Kaydet
a- | +A

Bir süredir köşemizde, ticaret hukuku konularına ağırlık veriyorduk. Şirketler hukukunun inceliklerini aktarmaya çalışıyorduk. Ancak, özellikle, muhtelif vergilerin beyan dönemlerinin gelmesi, yaz aylarında vergi kanunlarında yapılan değişikliklerin yıl sonu itibariyle sonuçlarını doğurmaya yavaş yavaş başlaması dolayısıyla, ticaret hukuku konularını bir kenara bırakıp, yine vergi konusuna dönüyoruz. Bilindiği üzere, Emlak Vergisi Kanununun 8 ve 18''inci maddelerinde, geçen yaz yürürlüğe konulan 4369 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle emlak vergisi oranları; - Meskenlerde binde 4''ten binde 1''e, - Mesken dışındaki binalarda binde 5''ten binde 2''ye, - Arsalarda binde 6''dan binde 3''e, - Arazilerde ise binde 3''ten binde 1''e indirilmişti. Emlak vergisi oranlarında yıl içinde yapılan bu indirimler yanında 4369 sayılı Kanuna göre, 1-1-1999 tarihinden itibaren elden çıkarılacak gayrimenkullerin maliyet bedelini, 1998 yılı genel beyan döneminde beyan edilecek emlak vergi değerlerinin oluşturması esası kabul edilmişti. Bu düzenlemeye göre, gayrimenkulün ne zaman ve kaça alındığı önem taşımaksızın, 1998 emlak vergisi beyanında beyan edilen değer, maliyet bedeli olarak kabul edilecekti. Bu beyandan hareketle hesaplanacak değer ile satış değeri arasındaki farkın belirli tutarı aşan kısmının, Gelir Vergisi Kanunu açısından diğer kazanç ve irat olarak vergilendirilecek olması, emlak vergisi mükelleflerinin büyük bölümünü gayrimenkullerini yüksek değerle beyan etmeye sevk etmiştir. Ancak bu uygulama, özellikle emlak vergisi matrahlarının her yıl kendiliğinden yeniden değerleme esaslarına göre revize edilerek vergi hesaplamasına esas alınmasını öngören düzenleme dolayısıyla, adaletsizliklere yol açmıştır. Öte yandan, bazı belediyelerin mükellefleri yüksek değerler üzerinden beyanda bulunmaya yönlendirdikleri veya re''sen mükellef beyanlarını yükselttiği de uygulamada mükelleflerin mağdur olmalarına yol açmıştır. Bütün bu düzenlemeler, dürüst mükelleflerin mağdur olmasına, eksik beyanda bulunanların ödüllendirilmesine yol açmıştır. Aslında bu sorunların yaşanacağı, daha 4369 sayılı Kanunun yasalaşması sırasında belli idi.Yaşanacak sorunları bu köşede dile getirdik. Benden başka bir kaç yazar daha bu sorunlara değindi. Nihayet, Türk Vergi Sistemini yaz-boz tahtasına çeviren, deneme-yanılma yöntemi ile vergi toplamaya çalışan anlayış, kısmen de olsa hatasını gördü. Uygulamada ortaya çıkan bu sorunların giderilmesi amacıyla, 4444 sayılı Kanun ile dileyen mükelleflere beyanlarını yenileme imkanı sağlandı. Diğer taraftan, aynı Kanun ile mükelleflerin beyan ettikleri matrahların, her yıl, yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılması esası getirildi. Bu defa Harçlar Kanunu ile arada farklılık çıkarıldı. Anayasaya aykırı olduğuna inandığımız adaletsizlik ortaya çıktı. Neyse bu adaletsizliği, gelecek yazılarımıza bırakıp, bu yazımızda, beyanların nasıl yenileneceğine dönelim. Beyanların

yenilenebileceği süre 1998 genel beyan dönemi veya 1998 yılında ortaya çıkan ve vergi değerini tadil eden nedenlerle emlak vergisi beyannamesi veren mükelleflerden dileyenler 1/11/1999-31/12/1999 tarihleri arasında yeniden beyanda bulunabileceklerdir. Beyanını yenileyebilecek mükellefler 4444 sayılı Kanunun düzenlemesine göre, 1 Kasım 1999 tarihinden başlayarak 31 Aralık 1999 tarihine kadar (bu tarih dahil) sürecek olan özel beyan döneminde; - 1998 yılı genel beyan dönemi nedeniyle (normal süresinde veya ek sürede) beyanname vermiş olan mükellefler ile, - 1998 yılında yeni bina inşa edilmesi veya sair şekilde gayrimenkul iktisap edilmesi gibi vergi değerini tadil eden sebepler dolayısıyla Emlak Vergisi Kanununun 33''üncü maddesi gereğince beyanname vermiş olan mükellefler, diledikleri takdirde yeniden beyanda bulunabileceklerdir. Mükelleflerin gayrimenkullerinin farklı belediye sınırları içinde bulunması ve bunlardan sadece bir belediye sınırları içindeki gayrimenkullere ait beyanlarını yenilemeleri mümkündür. Bu durumda, diğer belediye sınırları içindeki gayrimenkullerin değerlerinin yenilenmesi zorunlu değildir. Bir belediye sınırları içinde bir mükellefe ait aynı nitelikteki gayrimenkuller aynı beyannamede birleştirilerek beyan edileceğinden; beyanını yenilemek isteyen mükellefler, daha önce vermiş oldukları beyannamede bildirdikleri gayrimenkullerin tamamı için beyanda bulunacaklardır. Ancak, bu şekilde beyanını yenileyen mükellefler beyannamelerinde yer alan gayrimenkullerin tamamının değerini yenilemek zorunda olmayıp, sadece daha önce yüksek değer beyan ettikleri gayrimenkullerinin değerlerini değiştirebilecekler ve diğerlerinin değerlerini aynen bırakabileceklerdir. Yeni beyanın sonuçları Beyanlarını yenileyen mükelleflerin beyan edecekleri vergi değerleri, 2000 yılı ve müteakip yıllara ilişkin vergilendirmelerde dikkate alınacaktır. Bu nedenle mükelleflerin yeni beyanları dikkate alınarak 1999 yılı ve önceki yıllar için herhangi bir düzeltme yapılmayacaktır. Öte yandan, beyanlarını yenileyen mükellflerin verecekleri bu beyannmeler, beyan ettikleri gayrimenkullerin vergi değerlerinin değiştirilmesine yönelik olup, bu beyannameler üzerinden eğitime katkı payı alınmayacaktır. Ancak kanun, yeniden verilecek beyannamelerde gayrimenkullerin beyan edilecek yeni değerlerine bir alt sınır çizmiştir. Bu da belli bir hesaplama tekniğini gerektirmektedir. Bu konuyu da haftaya ele alacağız. Ayrıca 17 Ağustos 1999 tarihinde Marmara Bölgesi ve civarında meydana gelen deprem nedeniyle yıkılan, yanan veya tamamen kullanılamaz hale gelen binalar için yapılması gereken işlemleri de gelecek haftaki yazımızda aktarmaya çalışacağız.