Kaydet
a- | +A

Demokrasilerin en önemli özelliklerinden birisi de, yönetimin işlemlerinin şeffaf bir ortamda yapılmasıdır. Zira demokrasi ile gizlilik bağdaşmaz. Gizlilik, giderek totaliter rejimlere, kişilerin haklarının ihlaline yolaçar. Bir başka anlatımla demokrasilerde, kamuyu ilgilendiren özelleştirme, ihale gibi her işlem, kamuoyunun gözü önünde yapılır. İşlemlerin oluşumundan sonuçlanmasına, sonuçlandıktan sonra da bu sonucun izlerinin takibine kadar her aşamada kamuoyu doğru bir şekilde bilgilendirilir, denetim sonuçları ve istatistikler hızla yayınlanır. Kamuyu ilgilendirmeyen memur ataması gibi işlemlerin ise ilgisinin bilgisi altında gerçekleştirilir. Batı toplumlarında kamuoyunun bilgilendirilmesinde en büyük araç, internettir. Basın mensupları, akademisyenler, araştırmacılar, öğrenciler diledikleri bilgilere, internet ortamında hızla ulaşabilirler.

Yönetimin kamuoyunu bilgilendirmesi görevi, hiç şüphesiz sınırsız değildir. Ulusal güvenlikle ilgili konular, kişilerin özel hayatlarına ilişkin bilgi ve veriler, açıklanmaz veya açıklanamaz.

Yönetimin kamuya açık olması, bir başka deyişle şeffaf olmasının en büyük önemi, bu yolla yolsuzlukların önüne geçilmesinde veya asgariye indirilmesinde kendisini gösterir. Zira bir toplumda yolsuzlukların artması veya yaygınlaşması bazı önemli sorunları da beraberinde getirir. Yolsuzlukların yaygın olduğu toplumlarda, yönetim etkinsizleşir, devlete güvensizlik başlar, kamu kaynaklarının israfının önüne geçilemez, politik istikrarsızlıklar başgösterir, yabancı sermaye ve yatırımcıların cesareti kırılır.

Demokratik toplumlarda yönetimin kamuoyunu doğru ve hızlı bilgilendirme yükümlülüğü madalyonun bir yüzü ise, diğer yüzü kamunun veya bireyin bilgi edinme hakkıdır. Kamuoyunun bilgi edinme hakkının olmadığı yerde, yönetimin sorumluluğundan da sözedemeyiz. Zira kamuoyunun bilgi edinme ve isteme hakkının bulunmadığı toplumlarda, yönetimin bilgiyi manipüle etme, istediği şekilde kullanma ve hatta saptırma olanağı doğar, keyfilik yolu açılır.

Kamuoyunun bilgi edinme hakkını kullanımında, tek tek bireylerin bilgi sormasından ziyade sivil toplum kuruluşlarının bilgi isteme ve değerlendirme hakkından sözedilir.

Kamuoyunun bilgi edinme veya talep etme hakkı bakımından, Türk Hukukunun yeterli düzenlemelerle donatıldığı söylenemez.

Konuya bireysel olarak baktığımızda, memurların kendi sicil dosyalarını, mükelleflerin vergi idaresindeki dosyalarını dahi inceleme olanağına sahip olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Sivil toplum örgütlerimizin ise, hukuksal düzenlemelerimizle tanınmış böyle bir hakkı yoktur. Bugün, merkezi Ankara''da bulunan "Vatandaşın Vergisini Koruma Derneği"nin dahi, idareye kamu gelirlerinin harcanma yerlerini sorma hakkı yoktur. Sorarsa, cevap alabilmesi idarenin takdir ve lütfuna bağlıdır.

Ülkemizde demokratikleşme ve yolsuzlukların önüne geçme yolunda atılacak en önemli adım, şeffaflığın ve bilgi edinme hakkının Anayasa ile tanınmasıdır.

Şimdi MERNİS projesi kapsamında bütün vatandaşlarımıza bir numara veriliyor. Önümüzdeki bir-iki ay içerisinde herkes, internet üzerinden kendi numarasını öğrenebilecek. Bu vatandaşlık numarası, önümüzdeki birkaç yıl içinde, kişinin vergi ve sosyal güvenlik işleri, emniyet takibi, memuriyet sicili, gayrimenkul veya taşıt alımı gibi mal edinmesi, şirket hissedarlığı, sabıka kaydı şeklindeki hemen her konuda kullanılır hale gelecek. Dolayısıyla İdare bu numarayı bilgisayara girmek suretiyle vatandaşın bütün geçmişini, ekonomik durumunu ve ekonomik veya belki de siyasal ilişkilerini görebilecek. Peki vatandaş, kendisi ile ilgili bu bilgileri görebilecek mi? Kendisi ile ilgili bilgileri göremeyen kişiler, kendisi ile ilgili olarak kasden veya hatayla da olsa yazılacak yanlış bilgilere karşı hukuki haklarını nasıl kullanacak?

Böyle bir hatanın olmayacağını veya olamayacağını kimse söyleyemez. Hemen her devlette adli hataların dahi olduğuna ve insanların suçsuz yere hapis yattıktan veya -Amerika''da Sacco- Vanzetti olayındaki gibi idam edildikten sonra suçsuzluklarının anlaşıldığına dair haberler, basında pek sık yer almaktadır. En çağdaş devletlerde dahi adli hatalar vuku bulurken, vatandaşı bilgisayar ortamında izlemeye yönelik olarak hayata geçirilmeye çalışılan sistemimizde hata olmayacağını veya yanlış bilgiye yer verilemiyeceğini kimse savunamaz. Bu sebeple, kişileri, bilgisayar ortamında tutulacak kayıtlara karşı koruyacak hukuki tedbirler alınmadan, bu konudaki yasal koruma sağlanmadan bu projenin hayata geçirilmesi sakıncalıdır.

Batı demokrasilerinde demokratik hayatın oluşumu ve hukuk devletinin yaşama geçirilmesinde önemli noktalardan biri olarak kabul edilen şeffaflık ve bireyin ve/veya kamuoyunun bilgi isteme hakkının, Avrupa Birliği''ne girmeye çalışan ülkemizde de süratle değerlendirilmesi gereken konulardan biri olduğu açıktır.

Zaten, sivil toplum örgütlerinin bilgi isteme hakkı olsa idi, her şey kamuoyunun gözleri önünde olsa idi, yıllardır yapamadığımız harcama reformu, kendiliğinden oluşmaz mıydı, banka yolsuzlukları ve hortumlamaları bu derece olur muydu, kamu gelirleri yerlerine ulaşmıyor, çarçur oluyor görüşü toplumda yayılır mıydı?