Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Emeklilik hakkı ve emeklilerin durumu
0:00 0:00
1x
a- | +A

Emeklilerin geçim durumu, ne yazık ki, çok sıkıntılı. Her gün emeklilerin maaşlarının yetersiz olduğu yolunda haklı şikâyetler var. Siyasette de başlıca konulardan biri bu. Muhalefet cephesi, emeklilerin, bilhassa en düşük maaş alanlarının gelirlerinde, astronomik sayılacak artışlar yapılmasını istedi. İktidar da en düşük emekli maaşlarında iki bin liralık bir ek artış yapma yoluna giderek en düşük emekli maaşını 18 bin liradan 20 bin liraya çıkardı. Bu artışın da emeklilere yeteceği şüpheli.

Emekli maaşları meselesi hakkında nadiren görülen ve gündeme getirilen bazı gerçekler var. Genel eğilim, emekliliğin bir insan hakkı olarak kabul edilmesi. Emeklilik hakkının da diğer insan hakları gibi korunması ve emeklilerin iyi bir hayat yaşamalarına yetecek bir maaş alması gerektiği söylenmekte.

Emeklilik klasik anlamında bir insan hakkı değil. Hayat, hürriyet ve mülkiyet haklarıyla emeklilik hakkı aynı kefeye konamaz. Klasik haklar sadece insan olduğumuz için, doğuştan gelen haklardır. Bu haklara sahip olmak için herhangi bir kişi, kurum veya otorite ile bir sözleşme yapmamız gerekmez. Buna karşılık, emeklilik hakkında aynı durum söz konusu değil. Mesela sigorta sistemine girmemiş ve prim ödememiş hiç kimse emekli olabilmenin kendisi için de bir hak olduğunu iddia edemez. Bu yüzden, emeklilik bir sürece ortak olmaya ve bir bedel ödemeye dayanan bir imtiyazdır. Başka bir deyişle emeklilik, çalışma hayatlarında uzun vadeli ortaklıklar yapan insanlar arasındaki özel bir ilişkidir. Bugün emekli olanlar çalışma hayatındayken geçmişte çalışmış insanların emekli maaşlarını ödemişlerdir. Gelecekte çalışanlar da bugün çalışmakta olanların emekli maaşlarını ödeyeceklerdir. Sisteme hemen her yerde devletlerin müdahil olması bu gerçeğin gözden kaçırılmasına ve emekliliğin devletten beklenecek bir hak olması gerektiğine ilişkin kanaatlerin oluşmasına yol açmaktadır.

Her emeklilik sistemi emekli olanlarla hâlen çalışanlar ve prim ödeyenler arasındaki aktüeryal dengeye dayanır. Bunun anlamı sistemin ödeme gücünün çalışan sayısı ile emekli sayısı arasındaki dengeye bağlı olmasıdır. Sistem, bir emekli başına beş-altı çalışan varsa daha rahat işler; yoksa sistem sıkıntıya düşer. Türkiye’de bu oran hemen hemen 2 çalışan başına 1 emekli olma durumuna gelmiştir. Problemlerin ana kayağı da budur. Bazı muhalif seslerin akla ve mantığa aykırı şekilde öne sürdüğü gibi maaş düşüklüklerinin sebebi iktidarın ilgisizliği veya emeklileri dikkate almaması değildir. Her iktidar emeklilere mümkün en yüksek maaşın verilmesini ister; zira emekliler, hep birlikte, geniş bir oy tabanı teşkil ederler.

Ortada çok ciddi bir problem var. Bu problem bugünden yarına çözülemez. Uzun bir süre var olmaya devam edecek. Kuşku yok ki bazı tedbirler almak gerek. Türkiye emeklilik yaşını yükselterek ve kademelendirerek sorunu hafifletmeye çalışmıştı. Ancak, bu tedbir açıkları kapatmaya yetmedi. Son olarak iktidarın ve muhalefetin ortaklığı ile gerçekleştirilen EYT, problemi daha da ağırlaştırdı.

Neler yapılabilir? Çeşitli yolar düşünülebilir ama her yolun bazı mahzurları da olabilir. İlk tedbir emeklilik yaşının ciddi şekilde yükseltilmesi ve mesela 70’e doğru çekilmesidir. İkinci bir tedbir emeklilik maaşlarını düşük tutmaktır. Bu zaten fiilen yapılıyor. Emekli maaşlarının çalışan maaşlarına oranı yüzde 70’lerden yüzde 50’lere doğru geriledi. Daha da gerilemesi muhtemel. Bir diğer yol hâlen çalışmakta olanların sigorta primlerinin mümkün mertebe yükseltilmesi olabilir. Ancak bu da çalışanların sayısının azaltılması gibi yan sonuçlara yol açar. Bir diğer tedbir çalışanların sigorta primlerinin asgari miktar üzerinden ödenmesinden vazgeçilmesidir. Birçok iş yeri bu sistemle işlemektedir. Prim yükselmesi de işletmelerin mali yükünü çok artırabilir.

Emekli olmak ve lüks bir hayat yaşamak tam bir hayaldir. İnsanlar çalışırken tasarruf ve yatırım yapmalı ve emeklilik dönemlerini sadece emekli maaşına dayanmadan yaşamak için hazırlıklı olmalıdır.

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR