Kaydet
a- | +A

Anayasamızın 73. maddesi vergi konusuna ayrılmıştır. Bu maddenin öngördüğü vergilendirme ilkelerinden biri eşit vergilemedir. Anayasa bunu, "herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür" demek suretiyle belirtmiştir. Bu ilkeye göre, kısaca, herkes, mali gücüne göre vergi ödeyecektir. Bu ilke kişiler kadar, devlete de yöneliktir. İlkenin devlete yönelik anlamı, "herkesten, mali gücüne göre vergi alacaksın" biçimindedir.

Eşitlik ilkesi, soyut anlamı ile herkesin yasa önünde, yargı mercilerinde eşit olmasını ifade eder. Eşitlik, mali güç ilkesi ile birlikte yorumlandığında, adalet ilkesini karşımıza çıkarır. Doktrinde ve uygulamada adalet, yatay ve dikey adalet biçiminde iki ayrı anlamda karşımıza çıkmaktadır. Yatay adalet, eşit mali güçte olanların vergiyi eşit ödemelerini, dikey adalet ise mali gücü fazla olanların az olanlara nazaran daha yüksek vergilendirilmelerini gerekli kılar.

Ancak uygulamada bu teorik açıklamaların her zaman tam olarak karşımıza çıktığını görmek zordur.

Vergilemede eşitliği ve adaleti zedeleyen faktörlerin birincisi, vergi kanunlarında yer alan istisna ve muafiyetlerdir. Zira muafiyetler, bazı mükelleflerin, istisnalar ise verginin konusuna giren bazı olayların vergi dışı kalması sonucunu doğurur ve eşitlik ile adalet ilkelerini zedeler. Bu sebeple, Kanunlarda yer alan istisna ve muafiyetlerin bazıları, Anayasal düzenlemelerin gereğidir. Örneğin gelir vergisi kanununda yer alan sakatlık indirimi, Anayasamızda yer alan sakatların korunmasına ilişkin emrin, yatırım indirimi ile ilgili düzenlemeler Anayasamızda yer alan ekonomik kalkınma ile ilgili emrin, telif kazançlarına ilişkin düzenlemeler, Anayasamızda yer alan sanatın teşviki ve sanatçıların korunmasına ilişkin emrin bir sonucudur. Ancak bu şekilde bir Anayasal dayanağa sahip olmayan, sadece günün siyasi düşünceleriyle vergi kanunlarına girmiş bulunan istisna ve muafiyetlerin vergi kanunlarından ayıklanması gerekmektedir. Zira bu şekildeki istisna ve muafiyetler, vergi adaletini zedelemektedir.

Vergi adaletini ve vergilendirmede eşitliği zedeleyen bir diğer önemli faktör de, vergi incelemelerinin yetersizliğidir. Zira, bu yetersizlik, vergi kanunlarının mükellef nezdinde tam olarak uygulanıp uygulanmadığının kontrolünün azlığı sebebiyle, vergi kayıp ve kaçaklarının artmasına yol açmaktadır. Vergi denetim oranının düşüklüğü ise, yakalanma ihtimalinin düşüklüğü olarak yorumlanmaya başlandığında, vergi kaçırma veya vergiden kaçınma için bir teşvik haline dahi dönüşebilmektedir. Ülkemizde inceleme oranının % 2 ilâ 2.5 aralığında olduğu düşünülürse, durumun ürkütücülüğü daha da ortaya çıkacaktır. "Kimsenin vergisini tam olarak ödemediği bir yerde ben niçin tam olarak ödeyeyim" veya "kim, ne zaman yakalayıp inceleyecek ki, ben bu riski alırım" mantığının yaygınlaşması, aynı zamanda Devletin Kanun hakimiyetinde veya idarenin kanunları uygulama işlevinde sahip olduğu saygınlığın yitirilmesine yol açar. Oysa bir hukuk devletinde, bu saygınlığın korunması bir temel noktadır. Gerçekleri konuşmak gerekirse, kimse gönüllü olarak ve içinden gelerek vergi ödemez. Vergiyi, Devlet otoritesi ile alır. Bu da Devletin, devlet olmasının bir doğal sonucudur.

Vergi adaletini zedeleyen ve vergi kayıp ve kaçaklarının artmasına yol açan, en önemli faktör ise vergi aflarıdır. Vergide, vergi suçlarında af beklentisi, vergi kayıp ve kaçaklarının artmasının, tahakkuk eden vergilerin ödenmemesinin bir teşvikçisidir. Ülkemizde belli aralıklarla çıkan vergi aflarını içeren Kanunlar da, bu beklentileri arttıran bir faktördür. Bu beklentinin ortadan kaldırılması, vergi kayıp ve kaçaklarının azaltılması açısından son derece önemlidir.

Anayasamızın çeşitli hükümlerinin hukuk devleti ilkesi doğrultusunda değiştirilmesi gereğinin, YÖK veya RTÜK gibi kurumların Anayasa''da yeniden düzenlenmesi gereğinin sıkça dile getirilmesi, Sayın Cumhurbaşkanımızca dahi pek çok konuşmasında bu gereğe işaret edilmesi, önümüzdeki günlerde bir Anayasa değişikliği yapılabileceği ihtimalini gündeme getirmektedir. Biz de bu sebeple, vergi kayıp ve kaçaklarının önlenmesine yönelik bir Anayasa değişikliği önerisinde bulunalım istedik.

Yapılacak bir Anayasa değişikliği sırasında, Anayasa''nın vergiye yönelik 73. maddesine "Vergi ve Vergi suçlarına yönelik af kanunu çıkartılamaz" biçiminde bir fıkra eklenmesi, kamu gelirlerinin tahsilinde olumlu bir etki yapacağı gibi, zaman zaman ve özellikle seçim arefelerinde bazı siyasetçilerin vergiyi seçim malzemesi olarak kullanmalarına da engel olacaktır.