Yazımıza başlarken, öncelikle Çağlayan Adliyesinde görevi başında şehit edilen Savcı Mehmet Selim Kiraz''a yapılan menfur saldırıyı en ağır şekilde kınıyoruz. Hakim, savcılık, avukatlık meslekleri genel adı ile hukukçuluk oldukça meşakkatli, onurlu, sorumluluk isteyen çok önemli meslek dalı. Görevini layıkıyla, büyük bir gayretle yaparken menfur bir saldırı ile işinin başında çalışırken şehit edilen Savcımıza Allah''tan binlerce rahmet diliyoruz. Ailesine, yakınlarına, tüm hukuk camiasına, ülkemize başsağlığı ve sabırlar diliyoruz.
Avukatlık mesleği, hukuk sistemimizde; özellikle ceza davalarında iddia, savunma ve karar üçlüsünün en önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Her mesleğin kendisine göre önemi ve ayrıcalığı vardır. Ancak; avukatlık, hukukçuluk mesleği hak ve özgürlüklerin en önemli aşamasını oluşturmakta, hakların korunmasında çok önemli rol almaktadır.
Hukukçuluk avukatlık mesleğinde; öğrencilik yıllarından, hukuk fakültelerinden itibaren dikkatli ve özenli bir eğitime, yetiştirilmeye ihtiyacı var. Bu yıl ÖSYM tarafından alınan çok yerinde bir kararla, birkaç ana bölümle birlikte Hukuk fakültelerinde taban puan uygulamasına başlanıyor. Bu çok önemli ve yerinde bir tasarruf. Diğer tüm fakültelerde de benzer uygulamalar gerekli. Kalitenin belirli bir seviyenin altına inmesine müsaade edilmemelidir. Belirli bir puan altında kalan öğrencilerin Hukuk Fakültelerini tercih etmeleri mümkün olamayacaktır.
Hukukçuların yasama faaliyetlerini, kanunlarda ve tüm normlarda yapılan değişiklikleri, yenilikleri sürekli takip etmesi gerekiyor. İyi bir hukukçu, avukat olmak isteyen kişilerin, çıkan kanunları, içtihatları takip etmeleri oldukça önemli, aynı zamanda kitapları, okumayı çok sevmesi elzemdir.
Ülkemizde seksen bin civarında Avukat bulunuyor. Oldukça ciddi bir rakam. Bunların bir kısmı kamu kurumlarında istihdam ediliyor. Bir kısmı da özel sektörle sözleşmeli olarak çalışıyor. Çok büyük bir bölümü ise serbest olarak faaliyet gösteriyor.
Avukatlık mesleğinin gelişen ve değişen süreçte önemli problemleri de meydana gelmiş durumda. Serbest çalışmanın bütün zorluklarını göğüslemekte meslektaşlarımız. Ancak benzeri mesleklerin sahip olduğu sosyal ve ekonomik haklardan maalesef yoksun durumdalar. Emeklilik, ücret ve pasaport gibi kimi sosyal konularda emsallerinden oldukça geri konumdalar, bu eşitsizliğin giderilmesi gerekiyor. Bakanlığın ve baroların birlikte çalışması ile pek çok mesele pratik bir şekilde çözüme kavuşturulabilir.
Avukatların mesleklerini icra ederken, özellikle duruşma bekleme esnasında çok fazla zaman kayıpları oluyor. Mahkemelerin aşırı iş yoğunluğu nedeni ile vaktinde alınamayan duruşmalar nedeni ile saatlerce bekleniyor, zaman kaybı oluyor. Yeni çıkarılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile bir oranda giderilmek amaçlandı. Ancak hâlâ çok fazla zaman kaybı oluyor maalesef. Tahkikat aşamasında deliller toplanırken yapılan duruşmalar mahkemelere ve avukatlara gereksiz ek yük getiriyor. Hukuk mahkemelerinde tahkikat aşaması yönünden; yasada yapılacak düzenlemeler ile bu konuyu önemli oranda çözmek mümkün.
Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) çok önemli bir aşama, çok büyük kolaylıklar sağladı. Ancak adliyelerdeki kalem personellerinin yeterince eğitimden geçirilmemesi aksaklıklara yol açıyor. Kalemler için alınan personelin çalışmaya başlamadan önce gerekli ve yeterli pratiklerden, eğitimlerden geçmesi gerekiyor. Süreç içerisinde değişiklikler, teknik gelişmeler karşısında da uyarlama, hizmet içi eğitimlerin yaptırılması işleyiş yönünden katkıları olacaktır.
Avukatlık mesleğinin icrasında en önemli etkenlerden birisi hiç şüphesiz adliyelerin fiziki yapısı. Nerede ise ülkemizdeki avukatların üçte birine yakın kısmı İstanbul''da faaliyet gösteriyor. Son yıllarda İstanbul''da farklı ilçelerdeki birçok adliye kapatılarak iki ana bölgede hizmet verilmeye başlanıldı. Kartal''da Anadolu Adliyesi, Çağlayan''da da Avrupa Yakası (İstanbul) Adliyesi olarak. Bir kısım ilçe adliyeleri faaliyetine devam ediyor. Önemli ölçüde kolaylık sağladı.
Ankara adliyesi uzun yıllar bina, yerleşke anlamında örnek adliye binası olarak anılmıştır. Ancak son yıllarda nüfus artışları, dava ve iş yükünün artması yeni açılan mahkemeler nedeni ile fiziki olarak yetersiz kalmaya başladı. Bina içerisindeki tadilatlar istenilen çözümü üretemedi. Bir kısım mahkemeler ve icralar başka yerlere taşınmaya başladı. Merkez binanın yetersiz kalması nedeni ile yeni ek binalar aranmaya devam edildiği uzun zamandır biliniyor. Adliye hizmet binalarının birden fazla yerde olması özellikle meslektaşlarımız açısından ve Hakim, savcı ve tüm çalışanlar yönünden çok fazla olumsuzluklara zemin hazırlıyor. Zaman ve enerji kaybına neden oluyor. Her bakımdan hizmet kalitesini düşürüyor.
Ülkemizde inşaat sektörü oldukça gelişmiş durumda. Çok kaliteli, oldukça büyük binaları birkaç sene içerisinde tamamlamak mümkün. Ankara''da yeni adliye binası çok büyük bir ihtiyaç hâline gelmiş durumda. Yerleşkesi ile kadim kültürümüzü yansıtacak zarif mimarisi ile, teknolojisi ile her bakımdan dünyaya örnek olacak yeni bir adliye binasının, ülkemize başkentimize çok yakışacağından eminiz.
Tüm meslektaşlarımızın ve hukuk camiasının Avukatlık Günlerini tebrik ediyoruz...

