Geçen haftaki yazımızda, 2000 yılı bütçesine ilişkin rakamları aktarmıştık. Yeni bütçemize göre kısaca, 32,5 katrilyon gelirimiz, 46,9 katrilyon giderimiz olması dolayısıyla açık 14.4 katrilyon lira olarak belirmekteydi. Üstelik inancımız, giderlerin 46,9 katrilyonda kalamayacağı şeklinde idi. Bu hafta ele alacağımız konu ise, bu tabloda neler yapılabilir.
Üzerinde düşünmek istediğimiz ilk husus, gelir bütçesi. Vergi gelirlerinin artırılması gerekli. Ancak kesin olan bir diğer hususta, bugünkü gelir veya vergi mevzuatımızla, gelirlerin artırılması çok zor. Bunun için ne yapmak gerekiyor. Yönetime gelenher Maliye Bakanı''nın reform yapmak sevdasıyla yaz-boz tahtasına çevirdiği, deneme-yanılma yöntemiyle oluşturulmaya çalışılan vergi mevzuatımızı, artık terk etmeli ve yerine yenilerini oluşturmalıyız. Bugünkü vergi yasalarımız, neredeyse asli maddeleri kadar mükerrer ve geçici maddeleriyle işlemeye çalışan, olmayan maddelerle birlikte bir çok boşluk ve çelişki barındıran bir yasalar kümesi haline gelmiştir. Yapılacak tek şey, vergi kanunlarımızı yeniden ve yeni baştan, bir bütün halinde yazmaktır, bir vergi sistemi kurmaktır. Bu maksatla, vergi ile yakından ilgili (Sermaye Piyasası Kurulu, TOBB., İMKB., Üniversite, DPT.; Hazine Müsteşarlığı vb.) çevrelerin temsil olunduğu bir komisyonla bunun çalışmasının yapılmasının zorunluluğu açıktır. Yeni sistemi oluşturacak yasaların, demokratik bir şekilde ve mümkün olduğunca tartışmaya açık olarak hazırlanması zorunludur. Bu sistemi oluştururken ilkeler neler olmalıdır. Sırasıyla, açıklık ve basitlik, kayıt dışı ekonominin kavranması, verginin tabana yayılması. Her ne kadar bu ilkeler, vergi kanunlarını değiştiren bütün kanunların genel gerekçelerine yazılıyorsa da, içeriğinde bunlara uyan bir tasarı bugüne görülmemiştir. Öte yandan baştan belirlenen vergilendirme ilkeleri ile hareket edilmeli, gelirin azalması veya çoğalması gibi kaygılarla ilkelerden taviz verilmemelidir. Unutulmamalıdır ki, ilkelerden her sapma, önce kamu gelirini artırmakta, ancak uzun vadede çok büyük ihtilaflar oluşturarak kamu gelirini azaltmaktadır.
Kamu gelirini artırmak uğruna yapılan, ancak ülke ve ekonomi gerçeklerini dikkate almayan, sistemdeki her oynama, kamu gelirini azaltır. bunun en tipik örneği, KDV oranlarıdır. Oranlarda yapılacak bir artış, hele IMF''ye verildiği söylenen bir söz uğruna vergi iadesi de kaldırılırsa, KDV gelirini artırmaz, azaltır ve vergiyi müşteri ile satıcı arasında pazarlık konusu haline getirir. Vergi gelirini artırmak için yapılması gereken, vergi iadesini kaldırmak değil, eskisi gibi aylık hale dönüştürmektir.
Vergi gelirini artırmak için yapılması gereken, sadece vergi kanunlarını yeniden yazarak düzenlemek değil, vergi idaresini de yeniden çağdaş bir yapı ile oluşturmaktır. Vergi idaresinde çalışanların büyük özverisi ile ancak bu kadar toplanabilen vergi geliri, idarenin, mükellefini tanıyan, ekonomik hareketlerini izleyebilen çağdaş bir yapıya kavuşması, bugün % 2-3''lerde olan tesadüfi denetim anlayışının, oto-kontrol sistemleri ile donatılmış sürekli denetim yapabilen bir yapı ve anlayışa kavuşturulması ile artırılabilir.
Vergi yasalarının yeniden yazımı ve idari reform, bugün ortaya atılan bir konu değildir. Devlet için zorunlu bir görevdir. Niçin mi? Çünkü bunlar, 7''nci 5 Yıllık Kalkınma Planı''nın ve Hazırlık çalışmalarının dahi öngördüğü konulardır.
Harcama reformunun yapılması, memuruna güvenmeyen ve tek parti döneminin siyasi ve ekonomik anlayışının izlerini sürdüren harcama yasaları modernleştirilmeli, şeffaflık veya gün ışığında yönetim anlayışı hakim kılınmalıdır.
Vergi gelirlerinin nerelere harcandığı konusunda bilgisiz bırakılan ve bazı siyasilerce bilmesi gerekmeyen kesim olarak nitelendirilen kamuoyunun, kamu harcamaları konusunda sürekli bilgilendirilmesi, verginin toplanabilmesi açısından son derece önemlidir. Gelir ve gider rakamlarının düzenli olarak açıklanması, yayınlanması ve ilgili kesimlere gönderilmesi gerekir. Gelir istatistikleri, denetim istatistiklerinin düzenli olarak açıklanması gerekir. Bunların internet sayfalarında olması gerekir. 1996''dan beri Gelir İstatistiği yayınlanmamıştır. Önceki ise 1995 tarihlidir.
Yoksa kamu borçlarının, kamu emlâkının ve arazilerinin satılarak ödenmesi gibi, kamu malvarlığını azaltıcı veya yok edici önerilere itibar olunamaz. Devletin borçlanma gereği ortadan kaldırılmadıkça, bu önerileri sunanların, ileride yapılacak yeni borçlanmada borçların nerelerden ödeneceğini de söylemesi gerekir.

