Kaydet
a- | +A

Mali polisin son günlerdeki başarılı operasyonları ile gündeme kuvvetli bir şekilde gelen naylon fatura olgusu, ülkenin mali yapısını kemiren ve ekonominin kayıt altında tutulmasına engel oluşturan önemli bir konudur. Devletin bütün organları ve memurları ile savaşması gereken naylon fatura olgusu, ekonominin kayıt dışı kalmasına yolaçmakla kalmamakta, vergi toplanmasına engel olduğu gibi haksız vergi iadesine de yol açarak hazineyi zarara uğratmaktadır. Bu sonuç ise, dürüst mükellef aleyhine adaletsizliğe yolaçtığı gibi, dürüst mükellefi vergi ödevlerini yerine getirmede tereddütlere sevketmektedir.

Devletin, savaşması gereken kayıt dışı ekonomi olgusuna ve naylon faturanın doğumuna, mevzuatı ile engel olması gerekir. Oysa mevzuatımız tetkik edildiğinde, naylon faturaya adeta göz kırpan bir hukuksal yapı ortaya çıkmaktadır.

Naylon fatura olgusu, sadece bir takım kişilerin haksız kazanç sevdasında olmasıyla veya kişilerin kötü niyeti yahut ahlaksızlığı ile açıklanmaz.

Soruna mevzuat açısından yaklaşıldığında, sorunun kökünde, vergi mevzuatı kadar, naylon şirketleşmeye olanak veren, naylon ortakları kabul eden naylon mükellefiyetlere elveren özel hukuk yatmaktadır. Bu dediklerinizi anlatmak için, yargı kararlarına geçen olaylardan, bilirkişiliklerimiz dolayısıyla tetkik ettiğimiz dosyalardan, muhtelif meslek mensuplarına aktardıklarından hareketle bir olay kurgulayalım. Adına da üçkağıtçı Ali Bey''in serüveni diyelim.

Ali Bey, günümüzde son derece kolay olan şirket kurma yoluna girsin. Ali Bey, 5 trilyon lira sermayeli şirketi kurmak için izni alır ve şirketini 1 haftada kurar.

Ali Bey şirket kurarken, kimse ona bu 5 trilyonu nereden bulacaksın demez. Nasıl olsa mahkeme denetimi artık yoktur. Sermayenin belli bir bölümünü ödemiş olmayı sağlayan blokaj uygulaması da artık yoktur. Bunlar kaldırılmıştır. Şirketine, sadece ana sözleşmesini okumakla yetiren Sanayi ve Ticaret Bakanlığı izin verir, sözleşmeyi bir daha okuyan Ticaret Sicil Memurluğu tescili yapar. Buraya kadar, kurulacak şirketin adresine gidip bakan dahi yoktur. Zira ''bu incelemeyi yapan Belediyelerden, kuruluş aşamasında tasdikname alınması mecburiyeti de kaldırılmıştır.

Ali Bey, şirketin ana sözleşmesiyle sermayenin dörtte birini üç ay sonra ödeyeceğini, geri kalanını ancak üç yıl içinde şirketine ödeyeceğini taahhüt eder. Ali Bey''in üç ay sonra, dörtte bir sermayeyi ödemeye niyeti yoktur. Gerekirse bunu basit bir muhasebe kaydı ile halledebilir. Nasıl olsa üç ay-beş ay sonra, Ali Bey''e kimse bunu sormayacaktır. Kaldı ki, Ali Bey bu süre içinde çoktan kaybolacaktır.

Ali Bey uyanıktır. Şirketin doğması muhtemel kamu borçlarından sorumlu olmaması için, sermaye ve hisselerin % 95''ini ortağı adına tescil ettirmiştir Kurduğu şirket, limited şirket, müdür de ortağıdır. Ortağı mı kim? Yıllarca yanında çalışan şoförü veya işçisi yahut da çaycısı. Yani, malvarlığı dahi olmayan bir gariban adam. Ali Bey sermayeyi yüksek tutmuştur, belki bu sermayem ile kredi de alabilirim diye.

