Kaydet
a- | +A

Başlıca türleri anonim ve limited şirket olan sermaye şirketlerinde sermaye, pay sahiplerinin şirkete getirmeyi taahhüt ettikleri malvarlığının nakit olarak ifade edilmiş toplamıdır. Bu toplam veya nakdi değer, şirket ana sözleşmesinde ve bilançosunun pasifinde sabit bir rakam olarak yer alır. Dolayısıyla şirketin bu esas sermayesi, ana sözleşmesinin değiştirilmesi suretiyle artırılabilir. Ticaret Kanunumuz, her bir sermaye şirketi için sermaye artırım usulünü ayrı ayrı düzenlemiştir.

Sermaye şirketlerinin sermaye artırımlarında başvurabilecekleri kaynaklar, iç ve dış kaynaklar olmak üzere, iki türden oluşur. Dış kaynaklı sermaye artırımı, şirketin, hissedarı olan veya olmayan kimseler tarafından nakdî veya aynî yeni malvarlığının getirilmesi suretiyle yapılır. Bu durumda hissedarlara genellikle yeni paylar verilir.

Sermaye şirketlerinde iç kaynaklı sermaye artırımı ise, belli nitelikteki yedek akçelerin, henüz dağıtılmamış kârın ve/veya özellikle vergi kanunlarına göre oluşturulan bazı fonların -ana sözleşmede değişikliği suretiyle- sermayeye eklenmesi şeklinde tanımlanabilir. Bu tür sermaye artırımlarında hissedarların şirkete yeni bir malvarlığı getirmesi söz konusu olmaz, şirkette zaten mevcut olan fonlar sermayeye aktarılır.

HİSSEDARLARA BEDELSİZ HİSSE Şirketin iç kaynaklı sermaye artırımı, şirketin kâr oranının veya hisse senetleri kurunun düşürülmek istenmesi, şirketin kredisinin artırılması sermaye ihtiyacının karşılanması, kâr dağıtımında istikrarın hedeflenmesi gibi çok çeşitli sebeplere dayanabilir. Sermaye artırımının iç kaynaklardan yapılması halinde, ortaya çıkan yeni hisselerin veya hisse senetlerinin, sermaye artırım tarihinde hissedar olanlara, mevcut sermayedeki payları oranında bedelsiz olarak dağıtılması bir zorunluluktur.

Vergi hukuku açısından bu noktada karşılaşılan sorun, iç kaynaklı sermaye artırımı neticesinde oluşan ve hissedarlara bedelsiz olarak dağıtılan payların, bu payları elde eden pay sahipleri açısından nasıl değerlendirileceğidir. Bu sorunu bir başka şekilde de ifade edebiliriz. Sermaye şirketinin sermaye artırımında kullandığı, yedek akçe ve fonlarını sermayeye eklemek yerine, kâr olarak nakden dağıtma ihtimali de pek çok halde mevcut olduğuna göre bunları kâr olarak dağıtma yerine, sermayeye eklemeleri halinde, yine bir kâr dağıtımından söz edilerek, bedelsiz paya hak kazanandan gelir vergisi, gelir elde ettiği gerekçesi ile istenebilir mi? Bir sermaye şirketinin iç kaynaktan sermaye artırımı yaparak pay sahiplerine bedelsiz hisse senedi dağıtması halinde, bu yeni payların pay sahibince elde edilmiş kâr payı niteliğinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda, vergi mevzuatında toplu bir hükme rastlamak mümkün değildir. Gelir Vergisi Kanunumuz (md. 75/1 ve 2) her nevi hisse senetlerinin ve iştirak hisselerinin kâr paylarının menkul sermaye iradı olduğu belirtildikten başka, yine aynı Kanunda (md. 38/son) maliyet artış fonunun sermayeye eklenmesinin, Vergi Usul Kanununda (mük.md. 298) yeniden değerleme fonunun sermayeye eklenmesinin, Kurumlar Vergisi Kanunu''nun geçici 23/a maddesinde gayrimenkul veya iştirak hissesi satış kazancının yahut üretim tesislerinin bir başka sermaye şirketine aynî sermaye olarak konulması suretiyle sağlanan kazancın sermayeye eklenmesinin kâr dağıtımı hükmünde olmadığı vurgulanmıştır.

