Kaydet
a- | +A

Kısaca ve kabaca "bir ülkenin siyasi sınırları içinde olmakla birlikte gümrük sınırları dışında kalan, çeşitli amaçlarla kurulabilen ve bu amaçlara hizmet eden faaliyetlerin ev sahibi ülkenin diğer yörelerine göre daha çok teşvik edildiği bölgeler" şeklinde veya "tüketim ve ara yatırım mallarının gümrük denetimi olmaksızın girdiği, işlendiği, üretildiği, korunduğu ya da yeniden ihraç olunduğu, ulusal sınırlar içinde kalan, ancak gümrük sınırları dışında kabul edilen liman veya bölge" şeklinde tanımlanan serbest bölgeler, ülkemizde 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu''na göre kurulmakta ve işletilmektedir.

Serbest bölgelerdeki faaliyetler ve oralarda elde edilen kazançlar, pek çok istisna hükmü ile korunmuş ve teşvik edilmiştir. Bu yazımızda, serbest bölgelerdeki faaliyetlerden sağlanan kazanç veya kâr paylarına tanınan teşvikleri, bir başka deyişle vergi istisnalarını aktarmaya çalışacağız.

3218 sayılı Kanuna göre, serbest bölgeler gümrük hattı dışında sayılır (md. 6/1) ve bu bölgelerde vergi, resim, harç, gümrük ve kambiyo mevzuatlarına ilişkin hükümler (md. 6/2), fiyat, kalite ve standartlara ilişkin hükümler (md. 4), sosyal güvenlik mevzuatı hükümleri (md. 10), ihale mevzuatı, yabancı sermaye mevzuatı, Sayıştay mevzuatı, pasaport mevzuatı hükümleri uygulanmaz. Bunlar gibi uygulanmayacak çeşitli mevzuat hükümleri, anılan Kanunla tek tek belirlenmiştir.

Serbest Bölgeler Kanunu''nun 6/son maddesine göre, "Türkiye''deki tam ve dar mükellef gerçek ve tüzel kişilerin serbest bölgedeki faaliyetleri dolayısıyla elde ettikleri kazanç ve iratlar, Türkiye''nin diğer yerlerine getirildiğinin kambiyo mevzuatına göre tevsiki halinde de, gelir ve kurumlar vergisinden istisnadır. "Bu fıkranın gerekçesi ise, "Tam ve dar mükelleflerce serbest bölge faaliyetleri nedeniyle elde edilen ve bölgede vergilerden muaf olan kazançlarının ve diğer gelirlerin Türkiye''nin diğer kesimlerine getirilmesi halinde de Gelir ve Kurumlar Vergilerinden muaf olacağı belirtilmektedir," şeklindedir. Kısaca anılan maddeye göre, serbest bölgelerde edinilen kazanç, gelir ve/veya kurumlar vergisine tabi değildir. Öte yandan, şirketlerin bu bölgelerde elde ettikleri kazançlarını, Türkiye''ye getirme zorunlulukları yoktur. Serbest Bölgede, bir şubesi veya işyeri vasıtasıyla faaliyette bulunan bir sermaye şirketinin, oralarda oluşan kazancını, Türkiye''ye getirmesi halinde, bu kazancını Kurumlar Vergisine tabi tutmayacaktır. Zira, kurumun serbest bölgede elde ettiği kazanç, kurumlar vergisinden istisnadır. Öte yandan, serbest bölgede edinilen ve getirilen kazançlar üzerinden, Gelir Vergisi Kanunu''nun 75/4. maddesi uyarınca, gelir vergisi kesintisi de yapılmayacaktır. Nitekim, Maliye Bakanlığı''nın 50 seri no''lu Kurumlur Vergisi Genel Tebliği''nde açıkladığı görüş de bu yöndedir. Serbest bölgede faaliyette bulunan bir anonim veya limitet şirketin, orada elde ettiği kazancı Türkiye''ye getirmesinden sonra, kâr dağıtımı yapması halinde, dağıtılan kâr payının tabi olacağı vergilendirme, rejimini ortaklarının statüsüne göre ayırım yaparak incelemek gerekir. Serbest Bölgedeki şirketin ortağının, bir başka kurum olması halinde, kâr payını alan kurum açısından bir sorun yoktur. Zira alınan kâr payı, Serbest Bölgeler Kanunu''nun anılan hükmü uyarınca istisna olacak ve vergi dışı kalacaktır. Bu kâr payı üzerinden gelir vergisi kesintisi de hesaplanmayacaktır.