Burada olayı biraz ciddiye alıp, hiç olmazsa kira kontratının bir nüshasını alıp, yoklama memuru aracılığı ile adresini kontrol eden, vergi dairesidir. Ancak onu da aldatmak, izi kaybetmek son derece kolaydır. Neticede vergi dairesi, 5 trilyon olmayan sermayeli bu şirkete 1000 adet fatura bastırma ve kullanma iznini verir. Bu izin verilirken, neyi nerede nasıl üretip satacaksın veya 1000 faturalı işi nasıl yapacaksın diye kimse sormaz. Artık soramaz da, çünki izin de kaldırıldı.

Artık Ali Bey, 5 trilyon ödenmemiş sermayeli muteber bir şirketin, hukuken dış görünüş itibariyle geçerli faturalarını, komisyon karşılığı kesmeye hazırdır. Ali Bey''in bavulu da hazırdır. Aslında bavulu hazırlamasa da olur. Çünki nasıl olsa,sorumlu müdür, kendisi dğildir.

Yıllar sonra olay ortaya çıkar, gariban müdür cezaevine kısa bir süre için girer, Maliye Bakanlığı bu şirketi naylon faturacı olarak listesine alır. Ancak, diğer mükelleflerin beyannamelerini imzalayan veya tasdik eden serbest yahut yeminli mali müşavirler Ali Bey''in şirketine ait faturaları, listede, görmedikleri için atlayabilirler. Zira Maliye Bakanlığı''nın bu listeleri gizlidir. Mali Müşavirlerin bu listelere bakmaları, üç kağıtçıları bilmeleri ve tanımaları, Maliye Bakanlığı''nca hoş karşılanmaz. (Not: Duyduğumuz kadarı ile bugünlerde bu listenin bir örneği TÜRMO''ya verilecekmiş. Dün niye verilmedi diye sormuyoruz. Çünki bugün neden verildiği sorusu ortaya zorunlu olarak çıkıyor).

Buraya kadar anlatılanlar, naylon fatura olgusunun arkasında yatan sorunların sadece bir kısmına örnek. Bunları yazmaktaki maksadımız, mevzuattaki bu boşluk ve yetersizliklerin tartışmaya açılması. Şu anda idare, sivrisiniklerle uğraşmaya çalışıyor, görüntüsünde. Oysa bataklıklar kurutulmadan bu mücadele ne kadar başarılı olabilir ki.

Mükellefleri vergiden kaçmaya iten ağır vergi yükü, vergi tabana yayılarak ve vergi dışı kalan konu ve kesimler kapsam içine alınarak süratle hafifletilmelidir. Bugün tahmini 30 milyara araba alan, yaklaşık 13 milyarı vergi olarak ödüyor. 100 milyar kâr eden tüccar yaklaşık 50 milyar vergi veriyor. Bu tüccar bir şirketse, kârının % 60''ını vergiye veriyor. Aldığımız sigara ve benzinin içindeki vergi, aslının bedelinin üzerinde. Bu yükler tartışılmasa da ek vergi peşinde koşuluyor. Vergi mevzuat ve

yükünün artık gözden geçirilmesi gereklidir.

Bu arada Sanayi ve Ticaret Bakanlığı''nın, Maliye Bakanlığı ve ticari yaşamın diğer ilgili kurum ve kuruluşları ve ilgili meslek odalarının da işbirliği ile ticari yaşamın ekonomik birimlerini yeniden düzenlemesi, disipline etmesi zorunludur.

Görüldüğü gibi, mali polisin çabaları, vergi inceleme elemanlarının gayretleri tek başına yetmiyor. Naylon fatura olgusunun üzerine, Devletin bir bütün olarak gitmesi, konuyu tüm yönleri ile değerlendirip sağlıklı bir hukuki alt yapı oluşturarak, bütün yolları kapaması gerekiyor.

Bu arada Ali Bey''i unuttuk. Ne mi yapıyor? Yeni bir şirketi, kuruyor.