Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
“Derdimize çare oldunuz, iyi ki varsınız”
0:00 0:00
1x
a- | +A
“Derdimize çare oldunuz, iyi ki varsınız”
Başlık Resmi“Derdimize çare oldunuz, iyi ki varsınız”

Yatak yarasından kurtulması için yardım istiyorum” diyen İstanbul Bahçelievler’de ikamet eden çaresiz babadan mesaj geldi... 21 Ocak tarihinde yayınladığımız, 26 yaşındaki engelli ve dokuz yaşından beri epilepsi hastası olan %90 engelli raporu bulunan son zamanlarda yatalak hâle geldiği için yatak yaraları başlayan ve doktorun yaraların iyileşmesi için havalı yatak önermesi üzerine ekonomik gücü yetmediğinden Feridun Ağabey'e derdini yazan “Çaresiz bir baba” rumuzlu okuyucumuzun haberi üzerine Türkiye gazetesinin hayırsever okuyucuları seferber oldular âdeta... Yatak göndermek isteyen, ortopedistlere gidip hangi yatağı uygun görürlerse almasını ve faturasını hemen ödeme yapacağını söyleyen, bizzat kendisi havalı yatak alıp hediye etmek isteyen, yatak bezi alıp adresine teslim eden, yatak yarasına iyi gelen krem tavsiyesinde bulunan isimlerini izinleri olmadığı için yazamadığımız; kimi değerli sağlık profesyoneli, kimi iş dünyasının değerli temsilcisi, kimi hayır sahibi birçok okuyucumuz çaresiz baba ile iletişim kurdular... Baba, o kadar mutlu o kadar sevinçli ki duygularını anlatmaya kelimeler bulamıyor. En çok sevindiğimiz de çocuğumuzun yatağına kavuştuğunda “nasılsın kızım sevindin mi?” söylemine tam konuşamasa bile gözlerini kırpıştırarak gülümsemesi mutluluğunu beden diliyle belli etmesi... Bu çaresiz babayı ve elbette ki aileyi ve epilepsi hastası kızımızı sevince boğan siz değerli okuyucularımıza önce çaresiz babamız ve elbette ki gazetemiz adına yürekten teşekkür ediyoruz... İyi ki varsınız Efendim... F.A.

Bunca zamandır "siz ne yapıyorsunuz?" diyen olmadı!..

Her insanın severek, bıkmadan yaptığı işler vardır. İyi bir ilkokul öğretmeniniz olduysa ömrünüz her daim kaliteli, doyumlu, verimli geçer… 1970’li yıllarda, bir dağ köyünde yaşıyordum. Minicik iki binası olan ilkokulumuzda toplam 50 öğrenci vardı. Fazlı Bey ve İbrahim Bey adlı iki değerli öğretmenimiz bizi 5 yıl insan olma yolunda yoğurdu… Anam ve babam hiç okula gitmemişlerdi. Çocuklarına “uygarlık, eğitim, meslek sahibi olma, kültür, bilim, aydınlanma, akıl, üretim, proje, planlama, analiz, aklı kullanma” konularında yol gösterecek birikime sahip değildiler.

Dedem de hiç okula gitmemişti ama âdeta bir bilge gibi sürekli bir şeyler anlatır, ışık tutardı. Onun nasihatleri, aradan 50 yıl geçmesine rağmen hâlâ belleğimde durur.

3 yıl olan ortaokulu yokluk, karaborsa, pahalılık, terör ve kargaşasında (1979-1982) okudum. Ülke kaos içindeydi. Orta birinci sınıfta derslerin yarısı boş ya da siyasi nutuklarla geçti. 12 Eylül 1980’de ihtilal oldu ve askerî yönetime geçildi. A’dan Z’ye tüm dersler, dersten çok marjinal ve ideolojik propagandalarla geçti...

10-12 yaşında bir çocuğun beynine, metinlerdeki kelimelerin yüzde 90’ının anlamını bilmeden ezber yaptırmak art niyetli değillerse sadece geri zekâlıların planı olsa gerektir…

1982-85 yılları arasında mesleki bir lisede okudum. Öğretmenlerin çoğunluğu eğitim yerine günü doldurmak isteyen memur zihniyetiyle okula gidip geliyorlardı. 1985-89 yılları arasında İstanbul’daki Marmara Üniversitesinin Teknik Eğitim Fakültesinde okudum. 4 yıl zarfında hiç profesörden ders dinleyemedim. Birçoğu makalesiz patentsiz, projesiz, yayınsız, deneysiz, dilsiz kişilerden oluşuyordu. 4 yıl boyunca lisede okutulan derslerin aynısını (teknik resim, motorlar, kumanda, tesisat, bobinaj, ölçme) bir kez daha gördük. 1989 yılından beri 10 farklı mesleki okulda eğitimci, idareci olarak çalıştım/çalışıyorum. Aradan geçen 36 yılda hiçbir biçimde bilimsel, ruhsal, pedagojik testlere tabi tutulmadım. Böyle bir eğitim sistemi olabilir mi? Elektrik, elektronik, bilgisayar alanında binlerce yeni buluş, gelişme söz konusu oldu. 36 yıllık öğretmenlik geçmişimin son 30 yılında iyi ya da kötü, nitelikli ya da değil 139 farklı kitap yazıp yayınladım. Bunca zamanda hiçbir eğitim müdürü, hiçbir müfettiş, hiçbir kaymakam, hiçbir vali, hiçbir yönetici “siz neler yapıyorsunuz? Bu eserleri nasıl yazdınız? Bir talebiniz var mı?” diye sormadı.

Ali Özdemir/Eğitimci-Yazar

Anlat Derdini Feridun Ağabey'de önceki yazılar...

ÖNE ÇIKANLAR