Bilindiği gibi, 3218 sayılı Kanundan çok sonra yürürlüğe giren 3946 sayılı Kanunla Gelir ve Kurumlar Vergileri Kanunlarında yapılan değişikliklerle tam mükellef kurumlardan alınan kâr payları, toplama kuralları doğrultusunda, yıllık gelir vergisi beyannamesinde -vergi alacağı ile birlikte- beyan edilecek gelirler kapsamına alınmıştır. Bu değişiklik, serbest bölgede faaliyette bulunan tam mükellef kurumların, buralarda elde dağıtmaları halinde, gerçek kişi ortaklar tarafından gelir vergisi edilip edilmeyeceği tartışmasının doğumuna yol açmıştır. Maliye Bakanlığı (...) bir kurumun serbest bölgelerde elde edilen kazançlarını ortaklara kâr olarak dağıtılması halinde, kurumun kazancının tamamen veya kısmen serbest bölgelerdeki faaliyetlerinden elde edilip edilmediğine bakılmaksızın bu kâr paylarının, elde eden (tam mükellef) gerçek kişiler tarafından Gelir Vergisi Kanunu hükümleri çerçevesinde menkul sermaye iradı olarak beyan edilmesi gerekmektedir. Tam mükellef olan bu kurumlardan elde edilen kâr paylarının beyan edilmesi halinde vergi alacağı da hesaplanacağı tabiidir" açıklamasını yapmıştır.

Öte yandan özellikle şirket merkezi serbest bölgede bulunan veya bütün kazancı serbest bölgede oluşan şirketlerin oradan dağıtacakları kâr paylarının ise, elde eden gerçek kişiler nezdinde gelir vergisine tabi tutulması kanaatimizce mümkün değildir. Aynı şekilde serbest bölgelerde, bir gerçek kişinin fert firması veya şahıs şirketi şeklinde doğrudan faaliyette bulunması halinde; kişinin oradan sağlayacağı kazanç, Türkiye''ye getirilse dahi vergiye tabi olmayacaktır.

BİR DUYURU 1999 yılı Emlâk Vergisinin nasıl hesaplanacağını geçen yazılarımızda açıklamıştık. Kısaca, gayrimenkulün geçen yıl beyan edilen değerinin % 77.8 fazlası üzerinden yeni emlâk vergisi oranlarına göre (binalarda binde 2, konutlarda binde 1, arsalarda binde 3, arazilerde binde 1) hesaplanacak verginin, 1999 yılı vergisini oluşturacağını yazmıştık. Ancak pek çok okuyucum, bazı belediyelerin, geçen yılki değerin değil, geçen yılki verginin % 77.8 fazlasını talep ettiklerini ve almaya çalıştıklarını bildirmişlerdir. Bu yanlıştır. Özellikle geçen yıl, eski orandan vergi ödeyenlere yapılan bir haksızlıktır. Böyle bir haksızlığa zorlanan okuyucularımızın Defterdarlıklardan alacakları muktezalar ile Belediye idarelerine müracaatlarında yarar vardır. Zaten uygulamanın bu yönde olacağı, Maliye Bakanlığı''nca 18.8.1998 tarih ve 30048 sayılı yazı ile bütün belediyelere duyurulmak üzere İçişleri Bakanlığı''na bildirilmişti. Demek ki, idareler arası yazışmalarda bazı aksamalar olmuş.

NOT: TGRT FM''de Mehmet Canıtatlı tarafından hazırlanarak 28 Mayıs 1999 cuma günü saat 14.00''de yayımlanacak olan "Dünya Dönerken" adlı programda, değerli dinleyicilerimizin Emlâk Vergisine ait sorularını canlı yayında cevaplayacağım. Değerli okuyucularımız da emlak vergisi konusundaki sorularını 0212 652 38 83 veya 653 35 04 numaralı telefondan yayın esnasında arayarak sorabilirler.