Yeniden değerleme müessesesi, işletmelerin amortismana tabi iktisadi kıymetlerinin enflasyondan kaynaklanan değer kayıplarının giderilmesi ve iktisadi kıymetlerin bilançolarda gerçek değerleri ile görünmesini sağlamak amacıyla ihdas edilmiştir.
Bilanço kurallarına göre işletmelerin iktisadi değerleri, bilançolarda alış tarihindeki maliyet bedeli ile yer alır. Bu da, işletmelerin çok uzun süreler önce satın aldıkları değerlerin bilançolarda, özellikle yüksek enflasyon yaşanan yılların da etkisi ile komik bedellerle durmasına yol açmaktadır. Örneğin bir işletmenin 4 yıl önce 3 milyara aldığı bir arabanın değerinin, 0 km. olarak düşünürseniz 15 milyara gelmesine, bu arabanın ikinci el değerinin ise 8 milyar olmasına rağmen, bilançolarda yine 3 milyar olarak gözükmesini önlemek amacıyla, Vergi Usul Kanunu''nda "yeniden değerleme müessesesi" oluşturulmuştur.
İşletmelerin yeniden değerleme işleminin yapılması, yeniden değerleme oranı olarak adlandırılan bir oranla, iktisadi kıymetin çarpılması şeklinde gerçekleşmektedir. (Konunun uzmanları için hemen söyleyeyim; yeniden değerleme oranı ile amortismanların çarpılması ve yeni değerden amortisman ayrılması gibi teknik ayrıntıya konumuzla ilgisi olmaması dolayısıyla girmiyorum).
Ancak günümüzde yeniden değerleme oranı, sadece işletmelerin iktisadi kıymetlerinin değerlerinin gerçekçi değerlere yükseltilmesi için kullanılır olmaktan çıkmış, vergi mevzuatımızın da güncelleştirilmesi için kullanılan bir oran haline gelmiştir. Birçok vergi kanununa, oran, tarife yahut istisnalarla ilgili düzenlemelerinin, her yıl yeniden değerleme oranı kadar arttırılarak uygulanacağı yolunda hükümler konulmuştur. Böylece, vergi mevzuatının öngördüğü oran, had, tarife, sınır gibi ekonomik değerlerinin enflasyon karşısında otomatik güncelleştirilmesi sağlanmıştır.
Her yıl yeniden değerleme oranına bağlı olarak yapılacak güncellemeden etkilenecek vergi düzenlemelerini önemlileri itibariyle bir liste olarak saymak mümkündür.
-Motorlu Taşıtlar Vergisi: Vergi tarifesi her yıl yeniden değerleme oranı kadar artar.
-Taşıt Alım Vergisi: Vergi tarifesi her yıl yeniden değerleme oranı kadar artar.
-Emlâk Vergisi: Emlâk değerleri her yıl yeniden değerleme oranının yarısı kadar artar, dolayısıyla ödenecek vergi yükselir.
-Maktu Harçlar: Harç tutarları her yıl yeniden değerleme oranı kadar artar. Ayrıca gayrimenkul satışında harç hesabında gayrimenkulün emlâk vergisi değeri, yeniden değerleme oranı kadar arttırılarak dikkate alınır.
-Damga Vergisi: Maktu damga vergisi tutarları her yıl yeniden değerleme oranı kadar artar.
-Veraset ve İntikal Vergisi: Bu vergiye ait istisna tutarları, her yıl yeniden değerleme oranı kadar artar.
-Gelir Vergisi: Bu verginin tarifesindeki dilimler her yıl yeniden değerleme oranına göre yeniden düzenlenir. Ayrıca, konut kiralarında istisna, beyan edilecek menkul veya gayrimenkul sermaye iratlarına ilişkin sınır, ücretlilere ödenecek yemek paralarına ilişkin istisna tutarı, yeniden değerleme oranından etkilenir. Yatırım indiriminde endeksleme uygulaması, yine bu orana göre yapılır. Menkul sermaye iratlarında, enflasyondan arındırma oranı olarak tanınan indirim oranının belirlenmesinde de yeniden değerleme oranı rol oynar.
-Vergi Usulü: Fatura-fişi kesme sınırı, amortismana tabi tutulması gereken iktisadi kıymetlerin belirlenmesinde alt sınır, usulsüzlük cezaları gibi pekçok tutar, oran veya had, her yıl yeniden değerleme oranı kadar artar.
Görüldüğü gibi yeniden değerleme oranı, sadece işletmeleri ilgilendiren bir oran olmayıp, işçi, memur, emekli gibi hemen herkesi ilgilendiren bir orana dönüşmüştür.
O halde, bu son derece önemli olan nasıl saptanır, sorusunun da irdelenmesi gerekir.
Bu oranın nasıl hesaplanacağı, Vergi Usul Kanunu''nun mükerrer 298. maddesinde gösterilmiştir. Maddeye göre, yeniden değerleme yapılacak yılın ekim ayında (bu ay dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre, Devlet İstatistik Enstitüsü''nün Toptan Eşya Fiyatları Genel İndeksinde meydana gelen ortalama fiyat artışı oranıdır.
Kanunun öngördüğü, hesaplama yöntemi son derece açıktır. Bu sebeple, Maliye Bakanlığı''nın yeniden değerleme oranını tespit yetkisi olmadığı, sadece kanunla belli hesaplama yöntemini uygulayarak bulduğu sonucu açıklama yetkisinin bulunduğundan söz edilir. İdare hukuku deyimlerine göre, Maliye Bakanlığı''nın burada bir takdir yetkisi yoktur, yetkisi bir bağlı yetkidir.
Ancak geçmişte zaman zaman Bakanlık, bu yetkisini farklı hesaplama formülleri ile kullanmıştır. 12 aylık TEFE değerlerinin aritmetik ortalamasının, geçmiş yılın aritmetik ortalamasına bölünmesi gibi bir formül kullanılmıştır. Oysa bu formüle, katılmak güçtür.
Şu anda bu konuda bazı basın organları, 2000 yılı yeniden değerleme oranının % 55 olacağını öngörerek, gelecek yıl vergilerin % 55 artacağını yazmaktadır. Oysa Kanuna göre hesaplama yapıldığında, oran yaklaşık % 41 çıkmaktadır. Zaten, % 40-45 aralığında olması beklenen enflasyon oranına karşılık, % 55 oranı pek mantıksal durmamaktadır.
Maliye Bakanlığı''nın, yeniden değerleme oranını açıkladığı Genel Tebliğlerinde, bu oranı hangi hesaplamayla belirlediğini de açıklamasında yarar vardır. Zira oran konusu, vergi yükünü etkilediğinden, pekçok kişi tarafından yargı mercilerine taşınacak gibi görünmektedir. Konunun, vatandaşın cebindeki parasının hazineye aktarılması olunca, hukukun önemi bir kere daha öne çıkmaktadır.
NOT: Yeniden değerleme konusundaki çelişik uygulamalara ve yeniden değerleme oranının hesaplanmasına ilişkin ayrıntılı bilgi edinmek isteyen okurlarımız, Dr. Mustafa Çelen''in Yaklaşım Dergisi''nin 92. sayısında -Ağustos 2000- yayımlanan "Yeniden Değerleme Oranının Hesaplama Yöntemi ve Karşılaşılan Sorunlar" adlı çalışmasından yararlanabilirler.
Soru ve görüşleriniz için fax: 0212 211 99 52