Maliye Bakanlığı bu karmaşık konuya ilişkin görüşünü, 191 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği ile açıklamıştır. Bakanlık, bedelsiz hisse senetlerini elde eden pay sahibi açısından kâr payı niteliğinde görülüp görülmeyeceğinin, bir başka deyişle kâr dağıtımı ve dolayısıyla kâr payı niteliğinde görülerek menkul sermaye iradı olarak vergilendirilip vergilendirilmeyeceğinin, bedelsiz hisse senedinin doğumuna yol açan sermaye artırımının hangi iç kaynaktan gerçekleştirildiğine göre belirleneceğini açıklamıştır. Konuya bu açıdan bakıldığında, iç kaynaktan sermaye artırımının başlıca iki kaynağı olabilir. Bunlar, kâr yedekleri ve sermaye yedekleridir. Bakanlık, görüşünü her iki kaynak için ayrı ayrı aşağıdaki şekilde açıklamıştır.

KÂRLAR ÜZERİNDE TASARRUF İMKANI Bakanlığa göre, "dönem kârından ayrılan yedek akçelerin herhangi bir yılda sermayeye eklenmesi, ortaklara fiilen dağıtılan kâr payları ile kurumun sermaye artırımına iştirak edilmesi aynı mahiyettedir. Her iki halde de ortaklar, kurum bünyesinde oluşan kârlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanına sahip olmaktadırlar. Dolayısıyla kâr yedeklerinden karşılanan sermaye artırımları sonucunda ortaklarca iştirak hissesi veya bedelsiz hisse senedi iktisabı, kurum açısından kâr dağıtımı ve ortaklar açısından kâr payı hükmündedir". Görüldüğü gibi Bakanlık yedek akçelerin veya geçmiş yıl kârlarının veya cari yıl kârının sermayeye eklenmesi neticesinde oluşan bedelsiz hisselerini, kâr payı ve dolayısıyla menkul sermaye iradı niteliğinde görmektedir. Ancak Bakanlık aynı Genel Tebliğde, Kurumlar Vergisi Kanunu''nun gayrimenkul veya iştirak hisselerini satmak suretiyle sağladıkları kazançlarını sermayeye eklemeleri sonucu pay sahiplerince alınan bedelsiz payların da kâr payı olarak yorumlanamayacağını da açıklamıştır.

KABUL OLUNMAYACAK KAYNAKLAR Bakanlığa göre, sermaye artırımın sermaye yedeklerinden gerçekleştirilmesi halinde ise, bir kâr dağıtımı söz konusu olmayacaktır. Bakanlığın bu görüşüne göre, sermayeye ilavesi halinde kâr dağıtımı sayılmayacak ve dolayısıyla bedelsiz payları edinen pay sahibinin menkul sermaye iradı elde ettiği farz ve kabul olunmayacak kaynaklar şunlardır: -Yeniden değerleme fonu (Vergi Usul Kanunu, mük.md.298) -Maliyet artış fonu (Gelir Vergisi Kanunu, md.38/son) -Gider artış fonu (Gelir Vergisi Kanunu, md.57/son) -Emisyon Primleri (Kurumlar Vergisi Kanunu md. 8/4)

Görüldüğü gibi, mevzuatımız ve Bakanlık düzenlemesi, pek karmaşık ve pek çok teknik açıklamaya dayanmaktadır. Bu nedenle, sermaye şirketlerinin iç kaynaklardan yaptıkları sermaye artırımları sonucu bedelsiz hisse veya hisse senedi elde edenlerin ileride cezalı duruma düşmemek için, bu sermaye artırımının kaynağını, şirketlere sormaları ve alacakları cevaba göre, yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda durumlarını belirlemeleri gerekmektedir. Eğer şirket, sermaye artırımında kâr yedeklerini kullanmışsa, bedelsiz hisse senedi alanların, bu hisse senetlerinin nominal bedelleri üzerinden -vergi alacağını da ekleyerek- yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeleri gerekebilecektir. Buna karşılık sayılan sermaye yedeklerinden gerçekleştirilen sermaye artırımlarında, bedelsiz paylar için, yıllık beyanname yolu ile vergilendirme söz konusu olmayacaktır.