadolu Lisesi de burada yer alır ki Bensu Soral bu lisenin 2009~10 mezunudur.

Ablası Hande Soral da Turgut Alp’lidir.

İnegöl Anadolu Lisesi de buraya yürüme mesafesindeydi. Yanlış bilmiyorsam erkek kardeşi Beyhan Bey de orada okudu.

Bu bölgede “okul çevresinde uzun süre bekleyen, okul üniforması bulunmayan ve şüphe çeken vatandaşlar” çok olurdu.

Bir devrin panoraması: Bensu Soral'ın İnegöl hakkında anlatamadıkları!
Başlık ResmiBir devrin panoraması: Bensu Soral'ın İnegöl hakkında anlatamadıkları!

ZORBALIKLA İMTİHAN

2010 öncesi İnegöl’de AVM yoktu.
Çarşı 1 saatlik öğlen molasında ve okul çıkış saatlerinde evlerine giden veya gezmeye çıkan liselilerle bir anda kalabalığa boğulurdu.
Kimi caddede turlar, kafelere gider, kimi evin yolunu tutar…

Bu hengâmede okuluna odaklanmış, dersleriyle zihni meşgul olan talebelerin de asıl imtihanı başlar.
Zira ne kadar serseri takımı varsa bu saatleri kollar.
Modifiyeli motosikletleriyle egzoz patlatarak kızlara hava atmaları en masum davranışlarıdır.

Çoğu “arkadaşlarını almaya” diye Okullar Caddesi’ne gelir ve her türlü zorbalığı, “psikopatlığı” yapardı, onları rol model alan bazı liselilerle birlikte…

Nice sözlü veya fiziki tacizler yaşanır, bunlar da çoğu kez sineye çekilirdi.

Çünkü dile getirilmesi daha büyük kavgaların yaşanması demekti.

Haberlere “kız meselesi yüzünden” diye yansıyan böyle nice kavgalarda bıçaklar, satırlar konuşurdu.

Başarılı liselerin öğrencileri daima bu bir takım kişilerin zorbalık ve taciz kıskacı altındaydı.

En çok sıkıntı çekenlerden biri de Turgut Alp’te okuyanlardı. Zira okullar bölgesinin ortasındaydı.

İşte bu yüzden polis sıkça o caddede devriye atar, bu da aileler rahatlasın diye haberleştirilirdi.
O yıllara dair arşivleri biraz kurcalayanlar bunlarla karşılaşacaktır.

Mesela 13 Nisan 2007 yılından bir haber (İHA)
Başlık ResmiMesela 13 Nisan 2007 yılından bir haber (İHA)

ZORBALIĞIN HER TÜRLÜSÜ

“İnegöl liseli kavga bıçak” kelimelerini bir aratın, bugün kızların bile artık zorbalaştığını görürsünüz.
Uzmanların okul saldırılarının sebebi olarak bas bas bağırdıkları zorbalık kültürünün her çeşidi o yıllarda oldukça fazlaydı.
Bu da okullar bölgesinde sıkça yaşanıyordu.

**
Denebilir ki “her ilde, ilçe gençler arasında böyle şeyler olur.”
İşte ben de onu sorguluyorum.
Her ilde, ilçede “böyle şeylerin” olması neden “normal” oluyor?
Çuvaldızı başkalarına batırdıktan sonra iğneyi kendimize batırmanın zamanı geldi de geçiyor.

**
Güzel şeyler elbette kötü şeylerden daha çoktur.
Psikolojik olarak insan kötü şeyleri hatırlamak istemez.
O yüzden en kolay cümle şudur: “Bunlar her yerde olur.”
Evet, olur. Ama mesele bu değil.

Mesele, bir genç kızın adının çıkma endişesi.
Ailelerin “hava kararmadan eve girin” refleksi geliştirmesi.
Mesele, eve dönüşte bazı sokakların özellikle tercih edilmemesi.
“Bir şey olur mu” ihtimalinin sürekli aklın bir köşesinde durması…

Buna “genelleme yapma” deyip geçmek kolay.
Bazı yaşanmışlıkları olanlar için bu, genelleme değil, hayatın içinden gelen derin bir sızıdır.

Bir devrin panoraması: Bensu Soral'ın İnegöl hakkında anlatamadıkları!
Başlık ResmiBir devrin panoraması: Bensu Soral'ın İnegöl hakkında anlatamadıkları!

Hülasa…
Bensu Soral neler yaşadı, o açıklamadıkça tam olarak bilemeyiz.

“Çok fazla şey yaşadım” deyip sustuğu anlarda, belki de o yılların görüntüleri gözünün önünden geçti.

Okul yollarında yaşananlar, duyduğu olaylar, köşe başlarında dikilenler…

Bütün bunlar, bir genç kızın hava karardıktan sonra sokağa çıkmak istememesi fazlasıyla yeterli değil mi?