Feridun Ağabey, 1989 yılında öğretmenliğe başladım. 1991'de evlendim. 1993'te tek evladım dünyaya geldi. Güç bela 2020 yılında hukuk fakültesini bitirtebildim. 2021 yılında bir kamu kurumunda düz memur olarak işe girebildi. 4,5 yıllık memur ve şu anda 62 bin TL maaş alıyor. 17 bin TL kira ödüyor. Eşi atanamamış öğretmen olduğu için çalışmıyor.
Evladımı 2024 yılında evlendirdim. Gelin tarafı aşırı dar gelirli olduğu için tüm masrafları üstlendim. 2021'de emekli olurken aldığım toplu parayı ve diğer tasarruflarımı düğün için harcadım.
2025 yılının ağustos ayında evladımın bankalara kredi borçları olduğunu üzülerek öğrendim. Yerli üretim taşıtımı satarak her gün büyüyen borçları kapattım... Aradan 4 ay geçti. Evladım "Çekindiğim için tüm borçlarımı söyleyemedim. Bankalara biraz daha borcum var" dedi. Yeni borçların tutarı 1.750.000 TL. Bunu ödeyecek gücüm şu anda yok. Akrabalarımdan borç altın bularak bir kısmını kapatmaya çalışacağım.
Hiçbir zararlı alışkanlığı olmayan evladımın bu borçları nasıl yaptığını öğrenemedim. Aklıma çeşitli ihtimaller (kumar, bahis, kripto, lüks tüketim vb.) geliyor.
Emekli öğretmenim. SGK aylığım sınırlı. Ek gelir için 3 gün özel bir okulda çalışıyorum.
Bunları neden yazdım? Evlatlarınızı yakından takip ediniz. Yaşları 30'u geçse bile hesapsız-kitapsız-ölçüsüz işler yapabiliyorlar. Kimsenin benim durumuma düşmesini istemem.
Rumuz: Emekli Öğretmen
Okumayan bir neslin hâlini görüyoruz
“Feridun Ağabey, yeni bir yıla daha adım attığımız bu günlerde gazetemizin net satış anlamında ilk sıralarda olduğunu öğrenmek bizi sevindiriyor. Önceki yıllarda bir milyonun üzerindeki tirajları hatırladıkça bugünkü okuryazar oranını gördükçe üzülüyoruz. 86 milyon nüfuslu bir ülkede bir gazete için 100 bin tiraj nedir ki?
Bu sayılar yine milyonları ifade etmeli. Tüm gazetelerin satışı bile bu rakama ulaşamıyor.
Gazetelerimiz günlük en az 3-5 milyon baskı yapabilmeli... Okumayan bir ülkenin hâlini görmekteyiz... Maneviyattan yoksun yetişen bir nesil toplumsal çöküş içerisinde... Okumuyor inanmıyor... İnanç ve itikat saygı ve sevgi... Adab-ı muaşeret hak getire... Hiçbir yerde birbirimizden saygı görmüyoruz... Gazetemiz yine önceki yıllarda olduğu gibi hafta sonları tarih ekleri verebilir... Tarihî resimli romanlar yayınlayabilir... Gönül sultanları gibi dinî yayınlar verebilir diyorum... Başarılı çalışmalarınızın yeni senede de devamını diliyorum. Tüm yöneticilerimize, çalışanlarımıza ve yazarlarımıza saygılarımla.”
Erol Bağlı-Korkuteli
Evde yaşlı bakım hizmetlerine pratik çözüm
Ülkede yaşlı bakımında yaşanan aksaklıklar mevcut huzurevlerinin yetersizliği, özel bakım evlerinin pahalılığı vb. bir ülke gerçeğimiz var. Bu konuda benim de bir vatandaş olarak aklıma bir fikir geldi. Bilmem yetkililer bu konuda ne der?
Eskiden evde yaşlılarımıza biz evlatları bakmıyor muydu? Şimdi evlat yoksa bakan “evlatlar” devlet tarafından tedarik edilemez mi? Nasıl mı? Sağlık alanında ilgili firmalara yetki verir. Bir de evde bakım konusunda üniversite mezunu işe atanamamış gençlere altı aylık bir kurs açar. O gençler kurs görerek, sağlık hizmeti verecek firmada görev alır. Her firma kendi bulunduğu bir veya birkaç mahallede yaşlıların evine giderek bakım hizmetini görür, alışverişini yapar ilaçları varsa onları içirir ve görevini tamamlamış olarak evden ayrılır. Rutin olarak bu hizmetler firmalar aracılığıyla devam ettirilebilir. Evde bakım hizmeti de aksamamış olur. Çok acil durumlarda zaten hastanelere ve profesyonel sağlık kuruluşlarına müracaat edilir. Bu konu projelendirilirse hem vatandaş rahat eder hem devlet hasta ve yaşlı bakımı problemini daha kolaya indirmiş olur. Vatandaşa pratik sosyal hizmet götürülmüş olur. Saygılarımla...
Bir vatandaş

